Yine Gaziantep Heyecanı

Oğlumun doğumundan sonra, üç sene boyunca evde geçen günlerin ardından tekrar iş hayatına dönünce tüm dengem alt üst oldu. Sabahları çok erken kalkma ve bütün gün bilgisayar başında çalışmanın ardından eve gelince yemek hazırlıkları vs. derken günler çok çabuk geçti. Evde geçen üç yıl boyunca yapmadığım, tam işe başlayınca bir de uzaktan yüksek lisansa başladım. Eve ne kadar yorgun gelsem de akşamları ders çalışmam gerekiyordu. Bir hafta sisteme girmesem dağ gibi yükselen okumamı, izlememi bekleyen dosyalar yüzünden blogtan çok uzak kaldım. Yeni bir iş ve yeni sorumluluklar yüklensem de bu süreçte en güzeli Deniz’in de benimle okula başlamasıydı. Benim çalıştığım [ ... ]

Gezgin Konuk: Krakow

Gezgin Konuk bölümünde bu seferki konuğum, Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik ABD’dan Doç. Dr. Ahmet Akın. Yüksek lisansta tanıştığım değerli hocam da gezgin çıktı:) Gezdiği birçok yerden bir tanesini benim için yazdı. İşte, Ahmet Hoca’nın kaleminden Krakow yazısı: Krakow’a 2013 ağustos ayında eşim ve oğlumla gittik. Krakow’a Prag’tan gece treniyle yaklaşık yedi saatlik bir yolculukla varılıyor. Yani hem Prag’a hem de Krakow’a aynı tatilde gitmek isteyenler için iyi bir haber. Ki bence ikisine de aynı tatil sürecinde gidilmesi gerekir. Krakow’da gezdiğim ve hayran kaldığım bazı yerlerden söz etmek istiyorum. 1. Wieliczka Tuz Madeni: Krakow Tren İstasyonu’ndan neredeyse saat başı olan trenlerle gidilebilir. Yaklaşık [ ... ]

Meriç Kıyısı ve Karaağaç

Edirne’ye gittiğimiz ilk gün, otelde biraz dinlendikten sonra Meriç kıyısı ve Karaağaç bölgesine gittik. Edirne’nin içinden iki nehir geçiyor; biri Meriç diğeri de Tunca Nehri. Tunca, aslında Meriç’in bir kolu, ince ve uzun nehir yan duran bir U şekli yaparak şehir merkezini sarıyor. Şehir merkezinden biraz dışarı çıkmak istense, önce bu nehrin üstündeki tarihi ve taş köprülerden geçmek gerekiyor; kimileri kısacık, kimileri uzun… Taş köprüler dışında yeni yapılmış köprü görmedim. Meriç kıyısına gitmek için ise, önce Tunca üstündeki Tunca Köprüsü’nden, hemen devamında da Meriç üstündeki Meriç (Mecidiye) Köprüsü’nden geçmek gerekiyor. Meriç, eni daha geniş olan bir nehir ve Yunanistan’la da sınırımızı oluşturuyor. Meriç kıyısında yan [ ... ]

Mimar Sinan Eserlerinin Peşinde… Vol.4

SELİMİYE CAMİ Edirne’deki ikinci günümüzde, oteldeki kahvaltıdan sonra yola çıktık ve Mimar Sinan’ın “ustalık eserim”, “başyapıtım” dediği Selimiye Camisi‘ni görmeye gittik. Edirne’de şehrin girişinde, dört minaresiyle her yerden görünen bu muhteşem eser, 2011 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesi‘ne alınarak ülkemizden bu listeye giren onuncu varlık oldu. 1569-1575 yıllarında Sultan II. Selim tarafından yaptırılan bu eser, Mimar Sinan’ın her yaptığı işte, kendini aşma, daha iyisini yapma çabalarının sonucu olarak Osmanlı mimarisinin başyapıtlarından biri olarak anılıyor. Üstelik bu eseri yaptığında 80’li yaşlarındaydı. 31,50 metre çapındaki kubbesi, sekiz fil ayak üstünde taşınan; 71 metreye yakın dört minaresi ve onaltıgen şadırvanı, çini, ahşap, mermer oyma ve kalem [ ... ]

Edirne Gezi Planı

Oğlumun doğumuyla birlikte, aktif iş hayatını bırakalı üç yılı geçti. Eşimin işi nedeniyle tatil yapamadığımız, bayram sonrası ben de yeniden işe başlayacağım için bayram tatili bize çok iyi geldi. Tatil kısa olduğu için yakın bir yerlere gidelim diye düşünürken, uzun zamandır gitmek istediğimiz Edirne, bizim için en iyi seçenek oldu. Güzel bir otel ayarlayalım, hem keyif yapalım hem de Edirne’yi kültürel olarak tanıyalım istedik. Ramazan boyunca, zaten Kumburgaz’da annemlerde olduğumuzdan bizim için yol çok daha kısaydı; hemen TEM yoluna girip ortalama 110 km. ile 2 saatte Edirne’ye vardık. Arabayla ulaşım çok rahat, yollar düzgün ve trafik yok. Yol boyu ayçiçeği tarlaları [ ... ]

Karpaz Milli Parkı

Kıbrıs’ı nasıl bilirsiniz? Kıbrıs deyince aklınıza ilk gelenler neler? Beş yıldızlı oteller ve gasinolar dışında Kıbrıs’ı tanımak isterseniz, okuyucularımdan Simge Engelkıran, Kıbrıs’ın az bilinen bir bölgesi hakkında keyifli bir yazı yazdı. Doğa ile baş başa kalmayı seven, aynı zamanda bol bol fotoğraf çekmeyi tatil için öncelik belirleyenlerdenseniz hadi plan yapmaya başlayın. Karpaz’a toplu taşıma ile gitmenin tek yolu turizm şirketlerinin yapmış olduğu günü birlik turlardır; fakat gezgin ruhunuz kalabalık meraklı turistlerle birlikte yolculuk etmek yerine, yalnız keşfetmeyi tercih ediyor ise, o zaman araba kiralamanızı ya da taksiyle gitmenizi öneririm. Lefkoşa’dan Kıbrıs’ın en kuzeydoğu ucuna yani Dipkarpaz’a gitmek yaklaşık 3,5-4 saat sürer; fakat [ ... ]

İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı

İğneada ve civarında yaptığımız gezinin son durağı, aslında en çok görmek istediğim Longoz Ormanları Milli Parkı oluyor.  Otelde milli parka düzenlenen rehberli turlar, ATV safari/bisiklet vb. turlar olduğunu gösteren bir broşür görmüştüm; ama ücretleri yüksekti ve nasılsa biz arabayla gideceğiz diye çok önemsememiştim. Gerek hiçbir şey bilmeden kendi kendimize gitmemiz gerekse tüm günün yorgunluğu üstüne en son akşam saatine kalmasından (eşimin isteksizliği de eklenince) benim için verimsiz bir gezi olduğunu söyleyebilirim. Oysa çeşit çeşit kuşlar, orman hayvanları, sulak alanlar, harika bir doğa güzelliği görmeyi umuyordum (kısmen gördüm). Demirköy-İğneada yolu üzerinde İğneada’ya 5 km kala aşağıdaki fotoğraftaki tabeladan sağa dönerek 3155 hektarlık milli parka giriş yaptığımızda [ ... ]

Taşmekan Restaurant

Dupnisa Mağarası’ndan sonra aynı yolu ters yönde takip ederek önce Demirköy‘e gittik. Saat, öğleden sonrayı bulduğundan çok acıkmıştık. İğneada-Demirköy yolu üzerinde geçerken gördüğümüz ve uzaktan çok beğendiğimiz restorana gidelim dedik. Demirköy-İğneada yolu 4.km’de bulunan restoran, tepelere çıkan yolda bir düzlük üzerinde çok güzel bir taş bina ve bahçesinde ahşap kamelyaları olan bir yer. Manzara mükemmel. Etraf yemyeşil dağlar ve aşağıda Demirköy merkezi yer alıyor. Demirköy zaten dağların arasında, çukurda kalan bir ilçe. Restoranda mevsiminde oğlak vs. de bulunuyormuş; ama o anda sadece köfte ve biftek varmış. Eti kiloyla sipariş alıyorlar. İkisini de deneyelim diye 250’şer gram söylüyoruz, yanında da salata ve yoğurt… [ ... ]

Dupnisa Mağarası

Sabah İğneada‘daki otelden ayrıldıktan sonra, önce Limanköy‘e ardından da Beğendik Köyü‘ne gittik. Beğendik dönüşü önce longoz ormanlarına gitmek istiyorduk; ama girişi kaçırınca ve kendimizi Demirköy’de bulunca önce Dupnisa Mağarası‘na gidelim dedik. Demirköy’den başlayarak Yıldız Dağları’na doğru asfalt; ama virajlı ve bol ağaçlıklı yoldan tırmanmaya başladık. Manzara mükemmel, baktığımız her yer yemyeşil tepelerden oluşuyor. Balaban Köyü’ne kadar gayet güzel olan yol, birden bozuluyor. Sözde asfalt; ama o kadar çok çukurlu ki arabanın altını vurmadan ilerlemekte zorlanıyoruz. Sanırım Demirköy’den sonra 25 km kadar gittikten sonra Sarpdere Köyü‘ne vardık. Köyün camisinin yanından geçip sola dönünce (kahverengi Dupnisa Mağarası tabelası var), bu sefer yokuş aşağı [ ... ]

Bulgar Sınırında Beğendik Köyü

Limanköy‘den çıktıktan sonra yine ağaçlıklı yoldan geri dönerken bu sefer Beğendik tabelasını takip ederek Bulgaristan sınırında olan köyü görelim dedik (Limanköy-Beğendik 14 km). Köyün hemen girişinde “sahil” tabelasını görünce önce deniz kenarına gitmeye karar verdik. Hafif virajlı ve toprak yol git git bitmedi; bu yol bizi nereye götürecek acaba derken yol bitti ve şantiye alanı geldi. Meğer burada liman gibi bir yer ve deniz feneri şantiyesi varmış. Sahil dedikleri yer burası olamaz, herhalde yanlış geldik deyip geri döndük. Aslında yokuş aşağı virajlı yoldan sahile doğru inerken yol bir yerde çatallaşıyor ve oradan sola dönmek gerekiyormuş; biz düz gittiğimiz için şantiyenin [ ... ]

Limanköy

Gezinin ikinci günü, kahvaltıdan sonra İğneada‘daki otelden ayrılarak civarı keşfe çıktık. Sahil yolu boyunca ilerlerken hedefimizde, 5 km kadar ilerdeki Limanköy vardı. Koyun girişinde karşılıklı iki deniz fenerinin fotoğrafını çektim. Karşı kıyı ise, az önce yola çıktığımız İğneada ve beyaz-büyük bina kaldığımız otel… Balıkçı tekneleri, barınakları olan sahil yolunda ilerlerken birden yol bitti, deniz başladı. Kumsalda denize girenler vardı. Köşede de küçük, salaş bir restoran. Limanköy’ün asıl köyüne gitmek için biraz geriden sola dönmek gerekiyormuş. Biz tabi deniz fenerlerine bakacağız derken o girişi kaçırmışız. Neyse, hemen döndük ve yokuştan yukarı çıkmaya başladık. Yokuşun solunda bir iki restoran vardı, koya tepeden bakan. Arkamı dönüp [ ... ]

Karadeniz Kıyısında İğneada

Kırklareli – Demirköy gezisinin rotası için buraya bakabilirsin. Kumburgaz’dan yola çıktıktan sonra Poyralı ayrımına gelinceye kadar sağlı sollu ayçiçeği tarlaları arasından geçtik. Yolda arabaya el eden yaşlı bir amcayı alınca biraz sohbet ettik. Yaşlı amca köyünden çıkmış, yol kenarına kadar yürümüş ve arabalara el ederek TV tamircisi olan kilometrelerce uzaktaki başka bir yere gitmeye çalışıyordu. Evrencik Köyü’nden olduğunu, köyde kimsenin tarımla uğraşmadığını, gençlerin hep gittiğini, genelde herkesin fabrikalarda çalıştığını söyledi. Yol boyu gördüğümüz ayçiçeği tarlaları da fabrikalarınmış. Amcayı Poyralı’da indirdikten sonra, biz İğneada tabelasından sağa döndük. İslambey ve Yenice üstünden Kırklareli’nin Demirköy ilçesine vardık. Yenice’den sonraki yol,  Istranca (Yıldız) Dağları arasındaki ormanlık [ ... ]