Archive for the Category » Yeme-İçme «

Endülüs’te Yeme-İçme Kültürü

Endülüs’te Yeme-İçme Kültürü: Endülüs Bölgesi’nde -hatta kuzeyde de- pek çok restoran ya da bara gittiğinizde yemeklerin bireysel olmadığını paylaşıma dayalı olduğunu görürsünüz. Restoran/barlarda karşınıza çıkacak durumlardan kısaca bahsedeyim. Tapas nedir? Restorandaki yemeklerden istenilenlerin küçük porsiyonlar halinde servis edilmesine ‘tapas’ deniliyor, yani bizdeki mezeler gibi düşünebilirsiniz. Bu konuda oldukça hoş bir gelenek de var. Bir restoran/bara gittiğinizde bir içecek sipariş edince yanında ücretsiz bir tapa da gelir pek çok yerde. Güney bölgesinde bu tapalar daha çok lezzetli bir tabak dolusu zeytin olabilir, cips tarzı kıtır bir şeyler, kuru yemiş vb. olabilir. Cordoba’da elime geçen bir tanıtım broşürüne göre, birkaç yüzyıl önce, etrafta uçuşan sinekler [ ... ]

Sinop Nokulu

Sinop’un meşhur lezzetleri arasında mantısı ve Şen Pastaneleri dışında bir de nokul var. El açması hamurla yapılan bir tür börek diyebiliriz sanırım. Geleneksel olarak kıymalı ya da üzümlü-cevizli olarak evlerde yapılan bir tatken yakın zamanda artık Sinop’ta pek çok fırın-pastanede yapılmaya başlandığı için daha ulaşılır bir tat olmuş. Her sabah otelde kahvaltı yaparken otelin yan tarafındaki iki fırından kıymalı, üzümlü-cevizli ve ıspanaklı çeşitlerinden alıp denemişliğimiz var. Yedik güzeldi, ama çok da özel bir tat gibi gelmedi bize. Ya da ben gözümde çok büyütmüşüm dedim, ama her sabah ısrarla farklı bir çeşidini de denedim. Son gün, uçağa binmeden önce nokulu çok güzel [ ... ]

Şen Pastaneleri’nde Şen Damaklar

Sinop’un meşhur yemeği olan Sinop mantısı keyfinden sonra, yapılacaklar listesine aldığımız Şen Pastaneleri’nin yolunu tutuyoruz. Şehirde üç yerde Şen Pastaneleri var. Bizim gittiğimiz Kıbrıs Caddesi’ndeki ilk açılan merkezmiş. Daha sonra Sakarya Caddesi ve Aşıklar Caddesi’nde de birer şube açılmış. Merkez şube küçük, tam da arife günü olduğundan etrafta önceden hazırlanmış tatlı paketlerinin oluşturduğu tepeler var. Aralarda bir masa bulup oturuyoruz, ama bizimle ilgilenebilecek kimse yok, zira bütün elemanlar tatlı tartıyor, tatlı tezgâhının önü tıklım tıklım, yerel halk akın etmiş. Bizim buraya gelme nedenimiz ise, gerçek saleple yapılan dondurmalarını tatmak. Bir süre sonra biraz boşluk olunca dondurmaların başına gidip bütün çeşitlerden tatmak [ ... ]

Sinop Mantısı

Sinop’ta havalimanından çıkınca THY’nin servisine binerek (kişi başı 3 TL) kısa sürede şehir merkezine varıyoruz. Zaten havalimanından şehre uzaklık 7 km. Şehir merkezinde, tam da balıkçı barınağının karşısındaki otelimize elimizle koymuş gibi kolayca ulaşıyoruz (Otel Mola). Yerleşme ve biraz dinlenmeden sonra ilk yaptığımız, öğlen yemeği için Sinop mantısını tadacağımız ve önerilere göre önceden planladığımız Teyze’nin Yeri Mantı Salonu‘na gitmek oluyor. Aşıklar Caddesi ve Barış Manço Parkı boyunca keyifli bir yürüyüşle mantıcıya ulaşıyoruz. Dış görünüşü önceden gördüğüm fotoğraflardakinden farklı geliyor. Sanırım olduğu yerdeki apartman yenilenmiş ve mantıcı da kendini yenilemiş; salaş görünüm yerine biraz daha modern bir tarzı olmuş. Hemen bir masaya [ ... ]

Sinop Gezisi

Dört günlük bayram tatilinde, bir süredir aklımda olan Sinop gezisini yapmaya karar verdik. Uçuş millerimizi kullanarak THY’den biletimizi aldıktan sonra booking.com üzerinden otel rezervasyonumuzu da yaptık ve yola çıkmaya hazırdık. Sinop merkezi dışında civarda gitmek istediğim birçok yer var. Bunlar arasında en başta Erfelek Tatlıca Şelaleleri geliyor. Türkiye’nin en kuzey ucu İnceburun, Akliman ve Hamsilos da ilk sıralarda yer alıyor. Hatta olabilirse Bafra-Samsun güzergâhında da görmek istediğim yerler var. Bunların yanı sıra yemeği planladıklarım da var:)) Sinop mantısı, Sinop nokulu, Şen Pastaneleri dondurması ve mevsimin de uygun olmasıyla balık çeşitleri… Haydi beraber gezelim:))

Taşmekan Restaurant

Dupnisa Mağarası’ndan sonra aynı yolu ters yönde takip ederek önce Demirköy‘e gittik. Saat, öğleden sonrayı bulduğundan çok acıkmıştık. İğneada-Demirköy yolu üzerinde geçerken gördüğümüz ve uzaktan çok beğendiğimiz restorana gidelim dedik. Demirköy-İğneada yolu 4.km’de bulunan restoran, tepelere çıkan yolda bir düzlük üzerinde çok güzel bir taş bina ve bahçesinde ahşap kamelyaları olan bir yer. Manzara mükemmel. Etraf yemyeşil dağlar ve aşağıda Demirköy merkezi yer alıyor. Demirköy zaten dağların arasında, çukurda kalan bir ilçe. Restoranda mevsiminde oğlak vs. de bulunuyormuş; ama o anda sadece köfte ve biftek varmış. Eti kiloyla sipariş alıyorlar. İkisini de deneyelim diye 250’şer gram söylüyoruz, yanında da salata ve yoğurt… [ ... ]

Pizza ve Şarap Atölyesi

Bu hafta içi posta kutuma gelen bir mesaj beni meraklandırdı ve heyecanlandırdı. Daha önce gittiğim yeme-içme mekanlarıyla ilgili birkaç yazı yazmıştım; ama yemek bloggeri değilim. Buna rağmen harika bir etkinliğe davet edilmiştim. Henüz gitme fırsatı bulamadığım; ama çok merak ettiğim Napoli pizzaları yapan RossoPomodoro (kırmızı domates demek) ile Kavaklıdere şaraplarının hazırladığı ortak bir atölye çalışması… Sahil yolu ve Bağdat Caddesi arasında Göztepe Parkı’nın karşısında yer alan Rossopomodoro’ya girdiğimde bizim için çok güzel bir masa hazırlanmıştı. İçerisi de çok hoş dekore edilmişti. Davetliler arasında yemek bloggerleri, otel-restoran işletmecileri, TV programlarından tanıdığım Elif Hanım ve FoodinLife dergisinden bir yazar vardı. Önce Kavaklıdere’nin Pazarlama ve [ ... ]

Fatih Karadeniz Pidecisi

Unkapanı’ndan Fatih’e giderken Bozdoğan Kemeri’ni geçince hemen sağda İtfaiye vardır. İşte Fatih Karadeniz Pidecisi, İtfaiye’nin sırasında, biraz ileride yer alıyor. Yıllardır adını, ününü bildiğim; ama bir türlü gidemediğimiz pideciye nihayet gidiyoruz. İçeriye girer girmez Deniz hemen çay istedi, pide gelene kadar 2 bardak paşa çayı içti, üçüncüyü istedi, pideye yer kalsın diye vermedik. Kıymalı-peynirli ve yuvarlak-peynirli pide söyledik. Tabi ki yumurtalı. Pidelerin altı biraz sert, kıtır kıtır; hamuru ise tuzsuz. Çatal-bıçakla kibar kibar yenmez bu pide. En güzeli şöyle: Pidenin yanında gelen bir parça tereyağı, sıcak pidenin kenarlarına sürülür. Pidenin uç kısmına doğru bıçak yatay olarak bastırılır ve el yardımıyla pidenin ucu [ ... ]

Beeves Butcher&Steakhouse

Geçen yaz Şaşkınbakkal’da açıldığından beri önünden birkaç kez geçip merak ettiğim ve bir süredir de gazetelerde adını sıkça görmeye başladığım restorana nihayet pazar günü ailecek gittik. Hava o kadar güzel ve güneşli ki, çocuğunu alan kendini caddeye atmış -bizim gibi-. Deniz’in akşam uykusu nedeniyle bir süredir akşamları dışarı çıkmıyoruz. Öğlenleri de 14.00 gibi uyuduğu için caddede herkesin kahvaltı/brunch saatiyken bizim öğle yemeği saatimiz olan 13.00 civarı restorana girdik. Bir et restoranı için oldukça erken bir vakit olduğundan içerisi hemen hemen boştu diyebilirim. Bahsettiğim yer: Beeves Butcher&Steakhouse. Şaşkınbakkal’ın yeni gözdesi. Restoranın açık bölümü tamamen camla kapatılmış; karlı ve çok soğuk geçen bir haftanın ardından [ ... ]

Tuzla’da Kısa Bir Gezinti ve Filizler Köftecisi

Bir hafta boyunca ufaklığın hastalığı ve bize de bulaştırma girişimleri nedeniyle evde kalınca pazar günü tam iyileşmeden de olsa, hava soğuk da olsa en azından arabayla bir dolaşırız deyip kendimizi nihayet sokağa attık. Kafamızda hiçbir plan yokken, sahil boyu ilerlerken kendimizi Tuzla’da bulduk. Tabi aslında Tuzla’ya kadar sahilden gidilmiyor. Pendik’ten sonra yol mecburi olarak sahilden çıkıyor, ee madem buraya kadar  geldik, bari Tuzla’ya gidip köfte yiyelim dedik. İstanbul’un deniz kenarında en doğu ucundaki bu ilçe köftecileriyle meşhur. Daha önceden de birkaç defa gitmişliğimiz var. Pendik’ten sonra Tuzla tabelalarını takip edip en sonunda sahilyolu tabelasından sola dönünce yokuş aşağı inerken başlıyor [ ... ]

Aşşk Kahve ve Laduree

Aşşk Kahve ve Laduree: Daha önce adını çok duyduğum; ama bir türlü gidemediğim Aşşk Kahve’ye nihayet gitmeyi kafaya koydum. Hafta sonları sahil yolu çok kalabalık olduğundan eşimi ikna edip o yola sokamıyordum. Anadolu yakasında oturup bir de yanında bebeğiyle gezen birisi içinse (benim gibi araba kullanmıyorsa) Kuruçeşme’ye gitmek oldukça zahmetli bir iş. Yine de buna kararlıyım, alacağım oğlumu ve yollara düşeceğiz derken arkadaşım Gözde ben de gelirim dedi. Hafta içi kullanması gereken izni olmasına sevinerek Kadıköy’de iskelede buluşmaya karar verdik. Oraya kadar biz trenle gittik. Vapurla Beşiktaş’a geçip oradan da taksiyle Kuruçeşme’ye vardık. Vardık varmasına da telefonun navigasyonu tam önünde olduğumuzu [ ... ]

Afşin’de Ashab-ı Kehf ve Pehlivan Alabalık

Elbistan‘a ilk gidişimde 34 km. uzaklıktaki Kahramanmaraş’ın diğer bir ilçesi olan Afşin’deki “Ashab-ı Kehf”i ziyaret ettik. Hıristiyanlığın yayılmaya başladığı dönemlerde putperest zulümden kaçan yedi kişi ve bir köpeğin bir mağaraya saklanarak üç yüz yıl kadar uyumaları “yedi uyurlar” olarak biliniyor ve Kuran – İncil gibi kutsal kitaplarda yeniden dirilmenin kanıtı olarak bu konudan bahsediliyor. Ülkemizin ve dünyanın pek çok yerinde bu olayın yaşandığı gerçek yedi uyurlar mağarası olduğuna inanılan pek çok yer var. Bunlardan Efes ve Tarsus’taki Ashab-ı Kehfi görmüştüm. Afşin halkı da buranın gerçek olduğuna inanıyor zira ilçede hala aynı adı taşıyan insanlar var (Tebernuş gibi). Şubat ayında ilçe merkezi [ ... ]