Avrupa’da En Beğendiğim Köprüler

Köprü… Bazen suyun iki ucunu, bazen iki kıtayı, bazen iki şehri, bazen de iki aşkı bağlar birbirine. İnsanoğlu yüzyıllardır köprü yapıyor, hep bir şeyleri bağlamak için, kavuşturmak için… Kimisi sadece işlevini yapıyor, birleştiriyor; kimisi öyle güzel ki işlevini unutturuyor.

Biz “köprü” diyoruz; İngilizler “bridge”; Almanlar “brücke”; İtalyanlar “ponte”…

Not: Bu yazı, benim gezdiğim şehirlerde gördüğüm köprüler ve kendi çektiğim fotoğraflarla sınırlıdır.

1. Boğaziçi Köprüsü – İstanbul/Türkiye: İstanbul’un boğazdaki ilk köprüsü. Eşsiz köprülerden biri; çünkü iki kıtayı birbirine bağlıyor. Görüntüsünden çok konumu yani İstanbul Boğazı’nın mükemmel manzarasının üzerinde olmasıyla güzellik kazanıyor bence. Gri değil de başka bir renk, mesela kırmızı olmasını çok istediğim köprü. Son zamanlarda en azından akşamları ışıklandırmalarla renklendirilse de yine de benim gönlümden geçen kırmızı olması.

2. Charles Köprüsü – Prag/Çek Cumhuriyeti: Prag’ın en sevilen, en turistik yerlerinden biridir bu köprü. Eski ve yeni şehri birbirine bağlayan, sessiz sakin akıp giden Vltava Nehri üzerindeki bu taş köprü, sağlı sollu sıralanan kararmış heykelleri, sanatçıları ve kalabalığıyla bilinir. Eski şehir tarafında bir, diğer tarafta iki kararmış kulesi bulunur ki aşağıdaki fotoğraf o kulelerden birinden çekildi.

Charles Köprüsü – Prag / Çek Cumhuriyeti

3. Tower Bridge – Londra/İngiltere: Londra’nın simgelerinden biridir bu köprü. Mimarisi de çok hoştur. Thames Nehri üzerindeki köprü, hem yaya hem de araç trafiğine açıktır (1894’ten beri). Köprünün iki kulesi arasında bir yürüyüş yolu da var.

Tower Bridge – Londra/İngiltere

4. Rialto Köprüsü – Venedik/İtalya: Romantik Venedik’in en romantik köprüsü. Kanallar arasında belki yüzlerce küçük köprü olsa da Rialto’nun yeri başkadır Venedik için. Bu köprünün altından gondolla geçerken sevgililer öpüşürmüş mutlaka. Büyük Kanal (Grande Canale) üzerinde yer alan bu taş köprü sadece yaya trafiğine açık

Rialto Köprüsü – Venedik/İtalya

5. Kapellbrücke – Luzern/İsviçre: Luzern’in en fotoğrafik öğelerinden biridir bu köprü. Üstü kapalı ve ahşap olan köprü çiçeklerle bezeli ve görüntü olarak çok güzel. Şapel Köprüsü adını, yakındaki St.Peter Şapeli’nden alıyor.

Kapellbrücke – Luzern/İsviçre

6. Stari Most (Mostar Köprüsü) – Mostar/Bosna&Hersek: Mostar deyince ilk akla gelenlerden biridir bu köprü. Yapımı Osmanlı döneminde Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayreddin (1566)’e uzanan; ancak savaş zamanı yıkılan köprü ülkemizin de içinde olduğu yardımlarla yeniden yapıldı. Gördüğüm en güzel nehirlerden biri olan yemyeşil sularıyla akıp giden Neretva’nın üzerindeki bu taş köprü, şehrin gençlerinin aşklarını ve cesaretlerini ispatlamak için suya atladıkları bir köprüymüş.

Mostar Köprüsü – Mostar/Bosna&Hersek

7. Ponte Vecchio (Eski Köprü)- Floransa/İtalya: İşte Floransa deyince ilk sıralarda görüntülere giren bir köprü. Köprünün üzerinde dışarıdan bakınca evler varmış gibi duruyor. Bunların çoğu günümüzde hediyelik eşya dükkanları. Arno Nehri üzerindeki köprünün yapımı 14.yy’a dayanıyor, o zamandan beri ayakta kaldığından adı da Eski Köprü.

Ponte Vecchio – Floransa/İtalya

8. Ponte Sant’angelo – Roma/İtalya: Melekler Kalesi’ne ulaşmak için Tiber Nehri üstündeki bu köprü de melek heykelleriyle dikkat çekiyor. Aziz Melekler Köprüsü adı da buradan geliyor.

Ponte Sant’angelo – Roma/İtalya

9. Szécsényi Lanchid (Zincir Köprü) – Budapeşte/Macaristan: Budapeşte içinden geçen Tuna Nehri’nin üzerindeki pek çok köprüden en dikkat çekeni, aynı zamanda şehrin ilk köprüsü (1839-1849). Ancak İkinci Dünya Savaşı’nda yıkıldığı için 1949 yılında yeniden yapılmış. Hem günışığındaki görüntüsü hem de akşam ışıklandırmasıyla çok güzel görünüyor.

Szécsényi Lanchid (Zincir Köprü) – Budapeşte/Macaristan

10. Mittlere Brücke – Basel/İsviçre: Basel’in eski ve yeni şehrini birbirine bağlayan bu taş köprü de çok hoş. Orta köprü anlamına geliyor. Hem yaya hem araçlara açık olan köprünün kenarlarında bayraklar asılı.

Mittlere Brücke – Basel/İsviçre

11. Karl-Theodor Köprüsü – Heidelberg/Almanya: Almanya’nın en romantik şehirlerinden Heidelberg’in en romantik köşelerinden biri bu taş köprü. Neckar Nehri üstünde şehrin iki yakasını bağlamak dışında en güzel şehir manzarasının izlenebildiği yerlerden biri. Köprünün şehrin kale tarafında kalan yakasında iki kulesi var.

Karl-Theodor Köprüsü – Heidelberg/Almanya

Görüntü olarak değil; ama işlev olarak çok beğendiğim iki köprü ise, iki şehri hatta iki ülkeyi birbirine bağlıyordu.

  • a. Avrupa Köprüsü / Strasburg-Kehl Arası: Rhen Nehri üzerinde yapılmış çok basit, görüntü olarak insanı etkilemeyen; ama Fransa’nın Strasburg şehrini Almanya’nın Kehl şehrine bağlayan bu köprünün üzerinden yürüyerek geçtim. Köprü üzerinde farklı milletlerden yazarların kendi dillerinde “köprü” hakkındaki yazılarının yer aldığı küçük çerçeveler vardı. Bu yazımda bulabilirsin.

Avrupa Köprüsü / Strasburg-Kehl Arası

  • b. Maria Valeria Köprüsü / Esztergom-Štúrovo Arası: Macaristan’ın Esztergom şehrini Slovakya’nın Štúrovo şehrine bağlayan köprü. Ben Estergon tarafından ve tepeden gördüm, üzerinde yürümedim.

Maria Valeria Köprüsü – Esztergom/Macaristan

Sen en çok hangi köprüyü beğendin? Bu köprüleri yerinde görmek için bir Avrupa Turu yapmaya ne dersin?

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
4 Responses
  1. Murat says:

    Sayın Derya Hanım,
    yazınızın sonunda sormuşsunuz “en çok hangi köprüyü begendin?” diye. Benimki elbette “szechenyi lanchid”. nedenine gelince, eğer çok kısa bir zamanınızı ayırıp http://ozermurat.wordpress.com/2013/02/20/budapeste/ linkindeki yazımı okuyabilirseniz cevabı orada!
    bu arada diğer yazılarınızı da ilgiyle okuyorum.
    Saygılarımla

    • derya says:

      Murat Bey merhaba, yazınızı okudum ve çok beğendim. Ben gitmeden önce bu köprüyü bilmiyordum, ama görünce çok beğenmiştim. SiZinse çocukluk hayalinizmiş, ne hoş. Umarım diğer gezi hayallerinizi de gerçek olur, hepimizin:)) Sevgiler, saygılar
      Derya Çölaşan

  2. Tower Bridge köprüsünü her zaman görmek istemişimdir aslında. Bir gün banada nasip olursa bende gidip görecegim o köprüyü.

    • derya says:

      Evet, güzel bir köprü, üzerinde de yürünebiliyor. Ayrıca içinde ilk çalışma biçimini anlatan bir müze var. Umarım bir gün görürsünüz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir