Alsace Evleriyle Güzel Colmar – 1

Mulhouse’dan ayrıldıktan sonra Strasbourg’a gitmeden Colmar’ı görmeyi planlıyorduk ki kendisi bu gezinin en çok görmek istediğim şehirlerinden biriydi; ama bu çok da kolay değildi. Zira Colmar’da ne tren garında ne de şehir içinde bavul bırakabileceğimiz yer yok, koca bavulla da gezecek halimiz yok. Colmar’ı görmeden geçip gitmeyi de gönlüm kabul etmiyor, eziyetine katlanarak bavulu sabah Mulhouse’da otelde bıraktık ve tren garına gittik. İlk trene binerek Colmar’a ayak bastık.

Colmar, Alsace bölgesinin güneyinde tam anlamıyla bir Alsace şehri. Hem Almanya’ya hem de İsviçre’ye çok yakın konumda 67 bin nüfuslu bir şehir.

Tren garına sırtımızı dönerek dümdüz karşıya ve sola Avenue de La Republique caddesine girdik. Buradan sağa dönerek Rue Messimy boyunca yürüyerek Avenue Joffre’ye doğru sola dönüp Boulevard Saint Pierre’ye ulaştık. Bulvardan sağa dönerek ilerlerken Bartholdi Koleji ve öğrencilerini solumuzda bırakarak Rue de Manege’den girerek şimdiye kadar yürüdüğümüz yoldaki Alman tarzı evlerden sonra birdenbire klasik Alsace evleriyle karşılaşıyoruz.

Roesselmann Çeşmesi’nin önündeki meydanda biraz oturup dinleniyoruz. Bartholdi’nin yaptığı heykel 1888 yılında açılmış.

Ben elimdeki haritadan yürüyüş güzergâhımızı belirlemeye çalışıyorum. Önce Küçük Venenik (Petite Venice) bölümünü gezip sonra da yol bizi nereye götürürse oraya doğru gideceğiz. Google’a Colmar’ı sorsanız göstereceği fotoğraflar öncelikle bu bölgeden olacak, biz de buradan başlayalım dedik. Zaten hemen arkamızda kalıyor. Oturduğumuz banktan kalkıp tekrar yürümeye başlıyoruz. Köprünün üstünde dururken kanalın kenarındaki çiçeklerle süslenmiş renkli Alsace evlerinin görüntüsü gerçekten çok güzel.

Köprüden geçtikten sonra sola Rue de la Poissonneire‘ye dönerek yürümeye devam ediyoruz. Parke taşlı bu dar sokak boyunca ilerlerken sağ tarafta Doğal Tarih Müzesi karşımıza çıkıyor (Musee D’Historie Naturelle).

Doğal Tarih Müzesi

Ve tekrar kanal, sol tarafımızda görüntüye girerken sağ tarafımızda renkli evler başlıyor.

Bu caddenin sonunda ara sokaklara girerek rastgele geziniyoruz. Ve Rue Turenne‘den geçerek başladığımız noktaya dönüyoruz. Rue Saint-Jean boyunca ilerleyerek Place de Marche‘ye ulaşıyoruz.  Hafif bir grip geçirmekte olan eşim çok yorulduğu için burada biraz oturup dinlenmek istiyor. Benimse duracak halim yok, Bezgin Gezgin’i bir bankta bırakıp Deniz’i alıp dolaşmaya devam ediyorum. Buraya kadar gördüklerimiz çok güzeldi; ama biraz tenha geldi bana. Özellikle Küçük Venedik bölgesi görüntü olarak değil; ama canlılık olarak biraz hayal kırıklığına uğrattı. Hareketli, canlı, kıpır kıpır bir yer bekliyordum herhalde. Yine de moralimi bozmadan yürümeye devam ediyorum. Bulunduğumuz yerden restoranın yanından arka tarafa doğru geçince ise aradığımı buluyorum. İşte bu! Kanalın kenarında rengarenk çiçekler, restoranlarda oturanlar, ellerinde fotoğraf makineleri hayran hayran etrafa bakanlar, cıvıl cıvıl bir meydan: Place de l’Ancienne Douane (Eski Gümrük Meydanı). Ortada Schwendi Çeşmesi. Selam sana Herr Schwendi!

Eski Gümrük Binası (Koifhus)

Bu meydanda ortada kanalın küçük bir bölümü var, kenarındaki parmaklıklar çiçeklerle bezeli. Etraftaki binaların alt katları genellikle restoran. Meydana bakan bir otel de var (St. Martin). Ve tabi eski gümrük binası (Koifhus) var. Eski Gümrük Meydanı’nda biraz ara verelim. Colmar yazısı buradan devam edecek.

Category: FRANSA  Tags: , ,
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir