
Bu sitede yer alan tüm yazı ve fotoğraflar bana aittir (Derya ÇÖLAŞAN).
Bence bir şehri keşfetmenin en güzel yolu, elinde harita sokak sokak yürümektir. Prag'ta elimizde harita yoktu; çünkü rehberimiz Deniz vardı. Deniz, yıllardır Prag'ta yaşıyor ve çok iyi bir rehber. Prag Sarayı’ndan Mustek Meydanı’na kadar -geçtiğimiz her yeri anlatarak- saatlerce yürüdük. Zaten Prag yürünesi bir şehir, tüm sokaklarına girmek istiyor insan… Gotik ve barok binaları, her yerden görülen uzun kuleleriyle insanı büyülüyor...
Prag'ın yaklaşık 125 km. batısında yer alan Karlovy Vary, şifalı termal sularıyla meşhur bir şehir. Prag'tan günübirlik turlar düzenleniyor ve bira yapımında kullanılan şerbetçiotu ekilmiş tarla-lardan geçerek yol yaklaşık 2 saat sürüyor.
Şehrin ortasından geçen ve "sıcak" anlamına gelen Tepla Nehri'nin iki kenarındaki, yetenekli bir çocuk...
UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’nde bulunan Cesky Krumlov, sevimli bir ortaçağ kenti. Görür görmez insanı kendine çeken, etkileyici bir havası var. Vltava Nehri’nin kıvrılarak şehir ortasında bir yarımadacık yarattığı yerde köprüden geçip nehir kenarındaki sevimli sıra sıra kafelere bakarak yürümeye başladık... 13.yy’da yapılmış olan Cesky Krumlov Kalesi, Orta Avrupa’nın en büyük kale komplekslerinden biri (40’tan fazla tarihi bina içeriyormuş)...
Bir sürü şey yazıldı hakkında… Yüz kuleli şehir dendi, ortaçağ şehri dendi… hiç kimse benim gözümle bakmadı ki sana… bütün sokaklarını adımlamak istediğim, her köşe başında durup ardıma bakıp yüzümde gülümsemeyle yoluma devam ettiğim, uzaklardan bir yerlerde hep kulelerini görüp bir dosta rastlamış gibi sevindiğim şehir… köprüde oturup, güneşli bir günde sırtımı Vltava’ya verip yüzümü Vltava’ya çevirdiğim, kulağımda "Bridge Band" ezgileriyle güneşten gözlerimi kısıp baktığım şehir… bir saniye yorulmadan, bir an şikayet etmeden, bütün gün tüm sokaklarında gezip akşamını keyifle beklediğim şehir...
*Başlıktaki yazı Zeynep Oral'ın "Katmandu'dan Meksika'ya kitabının önsözünden alınmıştır.