Amasya’da Yalıboyu Evleri

Amasya… antik çağda yaşayan coğrafyacı Strabon’un, Lokman Hekimin doğum yeri…

Amasya… Osmanlı padişahlarının veliahtlıklarında valilik yaptığı, ülke idaresini öğrendikleri şehzade şehirlerimizden…
Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nın amacının ilk defa duyurulduğu, ‘milletin istiklalinin yine milletin azim ve kararına bağlı olduğunu’nun vurgulandığı Amasya Genelgesinin yayınlandığı şehir…
Ferhat ile Şirin’in aşkının yaşandığı şehir… 

Yalıboyu

 Amasya Genelgesi

Amasya şehir girişinde Ferhat ve Şirin efsanesine konu olan su kanallarını görerek merkeze varıyoruz. İlk olarak Amasya Müzesi’ne gittik. 2 kat olarak düzenlenen müzede ilk katta Hitit, Frig ve Roma dönemi eserleri ağırlıklı olmak üzere 11 medeniyetin eserleri sergilenmekte. Müzenin en önemli eseri ise bin tanrılı Hititlerin Fırtına Tanrısı Teşup’a ait bronzdan döküm tekniğiyle yapılmış olan heykelcik. Sağdaki fotoğrafta ise Roma dönemi cam üfleme tekniğiyle yapılmış eserler görülüyor.

 Fırtına Tanrısı Teşup

Roma Dönemi Cam Eserler

Müzenin ikinci katında ise Osmanlı dönemi eserleri yer almakta. Bu katta, Osmanlı el işçiliğinde önde gelen meslekler canlandırmalarla tanıtılmış. Urgancılık, semercilik, bakırcılık, kilimcilik gibi. Osmanlı kaftan vb. kostümlerin, el yazması Kuran-ı Kerimlerin, ahşap kapı oymacılığı örneklerinin de yer aldığı bu kat oldukça güzeldi.

 Semercilik

Urgancılık

Müzenin bahçesinde ise mermer lahit ve sütun başlıkları açık alanda yer alırken ayrıca İlhanlılar döneminden kalma mumyaların yer aldığı bir mumyalar müzesi var. Mumyaların, 14.yy. İlhanlıların Anadolu’daki hakimiyetleri döneminde nazırlık ve emirlik yapmış kişilere ve yakınlarına ait olduğu sanılmaktaymış.

Müzeden sonra II. Bayezid Cami ve Külliyesine gittik. Cami, 30 m. çapında iki büyük kubbeli, çok güzel bir cami. Bahçesinde şadırvan, medrese ve imarethanesi var. Bahçesinde caminin yapıldığı dönemde ekildiği söylenen (1486) artık asırlık olan iki simetrik çınar ağacı da yer alıyor. 

II.Bayezid Cami
Caminin bahçesinden çıkıp karşıya geçince tablo gibi bir manzara karşılıyor bizi. Tablonun zemininde dağa oyulmuş kral kaya mezarları, eteklerinde Osmanlı sivil mimarisini yansıtan tarihi sur duvarları üzerine kurulu, cumbalı yalı boyu evleri ve önünde Yeşilırmak… Yer yer güzellikleri, yer yer de bakımsız, yıkıldı yıkılacak evleriyle gözlerimizin önüne seriliveriyor vadi…

 Yalıboyu Evleri

Yalıboyu Evleri

Strabon, kral kaya mezarlarının Pont krallarına ait olduğunu söylemiş. Helenistik dönemde Harşena Dağı’nın güney eteklerindeki kalker kayalara oyulan bu mezarlardan vadi boyunca irili ufaklı 23 tane olduğundan buraya Krallar Vadisi de denilmekte.

Roma döneminde yapılan taş köprünün kemerleri, nehir yatağının yükselmesi nedeniyle sular altında kaldığı için üzerine ilave yapılan Alçak Köprü’den geçerek Hazeranlar Konağı’nı dolaşıyoruz. 1865 yılında yapılan konak, sahiplerinden satın alınarak restore edilmiş ve “müze ev” olarak turizme açılmış. Osmanlı dönemi sivil mimari örneği olan konak, canlandırmalar ve eşyalarla tipik Türk evlerindeki yaşamı yansıtıyor. 

Alçak Köprü

 Hazeranlar Konağı

Konaktan çıktıktan sonra Harşena Otel’in yanından yürüyerek son dönemlerde yapılan saat kulesi ve hemen karşısındaki Atatürk heykelini görüp otobüsümüze bindik. Hava karardığı için kral mezarlarının oraya çıkamadık. Gök Medrese ve Burmalı Cami’yi de otobüsle görüp otelimize Sungurlu’ya doğru yaklaşık 3 saatlik bir yolculuğa çıkıyoruz.

Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan

Gezi Tarihi: Ocak 2007

Category: TÜRKİYE  Tags: ,
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>