Son zamanlarda adını çokça duymaya başladığımız, Ankara’nın bu ilçesine nihayet gittik biz de. Bir fay hattının oluşturduğu kayalara sırtını yaslanmış evleri Hıdırlık Tepesi’nden görerek başlıyor gezimiz. Eski Türk konaklarını tepeden izleyip sonra yanlarına gidiyoruz. Evler çok güzel görünüyor, pencerelerinden çiçekler sarkıyor.
![]() |
![]() |
En gözde yer, yöresel ürünlerin satıldığı ve restore edilen tarihi konakların bolca olduğu Alaattin Sokak. Bu sokakta, yöre halkının el emeği ürünlerinden baharatlar, tarhanalar, fasulyeler, erişteler vb. sattıkları tezgahlar sıralanıyor. Fırınlardan taze çıkmış Beypazarı kurusu kokuları geliyor, yoldan geçerken ikram ediyorlar, daha önce de yemiştim ama bu kadar güzelini yememiştim. Dönüşte kaç paket alsak diye düşünmeye başlıyoruz.
![]() |
![]() |
Çarşıdaki konakların bazıları restoran olmuş, “İnce Takım” denilen Beypazarı yemeklerini yapıyorlar. Yani tarhana çorbası, yaprak sarması, güveç (etli pilav), 80 katlı ev baklavası vs. Arnavut kaldırımlı dar sokaklardan yukarı doğru çıkarken Beypazarı kültürünü yansıtan eserlerin, antika eşyaların sergilendiği “Beypazarı Tarih ve Kültür Evi” çıkıyor karşımıza. Eski Türk evi canlandırılmış güzel bir müze ev.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Ülkemizin havuç üretimin %60’ının bu şirin ilçemizden karşılandığını duyunca şaşırmıştık ama havuç dondurması, havuç reçeli, havuç lokumu, havuç suyu vb. görünce, evet burada havuç çok galiba dedik. Beypazarı turizmi dışında ekonomiye başka katkıları da olan bir ilçemiz. Gümüş işlemeciliği (telkari), karoser üretimi vb. Kısacası, gidilmesi, görülmesi ve yemeklerinden yenilmesi gereken çok şirin bir yer.
Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan
Gezi Tarihi: Haziran 2006
|
| Ana Sayfa | Türkiye |
Tunus |
Yunanistan |
İtalya |
Çek Cumhuriyeti |
Hırvatistan | Bosna-Hersek
Hollanda | Macaristan | Avusturya | İsviçre | İspanya |