Archive for » Mart, 2012 «

Rotamız: Dağlık Frigya

Gezgin Konuk köşesinin ilk konuğu, Levent Kenir. Kendi çektiği harika fotoğraflarla birlikte, benim de çok görmek istediğim bir bölgeyi anlatıyor yazısında:  Dağlık Frigya’da Ayazini Bölgesi. Levent Kenir kendisini kısaca şöyle tanımlıyor bize: “İşletmeciyim;  Temel Fotoğraf eğitiminin yanında, Sualtı Fotoğrafçılığı, Stüdyo Fotoğrafçılığı ve Gezi Fotoğrafçılığı eğitimleri aldım (EFSAD, AQUACLUP, PHOTOWORLD, PHOTOATLAS) uzun bir yolculukta keşifteyim. Bilindik rotaların biraz dışarısına çıkmayı, keşfetmeyi ve doğruyu aktarmaya çalışıyorum.” Kendisine bir kere daha teşekkür ediyor ve sizi ne yazık ki küçülterek eklediğim harika fotoğrafların ve yazının keyfine bırakıyorum.   Başlangıçta Eskişehir, Afyon, Ankara ve Sakarya vadilerini içine alan bir bölgede yerleşen Frigler, sonraları Kütahya’dan Kızılırmak’a, Ankara’dan Denizli’ye dek olan bölgede [ ... ]

Mihrabat Korusu’ndan İstanbul Seyri…

Kanlıca’nın Güzeli: Üsküdar’dan başlayıp boğaz boyunca birbirinden güzel semtlerden (Kuzguncuk-Beylerbeyi-Çengelköy-Kuleli-Vaniköy-Kandilli-Anadolu Hisarı-Kanlıca-Çubuklu-Paşabahçe) geçerek Beykoz’a giden yol, yer yer tek şeritli olmasından dolayı özellikle güneşli hafta sonları çekilmez hale gelse de yine de keyifli (arabayı kullanan sen değilsen)… Aslında bu yol boyunca her semtte ara sokaklara dalmak istesem de ne yazık ki bu pek mümkün olmuyor. Eşim için rastgele gezmek, bir yerler keşfetmek değil; bir hedef olup oraya ilerlemek, biraz etrafta bakınıp –hemen- eve dönmek ön planda olunca gezgin ruhum acıyor; ama hepten evde kalmaktan iyidir, değil mi? Bu güneşli pazar günü ise aklımdan geçen Mihrabat’a gitmek. Mecburen ben de hedefi koyuyorum. Kanlıca’ya varır [ ... ]

Gezgin Konuk

Gezgin Konuk  5 yıldır blogumda sadece kendi çektiğim fotoğraflarla kendim yazıyorum. An itibarıyla radikal bir değişiklikle sayfalarımı/blogumu gezi anılarını yazmak isteyen gezginlere açıyorum. Daha önceden benim gezdiğim/yazdığım bir yer olması önemli değil; her gezginin ilgi alanları ve baktığı yerde gördükleri farklıdır. Bu nedenle yurt içi ve yurt dışı her gezi yazısına açığım. Önemsediklerim: İmla kurallarına uygun (çok takılmayın, gerekirse ben düzeltebilirim), akıcı bir dille yazılmış ve tabi ki kendi çektiğiniz (internetten alınma değil) fotoğraflarla destekli olması. Daha önce internet ortamında yayınlanmamış bir yazı olması. “Yaşasın gezmek, yaşasın paylaşmak” diyerek yazı ve fotoğraflarınızı bekliyorum. derya@geziyazilari.net adresime gönderebilirsiniz.

İstanbul’da Mimar Sinan Eserlerinin Peşinde… Vol.3

ŞEHZADE CAMİ “Çıraklık Eseri”nde Taklit Edilen Mimari: Süleymaniye Cami ve külliyesinden sonra, yapılış zamanı olarak (1543-1548) daha önce olan ve Sinan’ın “çıraklık eserim” olarak nitelediği Şehzade Cami ve Külliyesi’ne gidiyoruz (Şehzade Mehmet ya da Şehzadebaşı olarak da biliniyor). Her ne kadar büyük usta çıraklık eserim dese de Osmanlı mimarisinde önemli bir yeri olan; sonradan Sultanahmet ve Yeni Cami gibi 17. yy. camilerinde de kullanılan bir plana sahiptir. Süleymaniye külliyesiyle birbirlerine çok yakınlar, arabayla beş dakika var yok aralarında. İstanbul Büyükşehir Belediye’sinin tam karşısında. Camiye vardığımızda öğle ezanı okunmaya başladı. Cemaat camiye doğru ilerlerken ben de biraz çevrede gezindim, fotoğraf çektim. Şehzade Cami, Süleyman’ın [ ... ]

İstanbul’da Mimar Sinan Eserlerinin Peşinde… Vol.2

SÜLEYMANİYE’DE PAZAR SABAHI Rüstem Paşa Camisi’nden sonra buraya çok yakın olan ve Sinan’ın “kalfalık eserim” olarak nitelediği Süleymaniye’ye gidiyoruz. Semte de adını veren İstanbul’un yedi tepesinden birinde bulunan Süleymaniye Cami, üç yıldır restorasyondaydı ve 2010 yılında ziyarete açıldı -tam olarak da bitmiş değil-. Şehrin pek çok yerinden görülebilen ve şehrin siluetinde önemli bir yere sahip olan, konum olarak İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Müftülüğü arasında bulunan devasa külliye gerçekten görülmeye değer. 1550-1557 yılları arasında dönemin şartlarında çok çabuk olarak yapılan -farklı zaman ve dönemlerde 4 milyon işçinin çalıştığı söyleniyormuş- külliye için inanılmaz paralar harcanmış. Sultan Süleyman, gücünü ispat etmek istercesine hiçbir masraftan kaçınmayarak [ ... ]