Archive for » Mayıs, 2012 «

“Android”de En Sevdiğim Seyahat Uygulamaları

Yurt dışına seyahate gitmeden önce mutlaka gideceğim yerlerle ilgili araştırma yaparım. İnternetten indirdiğim pdf broşürler, haritalar (metro, tramvay dahil), görülecek yerlerle ilgili bilgilerden derlediğim word belgelerim günler öncesinden hazır olur. Bunun için de ciddi bir hazırlık gerekir; çünkü internetteki bilgi yığını içinde aradığıma ulaşmak her zaman kolay olmuyor, zaman alıyor. Bir de yabancı dile çok hakim olmayınca işler daha da zorlaşıyor (Ne de olsa İngilizceyi 17 yıl önce öğrenmişim, ne yazık ki çok çabuk unutuluyor günlük hayatta kullanmayıncaL) Yine de uzun geceler boyunca bilgisayar başında dersime iyice çalışırım ben. Gittiğimde de kimseye bir şey sormaya bile gerek kalmadan her yeri [ ... ]

Karamürsel’de Yeşile Doymak

Bu Pazar, geçen sene de gittiğimiz ve çok beğendiğimiz Karamürsel’e tekrar gittik (Gezi Tarihi: 6 Mayıs 2012). Önceki yazı için buraya buyurun. Kocaeli’nin Karamürsel’i arabayla İstanbul’a 1,5-2 saat uzaklıkta deniz kenarı ve yemyeşil doğasıyla çok sevimli bir yer. İzmit Körfezi’nin güneyinde kalan Karamürsel, bence iki bölümden oluşuyor. Birincisi deniz kenarındaki kafeteryaların, dükkanların ve -evlerin tabi- olduğu sahil bölümü; ikincisi de ana yoldan yokuş yukarı çıkılan ve köylere giden yemyeşil ormanların olduğu köy bölümü. Biz bugünkü gezimize önce sahil bölümüyle başladık. İzmit Körfezi’nin kenarındaki sahil boyunca güzel düzenlenmiş yeşil alanlar halkın kullanımına açık. Biz de son haftalarda adet edindiğimiz üzere poğaça-simit ve termos [ ... ]

Kuzguncuk Sokakları

Cumartesi günü hava çok güzel, oğlumla ikimiz yalnızız bu hafta, evde mi oturalım? Tabi ki olmaz, nereye gitsek diye düşünürken navigasyona “Kuzguncuk” yazdım. Ara sokaklarda amaçsızca dolaşalım, gezelim diye düşündüm. Bağlarbaşı tarafından geçip bir yokuştan aşağı inince “hedefinize ulaştınız” dedi navigasyon abla. Ben de tam Kuzguncuk Parkı karşısına park edip bebek arabasını ve Deniz’i alıp çıktım. Önce çocuğun gönlünü edeyim diye biraz parka girdik. Kaydırak, salıncak derken sonunda parktan çıkıp İcadiye Caddesi boyunca yürümeye başladık. Hazırlıksız geldiğimiz için neyin nerede olduğunu bilmiyorum, hangi sokaklara girsek, nereleri görmeliyiz hiç bilmiyorum. Rastgele yürüyoruz. Tek bildiğim burada çok güzel eski evler ve denize gören [ ... ]

Hidiv Kasrı

Emirgan Korusu ve Köşkleri’nden sonra geldiğimiz yoldan geri dönerek önce Baltalimanı sonra FSM Köprüsü tabelalarını izleyerek Anadolu Yakasına geçiyoruz. Kavacık sapağından girerek Hidiv Kasrı kahverengi tabelalarını izleyerek çok kolay ve kısa sürede kendimizi kasrın bahçesinde buluyoruz. Arabayı otoparka bırakıp Deniz’in bebek arabasıyla yürümeye başlıyoruz. Kasrın arka tarafındaki koruda yürüyüş-koşu yapanlar, bebek gezdirenler vardı. Kasrın bu yönden de görüntüsü çok güzel. Biz de ağaçların arasında aşağıya doğru bir süre indikten sonra, bu inişin bir de çıkışı var deyip geri döndük. Yol kıvrıla kıvrıla yokuş aşağı gidiyordu. Biz neyse de bebek arabasını yokuş yukarı itmek zor oluyor. Üstelik Emirgan’da bugünlük itme kotamızı doldurduk bence. [ ... ]

Emirgan Korusu ve Köşkler

Pazar sabahı evden olabildiğince erken çıkıp ikinci köprüden Etiler çıkışından sağa dönerek sonra da Baltalimanı tabelalarını takip ederek kısa sürede Emirgan’a vardık. O sırada saat 09.50 idi. Ve gördük ki çok geç kalmışız. Bu Pazar sabahı herkesin Emirgan Sütiş’e kahvaltıya gidesi varmış. Önünde araba dolu, park edecek yer yok; mekan tıklım tıklım dolu, belki bir o kadar da insan kapıda bekliyor, yeseler de kalksalar diye. Bizim öyle bir niyetimiz olmasa da trafiğin içinde kaldık mecburen. Orayı geçtikten sonra bir baktık ki zabıta aracı Emirgan girişini de kapatmış. İstinye’ye doğru gidip uygun bir yerden -akıllanmayıp- tekrar U dönerek Emirgan trafiğine girip [ ... ]

Çamlıca Tepesi

İstanbul’un yüksek tepelerinden olan Büyük Çamlıca (rakım:267 m), bundan dolayıdır ki çok fena(!) bir İstanbul manzarasına sahiptir. Öyle geniş bir görüş alanı var ki, Kabataş’ta demirleyen dev gemiler oyuncak gibi durur; Maslak civarındaki gökdelenler ufak birer çıkıntı sanki. Ne çok ev var, ne güzel masmavi deniz var; sanki küçük bir nehir sessizce akıyor gibi… Meydanda, ne zaman gelsem listeye adını yazdırıp sıra beklemek gereken bir restoran var:  İBB’nin Sosyal Tesisleri.  Çok mu güzel yemekleri var, içeride az mı masa var bilmiyorum; ama özellikle içkisiz mekân arayanların baş tacı sanırım. Bir de gelin-damatların sıkça rastlandığı bir yerdir burası. Bir de kendi yiyeceğini ve içeceğini [ ... ]

Küçük Çamlıca Köşkleri ve Muhteşem Yüzyıl

Kasırlar, köşkler, parklar derken köprüyü geçmek için tam trafiğe kalınca eve gitmek yerine Yıldız Parkı’na çok yakın olan annemlere gittik oğlumla. Nasılsa evde bizi bekleyen de yok -babacık yurt dışında-.  Deniz bütün gün uyumayınca akşam erkenden yattı. Annemler de evde yoktu, sadece abim vardı. Ben de kendime bir çay yapıp TV’de Muhteşem Yüzyıl’ı seyrettim. Sabah kalkınca kahvaltı yapıp Deniz’le çıktık. Bugünkü hedefimde Çamlıca’ya gitmek var. Köprüden çıkınca Altunizade girişinden sonra Kısıklı ve kahverengi tabelaları takip ederek kolayca ulaştım hedefime: Küçük Çamlıca Köşkleri. Girişte otopark görevlisi “çekim var, arabayı şurayı park edin” deyince “ne çekimi” dedim. Meğer Muhteşem Yüzyıl’ın çekimi varmış. Şansa [ ... ]

Yıldız Parkı’nda Çadır Köşk

Yıldız Parkı içinde hem çevrenin güzelliğinin tadını çıkarıp dolaşırken hem de tarihi yapıları görmeye devam ediyorum. (Önceki yazılardan Malta Köşkü burada ve Yıldız Şale ise şurada) Önce çocukluğumdan da hatırladığım havuzun önüne geliyoruz. Büyük havuzun üzerine Ada Cafe diye bir yer yapmışlar. Bir köprüyle ulaşılıyor ve çiçekler içinde. Kafeterya açık olsaydı, bir çay içmek keyifli olurdu. Gölün diğer tarafında ise Çadır Köşk var. 19.yy’da Sultan Abdülaziz tarafından saray bahçesi dekoru olarak Balyan ailesine yaptırılmış. Yine Yıldız Sarayı’na ait olan bu köşk günümüzde Beltur’un işlettiği restoran-kafeterya olarak kullanılıyor. Bahçesi oldukça kalabalıktı, üst katı ise kapalı olduğundan içine bakamadım; ama özellikle tavanlarının süslü, resimli olduğunu [ ... ]

Yıldız-Şale Sen Neymişsin?

Yıldız Parkı içindeki Malta Köşkü yazısı için buraya bakabilirsin. Yıldız Parkı’nda laleler, çiçekler, yemyeşil ağaçlar ve erguvanlar arasında sallana sallana keyifle gezerken karşıma Yıldız Şale çıkıyor. Çocukluğumdan Malta ve Çadır köşkleri hatırlasam da burayı hatırlamıyorum. Girişin ücretli olduğunu gösteren bir tabela var; ama biraz komik olmuş. Tam bilet 10 liraymış; ama salı-çarşamba-cuma-cumartesi ve pazar günleri indirimli 5 TL. Pazartesi ve perşembeleri kapalı. Peki ne zaman 10 TL? Neyse ben 5 TL’yi verip giriyorum. Güzel bahçede ilerlerken uzun bir köşkün önüne geliyorum. Gerçekten de burayı ilk defa görüyorum. Yıllarca Yıldız’da oturdum, okudum, yaşadım, bu parka defalarca geldim; ama nedense Şale’yi ilk defa görüyorum.   Girişte [ ... ]

Yıldız Parkı’nda Malta Köşkü

Yıldız Sarayı‘ndan çıktıktan sonra aslında saraya ait olan; ama başka kapılardan girmem gereken Yıldız Parkı içindeki köşkleri görmeye gidiyorum. Bunun için iki seçenek var. Birincisi Ortaköy’den Yıldız Parkı’na girmek ve yokuş yukarı parkı geze geze çıkmak. İkincisi ise Barbaros Bulvarı’ndan Levent yönüne giderken Merkez Komutanlığı’ndan sağa dönerek üst kapıdan parka girmek. Ben ikincisini tercih ediyorum. Kahverengi tabelalar yönlendiriyor olsa da sağa döndükten sonra birinci değil, ikinci tabeladan parka girilebiliyor.  5 TL. park ücretini ödeyerek içeri girince arabayı park edip bebek arabasını alıp yürümeye başlıyorum. Çocukluk ve gençliğimden hatırladığımdan çok daha bakımlı ve güzel bir park görüyorum. Parkın üst kapısı -yani bizim [ ... ]