Archive for » Ağustos, 2013 «

İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı

İğneada ve civarında yaptığımız gezinin son durağı, aslında en çok görmek istediğim Longoz Ormanları Milli Parkı oluyor.  Otelde milli parka düzenlenen rehberli turlar, ATV safari/bisiklet vb. turlar olduğunu gösteren bir broşür görmüştüm; ama ücretleri yüksekti ve nasılsa biz arabayla gideceğiz diye çok önemsememiştim. Gerek hiçbir şey bilmeden kendi kendimize gitmemiz gerekse tüm günün yorgunluğu üstüne en son akşam saatine kalmasından (eşimin isteksizliği de eklenince) benim için verimsiz bir gezi olduğunu söyleyebilirim. Oysa çeşit çeşit kuşlar, orman hayvanları, sulak alanlar, harika bir doğa güzelliği görmeyi umuyordum (kısmen gördüm). Demirköy-İğneada yolu üzerinde İğneada’ya 5 km kala aşağıdaki fotoğraftaki tabeladan sağa dönerek 3155 hektarlık milli parka giriş yaptığımızda [ ... ]

Taşmekan Restaurant

Dupnisa Mağarası’ndan sonra aynı yolu ters yönde takip ederek önce Demirköy‘e gittik. Saat, öğleden sonrayı bulduğundan çok acıkmıştık. İğneada-Demirköy yolu üzerinde geçerken gördüğümüz ve uzaktan çok beğendiğimiz restorana gidelim dedik. Demirköy-İğneada yolu 4.km’de bulunan restoran, tepelere çıkan yolda bir düzlük üzerinde çok güzel bir taş bina ve bahçesinde ahşap kamelyaları olan bir yer. Manzara mükemmel. Etraf yemyeşil dağlar ve aşağıda Demirköy merkezi yer alıyor. Demirköy zaten dağların arasında, çukurda kalan bir ilçe. Restoranda mevsiminde oğlak vs. de bulunuyormuş; ama o anda sadece köfte ve biftek varmış. Eti kiloyla sipariş alıyorlar. İkisini de deneyelim diye 250’şer gram söylüyoruz, yanında da salata ve yoğurt… [ ... ]

Dupnisa Mağarası

Sabah İğneada‘daki otelden ayrıldıktan sonra, önce Limanköy‘e ardından da Beğendik Köyü‘ne gittik. Beğendik dönüşü önce longoz ormanlarına gitmek istiyorduk; ama girişi kaçırınca ve kendimizi Demirköy’de bulunca önce Dupnisa Mağarası‘na gidelim dedik. Demirköy’den başlayarak Yıldız Dağları’na doğru asfalt; ama virajlı ve bol ağaçlıklı yoldan tırmanmaya başladık. Manzara mükemmel, baktığımız her yer yemyeşil tepelerden oluşuyor. Balaban Köyü’ne kadar gayet güzel olan yol, birden bozuluyor. Sözde asfalt; ama o kadar çok çukurlu ki arabanın altını vurmadan ilerlemekte zorlanıyoruz. Sanırım Demirköy’den sonra 25 km kadar gittikten sonra Sarpdere Köyü‘ne vardık. Köyün camisinin yanından geçip sola dönünce (kahverengi Dupnisa Mağarası tabelası var), bu sefer yokuş aşağı [ ... ]

Bulgar Sınırında Beğendik Köyü

Limanköy‘den çıktıktan sonra yine ağaçlıklı yoldan geri dönerken bu sefer Beğendik tabelasını takip ederek Bulgaristan sınırında olan köyü görelim dedik (Limanköy-Beğendik 14 km). Köyün hemen girişinde “sahil” tabelasını görünce önce deniz kenarına gitmeye karar verdik. Hafif virajlı ve toprak yol git git bitmedi; bu yol bizi nereye götürecek acaba derken yol bitti ve şantiye alanı geldi. Meğer burada liman gibi bir yer ve deniz feneri şantiyesi varmış. Sahil dedikleri yer burası olamaz, herhalde yanlış geldik deyip geri döndük. Aslında yokuş aşağı virajlı yoldan sahile doğru inerken yol bir yerde çatallaşıyor ve oradan sola dönmek gerekiyormuş; biz düz gittiğimiz için şantiyenin [ ... ]

Limanköy

Gezinin ikinci günü, kahvaltıdan sonra İğneada‘daki otelden ayrılarak civarı keşfe çıktık. Sahil yolu boyunca ilerlerken hedefimizde, 5 km kadar ilerdeki Limanköy vardı. Koyun girişinde karşılıklı iki deniz fenerinin fotoğrafını çektim. Karşı kıyı ise, az önce yola çıktığımız İğneada ve beyaz-büyük bina kaldığımız otel… Balıkçı tekneleri, barınakları olan sahil yolunda ilerlerken birden yol bitti, deniz başladı. Kumsalda denize girenler vardı. Köşede de küçük, salaş bir restoran. Limanköy’ün asıl köyüne gitmek için biraz geriden sola dönmek gerekiyormuş. Biz tabi deniz fenerlerine bakacağız derken o girişi kaçırmışız. Neyse, hemen döndük ve yokuştan yukarı çıkmaya başladık. Yokuşun solunda bir iki restoran vardı, koya tepeden bakan. Arkamı dönüp [ ... ]

Karadeniz Kıyısında İğneada

Kırklareli – Demirköy gezisinin rotası için buraya bakabilirsin. Kumburgaz’dan yola çıktıktan sonra Poyralı ayrımına gelinceye kadar sağlı sollu ayçiçeği tarlaları arasından geçtik. Yolda arabaya el eden yaşlı bir amcayı alınca biraz sohbet ettik. Yaşlı amca köyünden çıkmış, yol kenarına kadar yürümüş ve arabalara el ederek TV tamircisi olan kilometrelerce uzaktaki başka bir yere gitmeye çalışıyordu. Evrencik Köyü’nden olduğunu, köyde kimsenin tarımla uğraşmadığını, gençlerin hep gittiğini, genelde herkesin fabrikalarda çalıştığını söyledi. Yol boyu gördüğümüz ayçiçeği tarlaları da fabrikalarınmış. Amcayı Poyralı’da indirdikten sonra, biz İğneada tabelasından sağa döndük. İslambey ve Yenice üstünden Kırklareli’nin Demirköy ilçesine vardık. Yenice’den sonraki yol,  Istranca (Yıldız) Dağları arasındaki ormanlık [ ... ]