Archive for » Şubat, 2013 «

At Meydanı’ndan Ahırkapı’ya Yürüyüş

Tarihi yarımada gezilecek görülecek o kadar çok şey var ki, doğma büyüme İstanbullu ve gezmeyi seven biri olmama rağmen henüz görmediğim pek çok yer var. Hepsi de benim için yeni bir keşif tadında… Bugünkü gezi rotası da bunlardan biri. Sultanahmet’te alternatif bir yürüyüş rotası. Aslında bu rota biraz spontane gelişti. Hedefimizde, İbrahim Paşa Sarayı’ndaki Türk-İslam Eserleri Müzesi’ni gezmek vardı. Rahatça müzeyi gezebilelim diye Deniz’i de anneme bıraktık ve eşimle yola çıktık. Eminönü-Sultanahmet arası bence yürünmesi gereken çok keyifli yollardan biri; ama bizim zamanımız az olduğundan (hafta içi öğlen saatleri olmasına rağmen tıklım tıklım) tramvaya binerek Sultanahmet durağında indik. Müzenin tadilatta olduğunu [ ... ]

Fener’den Balat’a Yürüyüş

Bugünkü gezi rotamız olan, Fatih ilçesinin önemli tarihi yapıları ve semtlerine (Fethiye Müzesi, Yavuz Selim Cami, Zeyrek) Haliç kıyısına inerek devam ediyoruz. Haliç kıyısının bu yakasında Cibali, Fener, Balat gibi çok eski semtler yan yana uzanıyor. Görmek istediğim yerleri liste yaptım; yine de daha çok ara sokaklarda eski evler arasında, mahalle içinde gezmek istiyorum; ama eşim yorulduğu için fazla gezmek istemiyor, acıktık da üstelik. Durum böyle olunca fazla sıkıştırılmış bir program yaptım hemen. Burayı sona bırakmak iyi bir fikir değildi tabi. 33 aylık Deniz ise bizimle gezerken hep yürümesine rağmen, hala keyfi yerinde. Önce tepedeki Fener Rum Lisesi‘ne yakından bakalım dedim; zira içine [ ... ]

Zeyrek Sokakları

Unkapanı deyince aklına ilk ne geliyor? İMÇ ya da SGK Binası mı? Unkapanı Köprüsü’nden Saraçhane’ye giden caddenin (Atatürk Bulvarı) sol tarafını, yani İMÇ tarafını hemen hemen herkes bilir. Peki ya sağ tarafını? Belki de önünden defalarca geçip gittiğimiz, adını duyduğumuz, bildiğimiz; ama sokaklarında, yokuşlarında dolaşmadığımız İstanbul’un en eski semtlerinden biri Zeyrek… Bir o kadar şehrin göbeğinde, bir o kadar uzak şehirden… Birbirine yaslanmış, köhne evler arasında, çocukların sokaklarda gönüllerince oynadığı, mahalle kültürünü yaşatan ve insanın içini de burkan bir yer Zeyrek… Perişan halde, yıkıldı yıkılacak evler var; ama yenilenen ve ayakta durmaya çalışanlar da var. Tarihi Zeyrek Evleri Unesco’nun da koruma [ ... ]

Yavuz Sultan Selim Camisi

Gezimizin ikinci durağı, İstanbul’un yedi tepesinden biri üzerinde yapılmış olan Yavuz Sultan Selim Camisi idi. Fatih’in ana caddesi Fevzi Paşa Caddesi’nden Çarşamba’ya doğru çıkarak önce Fethiye Müzesi’ni gittik. Oradan çıkınca tekrar caminin bulunduğu alana dönerek hemen yanındaki otoparka (Çukurbostan) arabayı bıraktık. Arabayla geçtiğimiz yol boyunca sürekli etrafa bakarken sarıklı ve cübbeli erkekler, çarşaflı kadınlar dikkatimi çekti. Bu bölge daha çok Cübbeli Ahmet Hoca’nın müritlerinin yoğun olarak yaşadığı bir yermiş (Bkz. İsmail Ağa Camisi), ben bilmiyordum; eşim söyledi. Caminin otopark tarafındaki dış kapısından girince (Kız Meslek Lisesi yanı) yüksek duvarlarla çevrili iki minareli külliyeye girmiş olduk. Buradaki mermer işçiliği olan kapıdan geçip ortada [ ... ]

Kilise-Cami ve Fethiye Müzesi

Bugün İstanbul’da kış ortasında bir bahar havası vardı. Biz de bunu değerlendirelim diye kahvaltı bile etmeden kendimizi sokaklara attık. Fatih ilçesindeki tarihi semtlere ve mekanlara bir yolculuk yapmak istiyorduk. Fatih merkeze varınca, önce biraz tepelere çıkıp Çarşamba’dan Draman’a inerken sağda kalan Fethiye Müzesi‘ne gitmeye karar verdik.  Bitişik nizam, eski evlerin arasında duvarlarla çevrilmiş bir alanda sıkışıp kalmış olan müzeye girmek için 5’er TL vererek biletimizi aldık (Müze kart da geçiyor). Müzenin sol tarafında cami olduğu günlerden kalan minaresi hala duruyor. Bugün müze olan bina, 1261’de Pammakaristos Manastırı olarak yapılmaya başlanmış. Zamanla bazı eklemelerle genişletilmiş. İstanbul’un fethi sonrası Patrikhane olarak (1455-1586) kullanılmış. [ ... ]