Kırmızı Şehir Bern…

Basel‘den 55 dakikalık bir tren yolculuğuyla Bern’e gidiyoruz. Yaklaşık 130 bin nüfusuyla İsviçre Konfederasyonu’nun 1848’den beri başkenti olan, Avrupa’nın en iyi korunmuş ortaçağ şehirlerinden biri olan Bern… U şeklinde bir kıvrım yaparak tarihi şehri kucaklıyormuşçasına saran Aare Nehri‘yle, köprüleriyle, ayılarıyla, çiçekleri, çeşmeleri, kırmızı tramvayları, tarihi evleri ve sakinliğiyle akıllarda kalan bir şehir. Nehrin sarmaladığı Bern’in tarihi alanı (Old Town) 1983’te UNESCO’nun Dünya Mirasları Listesi’ne alınmış.

bern1

Bern Sokakları

bern2

Bern Sokakları

Ekim başı olmasına rağmen bütün evlerden, balkonlardan kırmızı çiçekler sarkıyor. Avrupa’nın en çiçekli şehirlerinden olan Bern’in sokaklarındaki kırmızı tramvaylarla birlikte öyle güzel bir görüntüsü var ki, Bern benim için artık kırmızı şehir…

Bern Tren İstasyonu (Bahnhof) içindeki turist merkezinden harita ve şehir rehberimizi alıp yönümüzü belirliyoruz. Parlamento Binası‘na (Bundeshaus) doğru giderken taş evler, balkonlarında kırmızı çiçekler ve pazar sabah saatleri olmasından dolayı bomboş sokaklarda Bern sanki sadece bize ait gibi. 1902 yılında tamamlanan Parlamento Binası şehrin en görkemli yapıtlarından ve simgelerinden biri. Önündeki meydanda ülkenin 26 kantonunu simgeleyen 26 fıskiye bulunuyor. İsviçre’de kullanılan dört resmi dilden (Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Romanş) birine öncelik verilmemesi için ülkenin adı Latince “Confoederatio Helvetica” olarak kullanılıyor. Bu nedenle ülkenin kısaltması da CH oluyor. Para birimi de Confoederatio Helvetica Frank yani CHF.

bern3

İsviçre Parlamento Binası

İsviçre Parlamento Binası

İsviçre Parlamento Binası

Geniş meydanı geçip şehrin en önemli eserlerinden olan geç dönem Gotik tarzdaki Münster’e doğru gidiyoruz. Büyük kilise, ön cephesindeki Erhart Küng’ün “Son Yargı” isimli görkemli küçük heykelcikleriyle meşhur. 1490-95 yılları arasında yapılan “Son Yargı“, her sosyal sınıftan 234 lanetli ve kutsal ruhu temsil etmektedir.

bern5

Münster “Son Yargı”

Münster "Son Yargı"

Münster “Son Yargı”

Kilisenin avlusu nehre bakıyor. Nehir kenarı olan Matte’ye asansörle inilebiliyormuş; ama asansör tadilattaydı.

bern7

bern8
Yukarıdan görülen manzarasıyla yetinip avludan çıkıp Nydeggbrücke’e doğru gidiyoruz. Bu yol bizi ayı hendeğine ve mükemmel bir manzaraya götürecek. Nydeggbrück, eski bir taş köprü ve şehre çok güzel bir bakış imkanı veriyor.

bern9

Nydeggbrück’ten Manzara

Nydeggbrück'ten Manzara

Nydeggbrück’ten Manzara

Nydeggbrücke'ten Untertorbrücke Görüntüsü

Nydeggbrücke’ten Untertorbrücke Görüntüsü

Untertorbrücke ve Nydeggbrücke

Untertorbrücke ve Nydeggbrücke

Köprünün hemen sağında Ayı Hendeği var. Şehrin kurucusu Zaehringen hanedanının Dükü Berchtold, şehri kurmaya karar verdiğinde avladığı ilk hayvanın adını şehre vereceğini söylüyor ve vurduğu ilk hayvan bir ayı olunca şehrin adı da Baer (Almanca’da ayı) Bern oluyor. O zamandan beri de şehrin sembolü ayılar oluyor. Ayıları tıpkı bu hendekte (Barengraben) olduğu gibi canlı olarak görmenin yanı sıra birçok anıtta, resimde, bayrak ve flamalarda da görmek mümkün. Ayısız bir Bern’in Eyfel Kulesiz bir Paris olacağı düşünülüyormuş. Hendekteki ayıya gelince, kendisi yere yatmış, yukarıdan atılan bademleri yiyor ama bunun için kendini hiç yormuyor. Eğer ağzına denk gelirse yiyor, üzerine veya yere düşerse pek kıpırdamıyor, diğerini bekliyor. Tembellik had safhada. Ayı hendeğinin hemen yanında Bern tanıtım videolarının gösterildiği (Bern Show), hediyelik eşya satılan ve bir restoran bulunan kapalı bir alan var.

Tembel Ayı:))

Tembel Ayı:))

Rosengarten'den Görüntü

Rosengarten’den Görüntü

Buradan çıkıp karşıya geçip yokuş yukarı çıkınca yol bizi gül bahçesine (Rosengarten) götürüyor. Şehri tepeden gören bir manzaraya sahip olan gül bahçesi, sakin sakin temiz havada kitabını okuyup bir kahve içmek isteyen Bernliler için ideal bir mekan gibi görünüyor. Biz de sessiz ve sakin şehri biraz seyredip bu sefer Nydeggbrücke yerine hemen karşısındaki alçak köprüden (Untertorbrücke) geçerek şehrin önemli caddelerine doğru gidiyoruz. Önümüzde alışveriş caddeleri olan üç paralel cadde var. Junkerngasse, Gerechtigkeitgasse ve Postgasse. Artık öğlen saatleri olsa da mağazalar kapalı olduğu için sokak da sakin. Bizim gibi birkaç turist boş caddede dolaşıp fotoğraf çekiyor. Şehirde çeşmelerin de ayrı bir yeri var. Tüm şehirde olduğu gibi çiçeklerle bezenmiş çeşmelerden sular akıyor.

Kramgasse ve Saat Kulesi

Kramgasse ve Saat Kulesi

Bern Çeşmeleri

Bern Çeşmeleri

Ortadaki cadde olan Gerechtigkeitgasse’ten devam edince şehrin önemli simgelerinden biri olan Saat Kulesi (Zytglogge) karşımızda çıkıyor. 1500’lü yıllarda yapılan kule, İsviçre saat işçiliğinin güzel bir örneği olan astronomik bir saate sahip. Her saat başı küçük bir gösteri oluyormuş biz göremedik; ama şöyle oluyormuş: Saatteki soytarının çanı çalmasıyla birlikte ayılar geçidi başlar, horoz ötüp kanatlarını çırpar. Zaman Baba kum saatini döndürür ve “zaman” böylece akıp gider…

Saat Kulesi

Saat Kulesi

Saat Kulesi

Saat Kulesi

Kulenin arka tarafına geçince nispeten hareketli ve canlı bir meydana ulaşıyoruz. Burası Kornhaus, Bern’in Barok stilinin en iyi örneklerinden biri olan binanın olduğu caddede kafede oturanlar, ekim ayındaki güneşin tadını çıkarıyor. Bu meydanda Einstein’in yaşadığı ve görelilik kuramını geliştirdiği ev müze haline getirilmiş.

Marktplatz

Marktplatz

Marktplatz

Marktplatz

Biz biraz daha ilerleyip köprüyü geçince (Kornhausbrücke) şehrin ikinci güzel manzarasıyla karşılaşıyoruz. Karşıdaki köprünün üstünden kırmızı bir tren geçerken masmavi nehir tıpkı şehir gibi sakin sakin akıyor. Çevresindeki ağaçlar ve çok güzel evlerle birlikte mükemmel bir görüntüsü var. Köprüden geri gelip biz de bir kahve molası veriyoruz. Bu ülkede çok güzel kahve yapıyorlar, makine kahvesi ve nerde içerseniz için hep o mükemmel tat.

Kornhausbrücke'ten Görüntü

Kornhausbrücke’ten Görüntü

Kornhausbrücke'ten Görüntü

Kornhausbrücke’ten Görüntü

Şehir sakin de olsa zaman hızla akıyor ve öğle sonrası oldu bile. Evleri, nehri, yeşil alanları, caddeleriyle İstanbul’da yaşayan bizler için fazlasıyla durgun olsa da -belki de tek nedeni pazar günü olması- çok güzel bir şehir. Saat 15.00, öyleyse yakınlardaki başka bir şehre daha gidebiliriz. Mesela Neuchatel.

Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan

Gezi Tarihi: 2 Ekim 2008

Category: İSVİÇRE  Tags: ,
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir