Çiçek Şehir Staufen

Bugün pazar, Freiburg‘taki son günüm. Gece 22:30’da İstanbul’a dönüş uçağım Basel‘den kalkacak. Otelden ayrılıp sırt çantamı sırtlanıp tren istasyonu yolunu tutuyorum. Çantamı emanete bırakıp gezebildiğim kadar, gidebildiğim yere kadar giderim diye düşünüyorum. İlk engel, emanet dolapları bozuk çıkıyor; mecbur çanta da benimle gelecek, neyse ki çok ağır değil. İstasyona varıncaya kadar belli bir planım yoktu, tren saatlerine göre yolumu belirlerim diye düşünüyordum. Günü en verimli nasıl geçiririm, nerelere gitsem planları yaparken en çok dikkate aldığım yolculuk süreleri; zira en geç 19:00’a kadar Freiburg merkeze dönmüş ve Basel trenine binmiş olmam gerekiyor. Tren seferlerini ve saatlerini gösteren birkaç broşürü lazım olabilir diye çantama atıyorum.

En çok, Schauinsland’a gidip teleferiğe binmek istiyorum; ama hava biraz kötü, ya teleferik çalışmazsa boşuna vakit kaybetmiş olurum. En iyisi o işi öğle saatlerine bırakayım, belki hava açar diye düşünerek ilk önce Staufen‘e gitmeye karar verdim. Bu şehrin adını daha önce bir yazıda görmüştüm; güzel, küçük, sevimli bir şehir olarak aklımda kalmış. Görelim bakalım!

Gideceğim yerlerin bilet ücretlerine bakınca tek tek almaya kalksam pahalıya gelecek düşüncesiyle Regio24 (11 €)* almaya karar verdim. Bu biletle, 24 saat içinde üç bölgede (Zone A-B-C) tüm toplu taşıma araçlarına (bölgesel tren, otobüs, tramvay) sınırsız biniş hakkı veriliyor. Regio24’ü cebime atıp ilk trenle Bad Krozingen’e gidiyorum. Aslında Staufen’e direk otobüs de var; ama saati bana uymadığından tren+otobüsü tercih ediyorum.

Trenden Bad Krozingen‘de iner inmez Staufen otobüsünü görüp hemen biniyorum. Kısa bir süre sonra kalkıyor, uçsuz bucaksız görünen mısır tarlaları arasından geçip son durak Staufen‘da iniyorum. Aslında burada da bir tren istasyonu var; ama sanırım artık kullanılmıyor. Şehir merkezi tabelalarını takip ederek yürümeye başlıyorum. İlk gördüğüm şehrin tam tepede yer alan eski kalesi. O kaleden dağın eteğine kadar da üzüm bağları yer alıyor. Bağın hemen girişinde de elinde üzüm salkımı olan bir adam heykeli var.

Buradan devam ederek merkeze doğru ilerliyorum. Karşıma trafiğe kapalı, çok güzel bir cadde çıkıyor (Hauptstrasse). Sağlı sollu yer alan, eski Alman tarzı çok sevimli pansiyonların (Gasthaus) balkonlarından, pencerelerinden çiçekler sarkıyor. Caddede dev saksıların içinde de çok güzel çiçekler var. Bu şehrin her yeri çiçek…

Bu cadde boyunca tıpkı Freiburg’taki gibi kaldırım kenarından küçük su kanalı geçiyor.

Pazar sabahı olmasına rağmen meydan beklediğimden daha kalabalık. Genelde Avrupa’da pazar günleri hele de böyle küçük şehirlerde sokakta birilerini bulmak zordur. Gerçi kalabalığın nedeni biraz da turistler; olsun yine de benden başka gelen de varmış demek ki buraya. Çatısında küçük bir saat kulesi olan bina, Rathaus yani Belediye Binası. Günümüzde Şehir Müzesi ve Turist Ofisi olarak kullanılıyor. Binanın üzerindeki armalar şehrin tarih boyunca dahil olduğu eyaletleri gösteriyor sanırım. Buna göre Baden-Württemberg’e 1952 yılında katılmış.

Eski Kornhaus yani tahıl ambarı binası, günümüzde bir kafeterya.

Staufen’a Faust şehri deniyor. Ünlü Alman yazar, Goethe‘nin bir ömür boyu üzerinde çalıştığı ve çok tanınan eseri Faust’tan dolayı böyle deniyormuş. Ünlü büyücü ve simyacı Dr. Faust, kalenin lordları tarafından altın yapması için görevlendirildikten sonra bu küçük şehirde yaşamış (Daha doğrusu, bir ihtimal bu şehirde yaşamış; ama tabi ihtimal bile olsa bu durum şehrin turizmi için kullanılmış). Bu hikayede geçen, şeytanların en güçlüsü Mephistopheles’in  Faust’un boynunu kırarak öldürdüğü otel ise, tam karşımdaki kırmızıya çalan rengiyle Gasthaus Löwen imiş. Otelin ön cephesinde bunu anlatan bir fresk de var. Ben Goethe’nin bu eserini okuyamadım bir türlü; ama eserde Faust’un yaşadığı bu durumdan sanırım bahsedilmiyor. Ben bu bilgiyi şehrin resmi web sitesinde ve tabi otelin ön yüzündeki freskte gördüm.

Meydanda ortada bir çeşme ve dört bir yanında sevimli kafeler var. Birkaç fotoğraf çekip ara sokaklarda dolaşmaya başlıyorum. Buradan geçen büyük bir kanal var, caddenin karşısında ise iki katlı villa evler…

Ben geri dönüp şehir merkezinin etrafındaki sokaklarda dolaşıyorum. Öyle güzel, öyle bakımlı, özenli evler var ki…

Herkesin evinin dış cephesi, kapı önleri öyle güzel ki, bizim küçük köylerimizde hatta şehirlerimizde bile böyle özenli evler yoktur çoğu yerde. İstanbul’da bile sıvasız, boyasız, tuğla evler sık rastlanır bir şeydir. Bunun tamamen maddiyatla ilgili olduğunu da düşünmüyorum; görgü, yaşadığı yere değer verme, evine ve şehrine özenli olma bizde biraz eksik galiba. Mesela bir insan neden evinin önünü böyle çiçeklerle süsler ya da neden kapısının önünde iki ahşap sandalye koyar? Bizde olsa çalınır, değil mi?

Ara sokaklarda birbirinden güzel evlere, küçük ve sevimli kafelere bakarken tekrar ana meydana çıkıyorum.

Biraz da bu civardaki ara sokaklarda dolaştıktan sonra -dükkanların hepsi kapalı- geldiğim yoldan otobüs durağına dönüyorum. Otobüs saatine kadar biraz etrafta dolaşırken kullanılmayan tren istasyonunun önünde yeşillikler içinde bir su birikintisi gördüm. Suyu durgun olduğundan az önce gördüğüm kanalın toplandığı göl olduğunu düşündüm.

Staufen bir saatte gezilebilecek, çok güzel evlerin olduğu, çiçekler içinde küçük, sevimli bir yer. Freiburg’a gelip de çevrede nerelere gitsem diyenlere hoş bir alternatif… İki araçla gelsem de mesafe olarak çok uzak değil.

Otobüs gelince binip aynı güzergahla önce Bad Krozingen’e oradan da trenle Freiburg Hauptbahnhof‘a dönüyorum. Şimdi teleferiğe binmeye Schauinsland‘a gitmek istiyorum; ama hava tam da açtı sayılmaz, rüzgar-bulut-yağmur üçlüsü sürekli güneşin önüne geçmeye çalışıyor. Arada güneş bastırıyor, neyse yola çıkalım bakalım, ne olacak?

*Dipnot:

Freiburg Hbf’den Bad Krozingen treni: 3,80 €. Bad Krozingen’den Staufen otobüsü: 2,20 € Aynı yoldan dönüşü de hesaplayınca zaten 12 € yapıyor. Sadece gideceğim ilk şehir için bile Regio24 alarak daha ucuza yolculuk yapmış oluyorum.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
One Response

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir