Baharda Burgazada

Bu sene erguvan zamanı Burgazada’ya gitme planım vardı. Erguvanlar geldi geçiyor ben hala gitmediğimi fark ettim. Cuma sabahı kahvaltıdan sonra evde otururken birden kalktım, hemen hazırlanıp oğlumla yola çıktık. Önce Bostancı’ya gittik ve 12.05 Büyükada-Heybeliada-Burgazada vapuruna bindik. Bir saatlik yolculuk boyunca oğlumla martılara simit attık, vapurda dolaştık, güvertede oturup sohbet ettik. Deniz için farklı ve güzel bir deneyim oldu.

Vapur adaya yaklaşırken, baktım ki on sene önceki yangının izleri yavaş yavaş siliniyor sanki. Adanın en tepesinden aşağılara inen o simsiyah görüntü, tam orman görüntüsünde olmasa da yerini yeşilliğe bırakmış. Bu bile sevindirici.

Vapurdan iner inmez bizi, adı adayla anılan yazar Sait Faik‘in (1906-1954) hüzünlü heykeli karşıladı. 1934’te adada yaşamaya başlamış ve kendini denizi, emekçileri, çocukları, yoksulları, işsizleri ve balıkçıları anlattığı öyküler yazmaya adamış.

burgazada1

burgazada3

Sonra Gezinti Caddesi‘ne dönüp fayton durağının yanından geçerek yürüyüşe başladık. Nereye gittiğimizi bilmiyorum, sadece yürüyorum ve tabi Deniz’in arabasını itiyorum. Biraz gidip geri döneriz diye düşünürken baktım bizimle birlikte yürüyen birileri de var; yol da gidiyor da gidiyor. Telefondan Google Haritalara baktım, böyle gidersem Kalpazankaya‘ya varırız gibi duruyor. Sol tarafımızda ağaçlar, çiçekler, tepelerde evler; sağ tarafımızda masmavi deniz, yürüdüm de yürüdüm. Daha çok deniz ve martı sesleri bize eşlik etti. Bir süre sonra yokuşlar başlayınca arabayı itmek zorlaştı; denizden yükseldikçe manzaramız da değişti. Yüksek ağaçlardan deniz arada bir görünür oldu. Hatta benim Deniz bir ara şöyle dedi: “Ağaçlardan ben görünmüyorum.”

Yol boyu erik ağaçları ve henüz meyve vermemiş (ceviz gibi) ağaçlar vardı. Daha çok erguvan görürüm diye düşünüyordum; ama çok az vardı. Mor salkımlar da muhteşem kokuları ve görüntüleriyle insanı mest ediyor. İlerde bir iskele görünüyor ağaçların arasında ve o da ne? İskeledeki pek çok insan mayolarla güneşleniyor. Denizde kimseyi görmedim; ama güneş mevsimi başlamış anlaşılan. Sanırım hepsi turist, sahilde pek çok bavul da var. Bugün son günleri herhalde, giderayak güneşin tadını çıkarıyorlar. Zaten bir süre önce önümden bavullarını çekerek giden 4-5 yabancı genç turist geçmişti. Onları güneşle bırakıp biz yürümeye devam ediyoruz.

burgazada4

burgazada5

Bir süre sonra, bir yokuş iniyoruz bir çıkıyoruz derken bir yol ayrımına geldik. Sağda, ilerideki sokak tabelasında Kalpazankaya Yolu yazısını okuyunca o tarafa dönüyoruz. Bir süre sonra karşımıza iki beyaz at çıkıyor. Sonra da kahverengi atlar; bağlı değiller, öylece geziniyorlar etrafta.

burgazada6

Sol tarafımızda genellikle bakımsız, perişan halde, tek katlı evler var. Atların arasından geçip yola devam ediyoruz. Ve nihayet Kalpazankaya‘ya varıyoruz. Burası bir restoran. Büyük çoğunluk buraya faytonlarla geliyor, kapıda bekleyen faytonlar da var (dönüş için).

burgazada7

Çocuk arabasını iterek, arada durup fotoğraf çekerek yani çok acele etmeden, doğanın tadını çıkararak sanırım bir saatten biraz fazla zamanda gelmişiz buraya. Çok yorulmadım, karnım da aç değil, bir şeyler içeriz diye düşünüyorum; ama Deniz bey döner-ayran istiyor. Oğlum burada döner olmaz, balık olur deyince balık yemek istedi. Uzun zamandır balık yediremediğim için buna sevindim ve ekmeksiz hemen hemen bir levreği yedi. Gezmenin böyle bir faydası da var işte. Restoran denize tepeden bakan manzarasıyla çok hoş, masalara ve etrafa bakılırsa salaş; ama menüsü zengin. Fiyatlar ise bana biraz fazla geldi.

burgazada8

burgazada9

Restoranın yanında bir çocuk parkı da var. Orası bizim için tehlikeli bir yer, parka girersek çıkamayız. Neyse ki bizimki pek takılmadı. Yemekten sonra dönüş yoluna çıktık. Belli bir noktaya kadar geldiğimiz yoldan döndük. Sonra bir yol ayrımında Gönüllü Caddesi‘ne girdim ve oradan yürümeye başladım. Farklı farklı kuş seslerini dinleyerek keyifle ilerlerken arada bir yanımızdan faytonlar geçiyor. Haritaya göre bu cadde kestirmeden sahile iniyor; ama ben pek kestirme yapamıyorum. Dümdüz bu yolu takip etmek yerine arada başka sokaklara da girip çıkıyorum. 

burgazada10

burgazada12

Bu caddede (Gönüllü Cad.) çok güzel evler gördüm. Sonra Burgazada Öğretmenevi‘ni gördüm. Bir hafta sonu boş oda bulsak da bu güzel yerde uyanabilsek keşke…

burgazada11

burgazada13

burgazada14

Bir süre sonra döndüğüm Mehtap Caddesi‘nde de güzel evler vardı. Bu sokaktan manzara ise çok hoştu. Deniz, Kaşık Adası, Heybeliada ve en arkada İstanbul görünüyor.

burgazada15

Aralarda dolaşırken bir de Burgaz Çayırı sokaktaki şu an restorasyonda olan, Sait Faik Abasıyanık Müze Evi‘ni gördüm. Ünlü şair-yazarın oturd

uğu bu evin önceki halini bilmiyorum; ama şu an yapılan sanki yeni yapılmış bir ev gibi yepyeni-bembeyaz duruyor. Bahçesinde yazarın bir heykeli de var. Restorasyon sonrası gelip görmek isterim (Not: Sait Faik Abasıyanık Müzesi 11 Mayıs 2013 itibarıyla (Pazartesi-Salı hariç) ziyarete açılmıştır).

burgazada16

Adada görmek istediğim tüm yerleri gördükten sonra, sahile doğru rastgele ara sokaklarda yürürken karşıma 600 yaşında, ortası delik bir çınar ağacı çıktı. Tam bu sırada gökyüzünde ise küçücük bir leylek sürüsü gördüm. Leyleği havada görmeyi her zaman çok sevmişimdir zaten.

burgazada17

Bu manzara sonrası sahile vardık. Deniz kıyısında küçük kayıklar, balıkçı tekneleri demir atmış. Arkada ise yan yana sıralı balık restoranları ve birkaç kafe var. Tam karşıdaki küçük ada ise Kaşık Adası, üzerinde yerleşim yok.

burgazada18

Vapur iskelesinin tam karşısındaki Sinem Dondurma‘nın dondurmasını yemeden olmazmış. Özellikle sakızlı favoriymiş ki ben zaten iyi yapılmış sakızlı dondurmaya yatıya giderim. Üç top aldım; ama toplar küçük olduğundan gözümü doyurmadı bir de Deniz’in ortadaki çikolatalıyı yeme derdi yüzünden sakızlı arada kaynasa da çok güzeldi. Tavsiye ederim.

burgazada19

Vapur saatine daha çok olduğu için Mavi Marmara’nın teknesini beklemeye başladık. Sahilde birkaç tur attık, martıların peşinden koştuk derken 17:10 Kınalıada-Bostancı teknesine bindik. 40 dakikalık yolculukla yemyeşil doğayı, kuş sesleri arasındaki keyifli geçen günü geride bırakıp gerçek İstanbul’a döndük.

Gezi Tarihi: 26 Nisan 2013

Adalar serisinden Kınalıada için buraya tıkla.

Adalar serisinden Heybeliada için buraya tıkla.

Adalar serisinden Büyükada için buraya tıkla.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
3 Responses
  1. Güzel siteniz ve harika paylaşımlarınız için çooook teşekkürler…

  2. esra says:

    Bi gün beraber gezelim en son ki çınar ağacının arkası cem evinin bahçesi bahçesinde tost çay keyifli sakin , cem evininde gezdiriyorlar istersen…)Birde yürütüş yolunda patikalardan denize inen yerler var yüzmedim ama nefis koylar

    • derya says:

      Cem evinin önünden geçtim ama içine girmedim. Koylar güzeldi gerçekten, ben de hiç denize girmedim, uzaktan bakmayı da seviyorum ben. Burgaz`ın tadı başka… Biz hafta içi gidiyoruz hep; ama uygun zamanı denk getirebilirsek memnun olurum birlikte gitmekten, tanışmaktan…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir