Archive for the Category » TÜRKİYE «

Youtube Kanalı

Merhaba, bir süredir işlerimin yoğunluğu nedeniyle pek çok gezi yapsam da hiçbirini yazamaz oldum. Bu aralar blogu güncel tutamasam da Youtube’da bir kanal açtım ve son birkaç geziden videolar paylaştım. Youtube kanalım: https://www.youtube.com/channel/UCy2xfDa3njFNpDPgIB0NIAA Madem kanalın bağlantısını verdik, şimdi ne yapıyoruz? Abone olmayı unutmuyoruz:)) Ve videolar: İspanya Segovia Gezisi: İspanya Avila Gezisi: İzmir-Şirince Matematik Köyü: Thassos Adası Megalo Kazaviti Köyü:

Sinop Nokulu

Sinop’un meşhur lezzetleri arasında mantısı ve Şen Pastaneleri dışında bir de nokul var. El açması hamurla yapılan bir tür börek diyebiliriz sanırım. Geleneksel olarak kıymalı ya da üzümlü-cevizli olarak evlerde yapılan bir tatken yakın zamanda artık Sinop’ta pek çok fırın-pastanede yapılmaya başlandığı için daha ulaşılır bir tat olmuş. Her sabah otelde kahvaltı yaparken otelin yan tarafındaki iki fırından kıymalı, üzümlü-cevizli ve ıspanaklı çeşitlerinden alıp denemişliğimiz var. Yedik güzeldi, ama çok da özel bir tat gibi gelmedi bize. Ya da ben gözümde çok büyütmüşüm dedim, ama her sabah ısrarla farklı bir çeşidini de denedim. Son gün, uçağa binmeden önce nokulu çok güzel [ ... ]

Şen Pastaneleri’nde Şen Damaklar

Sinop’un meşhur yemeği olan Sinop mantısı keyfinden sonra, yapılacaklar listesine aldığımız Şen Pastaneleri’nin yolunu tutuyoruz. Şehirde üç yerde Şen Pastaneleri var. Bizim gittiğimiz Kıbrıs Caddesi’ndeki ilk açılan merkezmiş. Daha sonra Sakarya Caddesi ve Aşıklar Caddesi’nde de birer şube açılmış. Merkez şube küçük, tam da arife günü olduğundan etrafta önceden hazırlanmış tatlı paketlerinin oluşturduğu tepeler var. Aralarda bir masa bulup oturuyoruz, ama bizimle ilgilenebilecek kimse yok, zira bütün elemanlar tatlı tartıyor, tatlı tezgâhının önü tıklım tıklım, yerel halk akın etmiş. Bizim buraya gelme nedenimiz ise, gerçek saleple yapılan dondurmalarını tatmak. Bir süre sonra biraz boşluk olunca dondurmaların başına gidip bütün çeşitlerden tatmak [ ... ]

Sinop Mantısı

Sinop’ta havalimanından çıkınca THY’nin servisine binerek (kişi başı 3 TL) kısa sürede şehir merkezine varıyoruz. Zaten havalimanından şehre uzaklık 7 km. Şehir merkezinde, tam da balıkçı barınağının karşısındaki otelimize elimizle koymuş gibi kolayca ulaşıyoruz (Otel Mola). Yerleşme ve biraz dinlenmeden sonra ilk yaptığımız, öğlen yemeği için Sinop mantısını tadacağımız ve önerilere göre önceden planladığımız Teyze’nin Yeri Mantı Salonu‘na gitmek oluyor. Aşıklar Caddesi ve Barış Manço Parkı boyunca keyifli bir yürüyüşle mantıcıya ulaşıyoruz. Dış görünüşü önceden gördüğüm fotoğraflardakinden farklı geliyor. Sanırım olduğu yerdeki apartman yenilenmiş ve mantıcı da kendini yenilemiş; salaş görünüm yerine biraz daha modern bir tarzı olmuş. Hemen bir masaya [ ... ]

Sinop Gezisi

Dört günlük bayram tatilinde, bir süredir aklımda olan Sinop gezisini yapmaya karar verdik. Uçuş millerimizi kullanarak THY’den biletimizi aldıktan sonra booking.com üzerinden otel rezervasyonumuzu da yaptık ve yola çıkmaya hazırdık. Sinop merkezi dışında civarda gitmek istediğim birçok yer var. Bunlar arasında en başta Erfelek Tatlıca Şelaleleri geliyor. Türkiye’nin en kuzey ucu İnceburun, Akliman ve Hamsilos da ilk sıralarda yer alıyor. Hatta olabilirse Bafra-Samsun güzergâhında da görmek istediğim yerler var. Bunların yanı sıra yemeği planladıklarım da var:)) Sinop mantısı, Sinop nokulu, Şen Pastaneleri dondurması ve mevsimin de uygun olmasıyla balık çeşitleri… Haydi beraber gezelim:))

Meriç Kıyısı ve Karaağaç

Edirne’ye gittiğimiz ilk gün, otelde biraz dinlendikten sonra Meriç kıyısı ve Karaağaç bölgesine gittik. Edirne’nin içinden iki nehir geçiyor; biri Meriç diğeri de Tunca Nehri. Tunca, aslında Meriç’in bir kolu, ince ve uzun nehir yan duran bir U şekli yaparak şehir merkezini sarıyor. Şehir merkezinden biraz dışarı çıkmak istense, önce bu nehrin üstündeki tarihi ve taş köprülerden geçmek gerekiyor; kimileri kısacık, kimileri uzun… Taş köprüler dışında yeni yapılmış köprü görmedim. Meriç kıyısına gitmek için ise, önce Tunca üstündeki Tunca Köprüsü’nden, hemen devamında da Meriç üstündeki Meriç (Mecidiye) Köprüsü’nden geçmek gerekiyor. Meriç, eni daha geniş olan bir nehir ve Yunanistan’la da sınırımızı oluşturuyor. Meriç kıyısında yan [ ... ]

Mimar Sinan Eserlerinin Peşinde… Vol.4

SELİMİYE CAMİ Edirne’deki ikinci günümüzde, oteldeki kahvaltıdan sonra yola çıktık ve Mimar Sinan’ın “ustalık eserim”, “başyapıtım” dediği Selimiye Camisi‘ni görmeye gittik. Edirne’de şehrin girişinde, dört minaresiyle her yerden görünen bu muhteşem eser, 2011 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesi‘ne alınarak ülkemizden bu listeye giren onuncu varlık oldu. 1569-1575 yıllarında Sultan II. Selim tarafından yaptırılan bu eser, Mimar Sinan’ın her yaptığı işte, kendini aşma, daha iyisini yapma çabalarının sonucu olarak Osmanlı mimarisinin başyapıtlarından biri olarak anılıyor. Üstelik bu eseri yaptığında 80’li yaşlarındaydı. 31,50 metre çapındaki kubbesi, sekiz fil ayak üstünde taşınan; 71 metreye yakın dört minaresi ve onaltıgen şadırvanı, çini, ahşap, mermer oyma ve kalem [ ... ]

Edirne Gezi Planı

Oğlumun doğumuyla birlikte, aktif iş hayatını bırakalı üç yılı geçti. Eşimin işi nedeniyle tatil yapamadığımız, bayram sonrası ben de yeniden işe başlayacağım için bayram tatili bize çok iyi geldi. Tatil kısa olduğu için yakın bir yerlere gidelim diye düşünürken, uzun zamandır gitmek istediğimiz Edirne, bizim için en iyi seçenek oldu. Güzel bir otel ayarlayalım, hem keyif yapalım hem de Edirne’yi kültürel olarak tanıyalım istedik. Ramazan boyunca, zaten Kumburgaz’da annemlerde olduğumuzdan bizim için yol çok daha kısaydı; hemen TEM yoluna girip ortalama 110 km. ile 2 saatte Edirne’ye vardık. Arabayla ulaşım çok rahat, yollar düzgün ve trafik yok. Yol boyu ayçiçeği tarlaları [ ... ]

İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı

İğneada ve civarında yaptığımız gezinin son durağı, aslında en çok görmek istediğim Longoz Ormanları Milli Parkı oluyor.  Otelde milli parka düzenlenen rehberli turlar, ATV safari/bisiklet vb. turlar olduğunu gösteren bir broşür görmüştüm; ama ücretleri yüksekti ve nasılsa biz arabayla gideceğiz diye çok önemsememiştim. Gerek hiçbir şey bilmeden kendi kendimize gitmemiz gerekse tüm günün yorgunluğu üstüne en son akşam saatine kalmasından (eşimin isteksizliği de eklenince) benim için verimsiz bir gezi olduğunu söyleyebilirim. Oysa çeşit çeşit kuşlar, orman hayvanları, sulak alanlar, harika bir doğa güzelliği görmeyi umuyordum (kısmen gördüm). Demirköy-İğneada yolu üzerinde İğneada’ya 5 km kala aşağıdaki fotoğraftaki tabeladan sağa dönerek 3155 hektarlık milli parka giriş yaptığımızda [ ... ]

Taşmekan Restaurant

Dupnisa Mağarası’ndan sonra aynı yolu ters yönde takip ederek önce Demirköy‘e gittik. Saat, öğleden sonrayı bulduğundan çok acıkmıştık. İğneada-Demirköy yolu üzerinde geçerken gördüğümüz ve uzaktan çok beğendiğimiz restorana gidelim dedik. Demirköy-İğneada yolu 4.km’de bulunan restoran, tepelere çıkan yolda bir düzlük üzerinde çok güzel bir taş bina ve bahçesinde ahşap kamelyaları olan bir yer. Manzara mükemmel. Etraf yemyeşil dağlar ve aşağıda Demirköy merkezi yer alıyor. Demirköy zaten dağların arasında, çukurda kalan bir ilçe. Restoranda mevsiminde oğlak vs. de bulunuyormuş; ama o anda sadece köfte ve biftek varmış. Eti kiloyla sipariş alıyorlar. İkisini de deneyelim diye 250’şer gram söylüyoruz, yanında da salata ve yoğurt… [ ... ]

Dupnisa Mağarası

Sabah İğneada‘daki otelden ayrıldıktan sonra, önce Limanköy‘e ardından da Beğendik Köyü‘ne gittik. Beğendik dönüşü önce longoz ormanlarına gitmek istiyorduk; ama girişi kaçırınca ve kendimizi Demirköy’de bulunca önce Dupnisa Mağarası‘na gidelim dedik. Demirköy’den başlayarak Yıldız Dağları’na doğru asfalt; ama virajlı ve bol ağaçlıklı yoldan tırmanmaya başladık. Manzara mükemmel, baktığımız her yer yemyeşil tepelerden oluşuyor. Balaban Köyü’ne kadar gayet güzel olan yol, birden bozuluyor. Sözde asfalt; ama o kadar çok çukurlu ki arabanın altını vurmadan ilerlemekte zorlanıyoruz. Sanırım Demirköy’den sonra 25 km kadar gittikten sonra Sarpdere Köyü‘ne vardık. Köyün camisinin yanından geçip sola dönünce (kahverengi Dupnisa Mağarası tabelası var), bu sefer yokuş aşağı [ ... ]

Bulgar Sınırında Beğendik Köyü

Limanköy‘den çıktıktan sonra yine ağaçlıklı yoldan geri dönerken bu sefer Beğendik tabelasını takip ederek Bulgaristan sınırında olan köyü görelim dedik (Limanköy-Beğendik 14 km). Köyün hemen girişinde “sahil” tabelasını görünce önce deniz kenarına gitmeye karar verdik. Hafif virajlı ve toprak yol git git bitmedi; bu yol bizi nereye götürecek acaba derken yol bitti ve şantiye alanı geldi. Meğer burada liman gibi bir yer ve deniz feneri şantiyesi varmış. Sahil dedikleri yer burası olamaz, herhalde yanlış geldik deyip geri döndük. Aslında yokuş aşağı virajlı yoldan sahile doğru inerken yol bir yerde çatallaşıyor ve oradan sola dönmek gerekiyormuş; biz düz gittiğimiz için şantiyenin [ ... ]