Panorama 1453 Müzesi

Kanlı, bıçaklı savaş sahnelerinden hoşlanmasam da panoramik olmasından dolayı merak ettiğim bir müzeydi Panorama 1453 Tarih Müzesi. Hakkında bildiğim tek şey de panoramik olmasıydı. E-5 üzerinde giderken kahverengi müze tabelalarını rakip ederek bir otoparka vardık. Arabayı minibüslerin de durağı olan otoparka bıraktıktan sonra dışarı çıktık. Geniş bir alan üzerinde yemyeşil bir parkın içinde müze binasını görünce şaşırdım. Ben Topkapı’yı hiç böyle bilmezdim. Benim gözümde Topkapı, kalabalık, gürültülü, her türlü eşyayı-insanı görebileceğiniz karmakarışık bir yerdi. Oysa burası, yani Topkapı Kültür Parkı,  E-5’nin hemen yanında, çevre düzenlemesi iyi yapılmış, sakin, yemyeşil bir yerdi.

Panorama 1453 Tarih Müzesi

Topkapı Kültür Parkı

Müzenin giriş ücreti olan 5 TL’yi vererek Deniz’in istediğiyle asansöre binip alt kata iniyoruz. Asansörden indiğimiz yerde, İstanbul’un fethi, Fatih Sultan Mehmet vs. ile ilgili pek çok yazı çerçevelerin içinde duvarlarda yer alıyordu. Biz yolu takip ederek önce müzeye bakalım dedik. Karanlık bir merdivenden yukarı çıktığımızda bir anda neye uğradığımızı şaşırdık. 5-10 saniye olayı algılamaya çalıştık, benim başım döndü. Deniz de sanırım rahatsız oldu, “beğenmedim, çıkalım” diye söylenmeye başladı.

Kubbe şeklinde bir yapının içindeyiz ve bu kubbe tamamen perspektif olarak resmedilmiş, gördüğümüz resim üç boyutlu gibi (Kubbenin çapı 38 metre). Kubbeyi kaplayan ve üç boyutlu gibi duran resmin önünde gerçekten üç boyutlu olan bir alan da var. Bu toprak alan üzerinde toplar, tüfekler, barut fıçıları vs. savaş görüntülerini oluşturan maketler var. Bizim bulunduğumuz yer ise bu maketlerin arkasında, daire şeklinde ahşap bir platform. Yani tam kubbenin ortasında bir platform üzerindeyiz. Buradan resme 14 metrelik bir mesafe var. Platform üzerinde 360 derece etrafa bakılabiliyor, sanırım kısa bir süre başımı döndüren gökyüzünün bile bu resmin içinde olması. Gökyüzü resmi de bizden 14 metre yukarıda. Platform çok kalabalık, kıpırdayacak yer yok; sürekli şaha kalkmış atların sesi, kılıç şakırtıları, top patlamaları vs. sesleri olunca bir de üstüne bu üç boyutlu görüntü bizi resmen savaşın ortasına sokmuş gibi oldu. Deniz korkmasın da ne yapsın?

360 derece üç boyutlu görüntüler ve savaş sesleri efektleri arasında kendimizi sanki surların dışında yeniçerilerin arasında savaşa katılmış gibi hissettik. Bir savaş simülasyonunun içinde gibiyiz. Bu hissi veren, üç boyutlu alan ve arkasında üç boyutlu gibi resmedilen sahneler ve tabi gökyüzünün de kubbesel olarak kesintisiz bir şekilde resmin içinde olması. Yani nereye bakarsak bakalım biz bu kubbenin altında, İstanbul’un fethinin içindeyiz.

Çocuk o  kadar rahatsız oldu ki bize de rahat vermedi. Hızlıca her yöne bakıp detaylardaki binlerce şeye dikkat edemeden, aceleyle birkaç fotoğraf çekip çıkmak zorunda kaldık. Hafta içi, sakin bir zamanda ve çocuksuz gidip resimleri inceleyip dışarıdaki yazıları da okumak istiyorum. Mesela, gökyüzünde Fatih’in yan dönmüş yüzü (Bellini’nin resmettiğinden esinlenilen) bulutların arasında saklıymış, onu göremedik biz.

Panoramik alanın dışında az önce içinde bulunduğumuz yeri gösteren 1/100 ölçekli tasarım aşamasını gösteren bir maket vardı.

Müze, tam panoramik olmasıyla dünyadaki emsallerinden ayrılıyor. Şimdiye kadar 360 derece panoramik bir müze yapılmamış. 2005-2008 yılları arasında, bu fikrin sahibi Haşim Vatandaş’ın koordinatörlüğünde 8 kişilik bir ekiple yapılmış.

 

 

 

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
5 Responses
  1. dilan says:

    harikaaaa :d

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir