Atina... binlerce yıllık geçmişin üzerine kurulu,
kalabalık, gürültülü, çukurda kalan tam bir metropol. Tanrıça Athena’nın
şehri... Dünyadaki ilk demokrasinin merkezi...
İstanbul’dan beter bir trafiğe sahip Atina’da ufacık
Smart arabalar ve motosikletler en çok rastlanan araçlardan. Şehrin içinde
troleybüsler de vızır vızır çalışıyor. Şehirde sürekli bir hareketlilik,
insanlarda bir telaş, koşuşturmaca... Meydanlarda gazete kutuları var. İşe
giderken herkes bir gazete alıyor eline (ücretsiz) ve hızla uzaklaşıyor.
Biz ise, yerel rehber eşliğinde Akropolis’e gidiyoruz.
Atina’nın en çok ziyaret edilen turistlik mekanı. Akropolis, tepe üzerine
kurulu şehir demek. Tepe noktadan tüm Atina’yı -bir beton yığını- izliyoruz. Akropolis'in çevresi yeşillik bir tek. Her yerde olduğu gibi orada da
restorasyonlar tüm hızıyla sürüyordu.
![]() |
![]() |
Akropolis gezisi sonra tekrar şehre iniyoruz. İlk olimpiyatların yapıldığı stad, şehrin trafiğinin ortasında kalan Zeus Tapınağı, Syntagma Meydanı, Omonia Meydanı ve mutlaka Parlamento Binası ve önünde Evzon Askerleri'nin nöbet değişim töreni... Geleneksel kıyafetleri içinde (ponponlu ayakkabı, kışın lacivert kısa elbise vb.) boylu poslu genç erkeklerin her saat başı ilginç hareketleriyle nöbet değişimi yapmaları... Askerler, insanlarla konuşmuyorlar; ama yanlarında fotoğraf çektirebilirsiniz. Sakın sol taraflarında durmayın. Ellerindeki tüfeklerinin kabzalarını öyle bir vuruyorlar ki yere!
![]() |
Gittiğimizde şehir, 2004 olimpiyatlarına hazırlanıyordu. Her yerde inşaat ve yenileme-güzelleştirme çalışmaları vardı. Olimpiyatlarla ilgili hediyelikler aylar öncesinden vitrinlerdeki yerlerini almıştı.
Akşamları tarihi eserler çok güzel aydınlatılıyor. Özellikle Plaka’nın önünde (meyhaneler mekanı) Akropolis görünümü akşamları çok güzel.
Şehirden biraz uzakta Corinth Kanalı ve Pire Limanı var. Milattan önce 600'lü yıllarda yapılması planlanan ve çalışmalara başlanılan kanal ancak milattan sonra 1893 yılında (yani yaklaşık 2495 yıl sonra) geçişlere açılmış. Yaklaşık 6,5 km. uzunluğunda ve 52 m. yüksekliğinde. Uluslararası deniz taşımacılığında önemli bir yere sahip çünkü Akdeniz'in batısı (İtalya, Adriyatik tarafı) ile doğusu (Ege Denizi ve Karadeniz'e doğru) arasındaki yolu oldukça kısaltıyor. Kanaldan bir gemi geçerken köprünün üzerinden çektim aşağıdaki fotoğrafı.
![]() |
Pire Limanı ise yine uluslararası gemi taşımacılığında önemli bir liman. Ülkemizden kalkarak İtalya tarafına giden gemilerin durduğu noktalardan birisi. Deniz kenarında güzel balık restoranları olan çok sevimli, küçük bir liman.
Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan
Gezi Tarihi: Şubat 2004
Görüşlerinizi deftere yazabilirsiniz.
|
| Ana Sayfa | Türkiye |
Tunus |
Yunanistan |
İtalya |
Çek Cumhuriyeti |
Hırvatistan | Bosna-Hersek
Hollanda | Macaristan | Avusturya | İsviçre | |