
Bu sitede yer alan tüm yazı ve fotoğraflar bana aittir (Derya ÇÖLAŞAN).
Ne kadar da bizden bir şehir, insanlar, yüzler, yemekler ne kadar da tanıdık Saraybosna sokak-larında. Herkes Türkçe biliyor sanırsınız, oysa bambaşka bir dil konuşu-yorlar. Boşnakça, Sırpça, Hırvatça konuşuluyor, hepsi de birbirine benziyor. Konuşmalara kulak kabartıyorum, hiç anlamadığım bir dil; ama aralarda tanıdık sözcükler geliyor kulağıma. “Selam, marhaba” diyorlar. “Haydi Allaha ısmarladık” diyorlar. Başçarşı’da gezerken sokak isimleri hep bizden, Kuyumcular, Bakırcılar, Çizmeciler vb. yazılışları farklı; ama bizim gibi okuyorlar.
Çarşıda gezerken Cevabi kokuları geliyor burnumuza...
Mostar deyince hep aklıma Mostar Köprüsü gelirdi. 1557’de Osmanlı Devleti tarafından yaptırılmış ve şehrin sembolü olmuştu. 1992’ye kadar. Sonra yabancı devletlerin kışkırt-masıyla halklar mozaiği olarak hep beraber yaşayan Sırplar, Boşnaklar ve Hırvatlar Avrupa’nın ortasında ve yaklaşık 4 sene boyunca (1992-95) savaşmışlardı. Önce Sırpların sonra da Hırvatların Bosna’ya saldırdığı, binlerce insanı öldürdüğü yıllarda yıkılmıştı köprü de, tüm şehir gibi... Bu savaş sırasında Bosna’da taş üstünde taş kalmamıştı. Unesco’nun önderliğinde ülkemizin de aralarında bulunduğu ülkelerin desteğiyle tekrar yapıldı ve 2004 yılında açıldı köprü. Yemyeşil ve buz gibi sularıyla akıp giden muhteşem Neretva’nın üzerinde...
*Başlıktaki yazı Zeynep Oral'ın "Katmandu'dan Meksika'ya kitabının önsözünden alınmıştır.