Karadağ’ın Tatil Başkenti: Budva

Ulcinj‘deki son günümüzde kahvaltı sonrası yine bir taksiyle 50 Euro’ya anlaşıp Budva’ya doğru yola çıktık. Yaklaşık bir saat kırk dakikalık yolculuk sonrası şehir merkezindeki otelimize vardık (Hotel Aleksandar). Otel konum olarak çok güzel bir yerde ve oldukça büyüktü. Beyaz ve iki katlı binaları mavi ahşap panjurlarıyla çok güzel görünüyordu. Binalar arasında restoranlar, kafeler, küçük marketler, yeşil alanlar, kuaför, turist acenteleri gibi pek çok işletme vardı. Bu alanlar sadece otel müşterilerine değil, herkese açık. Hatta otele çok yakın olan Slovenya Plajı‘na gitmek için pek çok kişi otelin bu alanlarından geçiyordu. Sanki otelin odaları ayrı ayrı binalarla şehrin içine serpiştirilmiş gibiydi.

Bize verdikleri apart oda hem ana caddeye hem de otelin restoran ve havuzuna çok yakındı (L bölümü). Oteli bu haliyle dışarıdan görünce çok beğensek de odaya girince biraz hayal kırıklığı yaşadık. Giriş katındaki oda, güzel ve yemyeşil bir bahçeye bakıyordu; ama sanırım otel Yugoslavya döneminden kalmış. Bir yatak odası, iki ayrı yataklı ve mutfaklı oturma odası, banyosu ve küçük bir balkonu vardı. Duvarlar beyaz boyalı, kapılar ve tüm dolap vb. ahşap eşyalar ise siyahtı. Sadece oturma odasında klima vardı. Üstelik klima, buzdolabı hatta banyodaki flüoresan ampul bile traktör gibi ses çıkarıyordu. Odadaki yatak o kadar çok gıcırdıyordu ki yatarken en ufak hareketimde bile yanımda uyuyan minik bebeğim uyanıyordu. Bu eskiliğine rağmen oteli gerek konumu gerek çevredeki olanaklarıyla yine de sevdik.

Budva-Aleksandar Oteli

Budva-Aleksandar Oteli

Budva-Aleksandar Oteli

Budva-Aleksandar Oteli 

Ulcinj’den Budva’ya giderken daha şehir merkezine varmadan Ulcinj’den çok farklı, modern bir şehre geldiğimizi hissetmiştik. Görüntü bir anda değişti, sanki başka bir ülkeye geldik. Karadağ’ın hatta son zamanlarda Avrupa’nın en çok tercih edilen sahil bölgelerinden biri haline gelen Budva, yemyeşil dağların önündeki masmavi deniziyle ilk görüşte sevdiriyor kendini. Plajları ve gece hayatı ön plana çıkan Budva, kalabalık ve popüler bir tatil yeri olmuş.

Otele yerleşip biraz dinlendikten sonra vakit kaybetmeden hemen dışarı çıkıyoruz. Önce otelin çevresini biraz dolaşıp güzel bir pizza yiyoruz (Budva’da pizzalar İtalyan usulü yapılıyor. İnce hamur, bol malzeme, taş fırında pişiriliyor). Yemek sonrası kalabalığı takip edince plaja varıyoruz. Slovenska Plaza yani Slovenya Plajı, küçük çakıl taşlı, uzun ve kalabalık bir plaj. Plajın adı 1935’te burada tatil yapan bohem turistler tarafından verilmiş. Plajda halk için ücretsiz yerler dışında şezlong, şemsiye hatta loca kiralanan bölümler de var. Her bölümün girişinde plaj planını gösteren tabelalar yer alıyor. Ayrı ayrı bölümlerden oluşsa da toplamda oldukça uzun bir plaj (1600 m). Hemen arkasında yürüyüş yolu, restoranlar, yeşil alanlarla oldukça güzel bir görüntüsü var. Önde deniz, arkada yemyeşil alanlar, en arkada da dağlar…

Budva-Slovenska Plajı

Budva-Slovenska Plajı

Budva-Slovenska Plajı

Budva-Slovenska Plajı

slovenska3

slovenska4

Budva-Slovenska Plajı   

Plaja paralel olan yürüyüş yolunu dümdüz takip ederek eski şehre doğru yürüyoruz. Yol boyunca hediyelik eşya satan dükkanlar, rengarenk dondurma tezgahları, kafeler sıralanıyor.

budva5

budva6

budva7

budva8

Uzaktan eski şehrin kilisesi görünüyor önce. Yüksek duvarlı kale içinde yer alan eski şehir, taş binaları, dar sokakları, kafe ve restoranlarıyla oldukça hareketli. Ulcinj’deki eski şehir bir tepe üstünde kurulu ve yokuşlu idi. Burası ise dümdüz bir alan ve deniz kenarında.

Budva - Eski Şehir

Budva – Eski Şehir

Budva - Eski Şehir

Budva – Eski Şehir

Budva - Eski Şehir

Budva – Eski Şehir

Budva - Eski Şehir

Budva – Eski Şehir 

Ahşap panjurlu beyaz taş binalarla çevrili dar sokaklar ve küçük meydanlar arasında biraz dolaşınca yorulup güzel bir kafede bir serinletici içecek deniyoruz. Bugünkü hızlı bir gezi oldu, buraya daha sonra tekrar gelmeyi planlıyoruz (ama bu plan ne yazık ki gerçekleşemiyor!)  Tekrar yola düşünce başka bir kapıdan eski şehrin dışına çıkıyoruz. Geldiğimiz yoldan değil, şehrin araba yolunun kaldırımlarından otele doğru dönüyoruz. Aslında Budva küçük bir şehir; ama kale içindeki eski şehri, upuzun plajları ve şehre 1-5 km civarındaki diğer plajlarıyla oldukça turistik, modern bir Avrupa tatil kenti. Ulcinj’den sonra da insana çok iyi geliyor. Şehrin içindeki Slovenya Plajı dışında Petrovac’a doğru sırasıyla Becici, Kamenovo, Przno, Kraljicina, Milocer plajları var. Sveti Stefan‘a giderken yolda hepsini tepeden gördük; uğrayacak zamanımız olmasa da hepsi de çok güzel görünüyordu. Tüm bu plajlar Budvanska Riviera olarak anılıyor.

Otelin olduğu alana döndüğümüzde bir turist acentesinde, görmeyi istediğim şehirlerden biri olan Kotor’un da içinde bulunduğu tekne turu ilgimizi çekiyor. Yanımıza gelen genç, turu anlatırken göğsünde Marmara Üniversitesi öğrenci kartını görünce şaşırıyoruz. Sırbistan Sancak’lı olan Elmir İstanbul’da üniversite okumuş ve Budva’da çalışıyormuş. “Türkçe öğrendim; ama unutuyorum, buraya Türkler pek gelmiyor” diyor. Biraz sohbet ettikten sonra tura katılmaya karar veriyoruz. Yarın tüm gün tekne turunda olacağız.

Budva’daki üçüncü günümüzde sabahtan otelin havuzunda vakit geçirip öğleden sonra da adı Budva’yla anılan 5 km uzaklıktaki Sveti Stefan‘a gidiyoruz. Şehir merkezinden S.Stefan’a ring sefer yapan midibüsler var; ama iki kişiyseniz taksi de aynı paraya geliyor (4 Euro). Sveti Stefan bir ada. 49 yıllığına Singapurlu bir işadamına kiralanmış. Adanın içindeki taş binalar otel olarak işletiliyor (Aman Otelleri); ancak tadilattaydı. Hatta adaya giden yolun başında güvenlik memuru bekliyor ve oraya kimseyi yanaştırmıyordu. Sveti Stefan Plajı ise halka açık, küçük, temiz ve güzel bir plaj.

Budva-Sveti Stefan

Budva-Sveti Stefan

Budva-Sveti Stefan

Budva-Sveti Stefan

Budva-Sveti Stefan

Budva-Sveti Stefan

Budva-Sveti Stefan

Budva-Sveti Stefan    

Uzaktan fotoğraf çekmekle yetinip dönüşte taksi bulamadığımız için yokuş yukarı tırmanmaya başladık. Yolun çoğunu tırmanmıştık ki midibüsü görünce hemen el edip binerek şehre geldik. Eşimin önce otele gidip biraz dinlenelim sonra çıkar, eski şehre gideriz demesini keşke dinlemeseydim. O anda zararsız görünen bu istek, saat 19.00’da gece uykusuna yatan oğlumuz nedeniyle bana kabus oldu. İstanbul’dayken 23.30’dan önce uyumayan çocuk Budva’daki son gecemizde erkenden uykuya yattı. Sürekli uyumadığından şikayet ederken uyandırıp sokaklarda gezdirmeyi de annelik vicdanıma yakıştıramayınca böylece son gecemizi otelde oturarak geçirdik ki zaten diğer günlerde de nispeten erken yattığı için akşamları hep otelde geçirmiştik. Ee, bebekli tatil böyle oluyormuş.

Sabah kahvaltı sonrası bir taksiye binerek (30 Euro) Podgorica havaalanına gidiyoruz. Kilometre olarak mesafe kısa olsa da yolun büyük bölümü dağların arasında ve virajlı olunca yaklaşık 1,5 saat sonra havaalanına varıyoruz ve Budva’ya doyamadan eve dönüş yolculuğu başlıyor.

Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan
Gezi Tarihi: 16-19 Ağustos 2010

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir