Kapadokya’da Balona Binmek!

Kapadokya, doğanın hazırladığı öyle güzellikler sunuyor ki tüm bunlara tepeden bakabilmek için yapılacak en güzel şeylerden biri, sıcak hava balonuna binmek. Kapadokya’ya üçüncü gidişimde bu deneyimi ben de yaşamak istedim.

Bölgede pek çok balon turu yapan firma var, birkaç tanesi ile görüşüp hangisi size yakın geldiyse onu seçebilirsiniz.

Tüm balon firmaları gözlemlediğim kadarıyla aynı aşamaları izliyor, birbirlerinden farklı bir şeyler yaptıklarını sanmıyorum. Ben tabi ki bizim bindiğimiz Cihangiroğlu Balloons‘u referans vererek anlatacağım.

Sabah 04:45’te minibüsle otelimizden almaya geldiler. Dışarısı zifiri karanlık ve hava oldukça soğuktu (Ağustos olmasına rağmen). Bizim gibi diğer balon yolcuları da alındıktan sonra Göreme merkezin biraz ilerisinde boş bir alanda minibüs park edince indik. Zifiri karanlığın ortasında bir masa üzerinde lamba yakılmış ve üzerinde çay makinesi, paketli kek, büsküvi gibi atıştırmalıklar vardı. Babam bir ara bana dönüp “Şener Şen’in filmindeki gibi olmayalım, sizi balona bindireceğiz diyip burada bırakmasınlar” dedi. Gerçekten de orada ne yaptığımızı bile bilmiyorduk, balona binme hevesiyle gittiğimiz yerde, zifiri karanlık, bahsettiğim masa ve bizi getiren minibüs dışında hiçbir şey yoktu. Üçü yabancı turist toplam 9 kişiydik. Etrafta hiçbir şey göremeyince ve çok üşüyünce karton bardakla çayımızı alıp minibüste ısınmaya çalıştık. Bir süre sonra minibüsten çıkıp etrafa bakayım dedim. Yanımızdaki çalılıklardan dönünce karanlığın içinde biraz ilerde birkaç balonun şişirilmeye başlandığını zar zor görebildim. Sonra küçük bir araç içinde bizim balon göründü ve onu da şişirmeye başladılar. Kısa bir süre sonra havanın da hafif aydınlanmasıyla birlikte o boş arazide farklı yerlerde çılgınca balonların şişirildiğini gördüm. İnanılmaz bir manzaraydı. Bazıları ateşleniyor ve o zaman daha net görüyorduk. Balonlar o kadar büyüktü ki bu manzara beni çok şaşırttı.

Nihayet bizim balon da dev boyuta ulaşınca, ateşlemeler başladı ve sepete binmemizi istediler. Buraya kadar gördüklerim çok ilginçti (karanlığın içinde onlarca dev balonun şişirilmesi-ateşlenmesi) Bundan sonra ise gerçek balon macerası başlıyordu.

Biz beş kişi ve diğer yolcular sepete bindik. Nasıl havalanacak, sarsıntı olacak mı diye düşünürken bir anda sessizce ve sakince yerden yükselmeye başladık. Öyle tatlı, öyle sakin havalandık ki müthiş bir duyguydu bu. Biz yavaş yavaş yükselmeye başlarken diğer balonlar da yükseliyordu ve Göreme üstündeki bu görüntü mükemmeldi.

Sessizliğin ortasında, sakin sakin yükselirken balon pilotumuz Özgür Bey, geçtiğimiz yerlerle ilgili bilgi veriyordu. Bir yandan da sürekli olarak yer ekibiyle iletişim halindeydi. Başka bir balona çarpmamak için kendisi etrafa sürekli bakınırken aynı zamanda araçla bizi takip eden yer ekibinden de bilgi alıyordu. Balon pilotu ve yer ekibi arasında sürekli bir iletişimin gerekli olduğu müthiş ekip çalışması tüm yolculuk boyunca -özellikle inişte- sürdü.

Balonun pilotu vadilere doğru alçalıyor, ağaçların hemen üzerinden geçiyoruz; sonra yükseliyor, tüm bölgeye tepeden bakıyoruz derken zaman akıp gidiyor.

İlk kalktığımız zaman, alacakaranlık varken gittikçe gün aydınlanıyor ve 06:13 civarı Erciyes’in batısından güneş yükseliyor.

Göreme’nin üstünde, bir balonun içinde gün doğumunu izliyoruz. Bu keyifli geçen dakikalardan sonra balon kalktığımızdan farklı bir yöne doğru ilerlediğinden pilotumuz yer ekibiyle iletişimi sürdürüyor ve açıklarda boş bir arazi üzerine inmeye karar veriyor. Ekip araçla balonu takip ettiğinden yerde bekliyorlar. Bundan sonrası ayrı bir heyecan. İnişe geçerken pilotumuz hafifçe dizlerimizi kırarak tutunmamızı söyledi. Bize özellikle çocuğu tutmamızı söyledi. Hafif eğilip Deniz’e sımsıkı sarıldım. Bir uçağın inişinden daha az sarsıntıyla balonun sepeti yere değdiği anda yer ekibinden iki kişi sepetin üzerine çıkarak ağırlık yaptılar. Sonra küçük kamyonetin kasasına sepeti oturttular:)) Bu arada başka bir kişi balondan sarkan iki ipi çekerek balonu yere yatırmaya başladı.

Boş araziye alçalan hatta inen diğer balonlar

Bizim sepetten inmemize yardım ettiler ve balonu söndürmek için üzerine basabilirsiniz dediler. Tabi Deniz’in bu iş, çok hoşuna gitti. Balon tamamen sönünce yer ekibi katlayıp bağlayarak kaldırdılar. Dev balon kısa süre içinde bir anda sönmüş, katlanmış ve bağlanmış oldu.

Kamyonetin yanına döndüğümüzde bir masa üzerinde şampanya bardakları dizilmişti. Balon uçuşu sonrası neden bilmem gelenekselleşen bir şampanya seremonisi yapıyor firmalar. Bizim ekip de alkolsüz şampanyayı (asitli elma suyu) patlatarak bardaklara koyarak bizlere ikram ettiler. Sonrasında da madalya töreni oldu. Hepimize pilot Özgür Bey tarafından uçuş madalyası takıldı, yer ekibinin bravo nidaları arasında alkışlanıp madalyalarımızı da aldık:)) Madalya işi yine en çok Deniz’in hoşuna gitti. “7 yaşıma kadar hiç madalya almamıştım, bu çok iyi oldu” dedi. Böylece, 7 yaşındaki Deniz ilk; 70 yaşındaki babam da pilotun deyimiyle son madalyasını almış oldu.

Kapadokya’da balon turu yapmak, uçuş öncesi hazırlıklar, uçuş anı ve iniş sonrası her anıyla hepimiz için unutulmaz bir hatıra oldu. Uçuş ve yer ekibinin uyumu, Özgür Bey’in deneyimi sayesinde gerçekten harika bir deneyim oldu.

Not: Balona 5 yaş sonrası çocukları alıyorlar, ancak sepetin yüksekliği nedeniyle bizim gördüğümüz gibi değil, sepetin ortalarındaki deliklerinden baktıkları için çok keyifli olmayabilir. Deniz ilk bindiğinde biraz korktu, ancak kalkışın sarsıntısız, çok sakince olmasından ve havada giderken havada olduğunu anlamamasından dolayı pek problem olmadı. Bizim gibi etrafı görmediğinden de bir an önce inişe geçmemizi bekledi ama yine de onun için de çok güzel bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Özellikle de balonu söndürme ve madalya aşamaları en sevdiği şeyler oldu.

Sıcak hava balonlarının helyum gazıyla çalıştığını düşünüyordum, oysa hepsi LPG’liymiş. Pilot arada bir gazı pompalıyor ve balonun içine doğru ateşi görüyoruz, yüksek de bir ses çıkıyor bu esnada (Deniz bu sesten de biraz rahatız oldu). Gazın ateşlenmesi özellikle karanlıkta balonlara hoş bir görüntü veriyor. Biz bölgedeki ilk günümüzde balona binmiştik, sonraki iki sabah erken saatlerde balonların ateşlenme sesini duyduk yataklarımızda ve hatta bir keresinde üşenmeyip kalkıp otelin terasından balonları yine izledik. İşte bizde böyle bir balon sevdası oldu.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir