Archive for » Temmuz, 2012 «

Tübingen: Neckar Kıyısında Bir Ortaçağ Şehri

Stuttgart’taki ikinci günümüzde, Baden-Württemberg eyaletinde yer alan, Stuttgart’ın 30 km kadar güneybatısındaki, tarihi üniversite şehrine gitmek için Hauptbahnhof’tan bindiğimiz trenle yaklaşık 50 dakika sonra Tübingen’e vardık. Almanya gezimizde ilk Heidelberg’te tanıştığımız, taa oradan kıvrıla kıvrıla akmaya devam ederek buralara kadar gelen Neckar Nehri bu şehre de çok yakışmış. Tren istasyonundan kısa bir yürüyüşle vardığımız Eberhardsbrücke, tarihi şehrin merkezine ve tüm güzelliklerine adım attığımız güzel bir köprü. Hemen kenarındaki turist ofisine uğrayıp harita ve birkaç broşür alıp heyecanla köprünün üstünde biraz çevreye bakınıyoruz. Sakince akıp giden Neckar’ın kıyısındaki ağaçların arasındaki evler, köprünün üstündeki çiçeklerle şehre dair ilk görüntüler çok güzel. Köprüyü geçtikten sonra [ ... ]

Saraylar Şehri: Ludwigsburg

Hem ‘Saraylar şehri’ (Stadt der Schlösser) olarak anılması hem de Stuttgart Hauptbahnhof’tan S4 ve S5 trenleriyle kolaylıkla ulaşılabilir olması nedeniyle ilgimizi çeken Ludwigsburg’a yarım gün de olsa gidelim diye düşündük. Görmek istediğimiz saraylar kuzeyde kaldığından daha yakın olur diye, S4’e binerek Ludwigsburg yerine bir sonraki Favoritepark istasyonunda indik. Stuttgart’ta bir yağmur yağıyor, bir güneş açıyordu, biz Favoritepark’ta indiğimizde kuvvetli sağanak vardı, biraz bekleyip yağmur azalınca yürümeye başladık. Yol kenarlarında fındık büyüklüğünde dolu taneleri görmek şaşırtıcıydı. Yarım saat önce gelseydik biz de doluya tutulacaktık herhalde. İndiğimiz istasyondan nereye gittiğimizden tam emin olmadan -etrafta tabela falan yoktu- bir süre yürüdük. Çevremizden tek tük insan [ ... ]

Yağmur ve Güneş Dostluğu: Haziran’da Stuttgart

Heidelberg’ten 20.10’da bindiğimiz trenle rahat bir yolculukla Stuttgart’a vardığımızda saat 21.39 olmuştu. Tren durunca eşim bavulu ve bebek arabasını almaya gitti, ben de havanın yağmurlu olduğunu görünce Deniz’in yağmurluğunu giydirdim. O sırada vagondaki herkes indi, en son biz çıktık. Deniz’i arabasına yerleştirip çantaları bölüşürken sırt çantasını vagonda unuttuğumuzu fark ettim. Hızla tekrar vagona bindiğimde sırt çantası koyduğumuz yerde yoktu; her yere baktım, yoktu. Biz unuttuk sanıyorduk; ama çantamız çalınmıştı. İlk şok! Hiç böyle bir ihtimali düşünmemişiz, şaşkınız. Sonra düşünüyoruz, çantada neler vardı diye. İlk aklıma gelen Deniz’in biberonu. İkinci şok! Çocuk neredeyse sadece süt-mamayla besleniyor ve kendi biberonu dışında hiçbirini istemiyor. [ ... ]

Heidelberg: İlk Görüşte Aşk-II

Heidelberg’teki geziyi Neckar Nehri kıyısında ara vermiştik. Kaldığımız yerden devam edelim. Birinci bölüm için buraya tıklayabilirsin. Neckar, Ren Nehri’nin sağ kolu. Oldukça uzun bir nehir. Heidelberg’te tanıştığımız bu nehir, Baden-Württemberg seyahatimiz boyunca da bizi hep takip etti. Her gittiğimiz şehirde karşılaştık. En çok Heidelberg’e mi yakışmış? Nehir kenarından köprüye baktıktan sonra köprünün üstüne çıkıyoruz. Karl-Theodor Köprüsü’nün (Alte Brücke-Old Brigde) girişte iki kulesi var (Schuldturm). Çok önceleri burada ahşap köprü varmış. Sonradan savaşta ve kötü hava koşullarında köprü zarar görünce yerine bu taş köprü yapılmış (1786-1788). Ancak II. Dünya Savaşı’nın sonralarında Alman askerleri Neckar’ın üstündeki tüm köprüleri eski köprü de dahil geçilemesin diye [ ... ]

Heidelberg: İlk Görüşte Aşk-I

Baden-Württemberg eyaletinin kuzeyinde, en eski üniversite şehri olarak bilinen, tarihi dokusuyla sıcacık bir şehir Heidelberg… Bir fotoğrafını görmek yeter, insan gitmeden bile sevebilir Heidelberg’i. Yemyeşil tepeler arasında sakince akıp giden bir nehir, köprüler, yüksek ve kırmızı kiremitli çatılar, tüm şehri tepeden izleyen eski bir kale… İlk görüntüye girenler hep bunlardır ve hepsi bir arada öyle güzeldir ki Heidelberg aşkı başlar hemen… Henüz ayak basmadan başlayan aşkımı, yerinde görüp tanımak, hissetmek için Heidelberg’e gidiyoruz. Bugün 10 Haziran, günlerden pazar, hava güneşli… Sabah Karslruhe’deki otelden ayrılıp trene biniyoruz. Heidelberg tren istasyonunda inince (Hauptbahnhof) önce bavulumuzu 4 Euro atıp dolaba kilitliyoruz. Tren istasyonlarında yer [ ... ]

Karlsruhe: Güneşe Özenen Şehir

Strasburg’tan yürüyerek Kehl’e (Almanya) geçip oradan da trenle Karlsruhe’ye vardığımızda öğleden sonra olmuştu. Tren istasyonunda inip hemen karşıdaki tramvaya binerek otelin önünde indik. Almanya tarihi çok eskilere dayanan ve hala bu dokuyu koruyan pek çok şehri olan bir ülkeyken biz neden Karlsruhe’ye geldik? Karlsruhe 1715’de kurulmuş, yeni bir şehir, pek turistik bir özelliği de yok. Bizim konaklamak için burayı tercih etmemizin temel sebebi, konumu. Malum çocukla seyahat ettiğimiz için yolculuklarda şehirler arasındaki mesafeyi fazla tutmamaya çalışıyoruz (Gerçi Deniz, tren yolculuklarını çok sevdi; ama biz bunu gitmeden bilmiyorduk). Fransa’dan Almanya’ya geçerken önce hangi şehirden başlayalım diye düşünüyorduk. Harita üstünde inceleme yaparken önce [ ... ]

Strasburg: Gönlümüzün de Başkenti

Place Kleber’den Strasburg gezimize devam edelim. Öncesi için buraya tıklayabilirsin. Place Kleber, şehrin kalbi sayılabilecek önemli meydanlardan biri. Noel zamanı buraya dev çam ağacı konuyormuş. Meydanda bir süs havuzu ve bu geniş meydana adını veren Kleber’in bir heykeli yer alıyor (Bu arada Jean Baptise Kleber (1753-1800), bir Fransız generali. Fransız ordusunda önemli görevlerde başarılar sağlıyor. 1800’de Mısır’da Türk ordusuyla savaşırken bir Türk tarafından öldürülüyor). Meydanın çevresinde ise evler, restoranlar ve Monoprix marketi var. Ayrıca dışarıdan bakıldığında hiç çaktırmasa da içinde üç-beş mağaza olan L’Aubette adında bir alışveriş merkezi var. Bu bina 1765-1772 yılları arasında Blondel tarafından yapılmış ve 1918 yılına kadar da konservatuvar ve [ ... ]

Strasburg: Alsace’nin ve Avrupa’nın Başkenti

Colmar gezisi sonrası Mulhouse’a dönmüş, bavulu almış ve tekrar tren garına dönüp 19:46 trenine binerek maceralı bir yolla nihayet Strasburg’a vardığımızda saat 21.00 olmuştu. Gardan çıkar çıkmaz “Maps With Me” harita uygulaması sayesinde otele vardık. Bizimkileri otelde bırakıp açık market aramak için hemen dışarı çıktım. Resepsiyonist yakında bir yer tarif etti; ama orası kapalıydı. Sokaklarda dolaşırken kapanmak üzere bir market görüp hemen daldım. Büyük bir şişe su alıp etrafa bakınırken dükkandakilerin Türkçe konuştuğunu duydum. Bu saatte ancak bir Türk marketi açık olurdu zaten. Biraz sohbet edip suyu alıp otele döndüm. Böylece Strasburg’taki ilk Türk ailesiyle tanışmış oldum. Alsace bölgesinin başkenti olan [ ... ]