Cinque Terre: Vernazza

Cinque Terre… yani beş toprak parçası, “Beş Köy” anlamına gelen, İtalya’nın kuzeybatı sahilinde (Ligurian Riviera) birbirine çok yakın sıralanan beş köyün hepsine birden verilen isim. Cinque Terre’den Portovenere’ye kadar olan bölge, insan ve doğa arasında uyumlu etkileşimi yansıtan kültürel bir değer olarak UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer alıyor (1997). Bu beş köy, günümüzde öyle popüler olmuş ki, gerek İtalyan turistler gerek yabancı turistler için hem kültürel hem de deniz tatili amaçlı bir bölge olmuş.

Beş köy, kuzeyden güneye doğru Monterosso al Mare, Vernazza, Corniglia, Manarola ve Riomaggiore olarak sıralanıyor. Corniglia haricinde hepsinde de evler, denizden dağa doğru üst üste uzanıyor.

Bölgedeki köyler dağların üzerinde olduğundan aralarındaki ulaşım için dağlar delinerek tünel yapılmış. Böylece bir köyden diğerine giderken tamamen tünelin içinden geçiliyor ve sadece istasyonlarda aydınlığa çıkılıyor. Corniglia’dan bindiğim trenle Vernazza’ya vardım.

Trenden iner inmez hemen solda dev bir poster vardı. 10 ay önce (25 Ekim 2011) Vernazza’da büyük bir sel baskını olmuş ve bütün köy çamurun içinde kalmış. O felaket günlerinin fotoğrafları vardı duvarda. Bütün köy halkı ve civardan gönüllülerle bu felaketi el birliğiyle atlatmaya çalışmışlar. Fotoğraflar o kadar etkileyici, o kadar güzel yansıtıyordu ki yaşananları hepsine tek tek baktım. Sonra yönlendirme yazılarından bu fotoğrafların olduğu bir sergi olduğunu öğrendim. Sahile doğru ilerlerken bir taraftan etrafa bakınıyor, bir taraftan daha senesi bile olmadan burayı tekrar nasıl bu hale getirdiklerini düşünüyordum.

Bütün bu caddeler, evler, dükkanlar çamurun altında kalmış; ama hiç böyle bir felaket yaşanmamışcasına bu yaz tekrar turistlerini ağırlamaya başlamış.

Deniz kenarına giden cadde boyunca sıralanan dükkanlar, restoranlar ve kafeler tekrar açılmış. Yol boyunca sürekli fotoğraf sergisine şu kadar metre kaldı vb. tabelalar vardı. Duvarda gördüğüm dev posterdeki fotoğraflardan dolayı ben de merak ettim bu sergiyi. Önce oraya bakmak istedim. İşaret edilen yere gittiğimde sanki kapalıymış gibi tam kapının girişine çalı gibi bir şeyler konmuştu. Girilebiliyor mu diye bakınırken kapının önüne gelen bir adama “kapalı mı” diye sordum? “Hayır, girebilirsin, kusura bakma” ve sonrasında anlamadığım bir şeyler dedi İtalyanca. Ben de girdim. Küçük, mahzen gibi bir odada duvarlarda fotoğraflar vardı. Fotoğraflar o kadar güzeldi ki ve hepsinde aynı kişinin ismi yazıyordu: Andrea Erdna Barletta. Az önce bana “içeri girebilirsin” diyen adama plaket gibi bir şey verilirken çekilmiş bir fotoğraf gördüm. Ve o sırada birisi “Andrea” diye seslendi. Anladım ki bana yol veren adam, bu muhteşem fotoğrafları çeken fotoğrafçıymış. İtalyancam biraz daha iyi olsa, ona bir şeyler söylemek isterdim.

Bu fotoğrafı Facebook'taki sayfalarından aldım.

Ayrıca bu fotoğraflardan oluşan bir de kitap yapmışlar. Bu çok ilginç geldi. Adamlar büyük bir felaket yaşamışlar, o felaket sonrası köyü kurtarmaya çalışırkenki hallerini bir sanatçı fotoğraflamış. Ve fotoğrafları poster yapmışlar, kitap yapmışlar ve 20€’ya satıyorlar. Hangi belediye başkanının, valinin, muhtarın vs. aklına gelirdi bu? Hem yaşadıklarını unutmamak, herkesle paylaşmak hem de köyün geleceği için gelir sağlamak için üstelik daha sel baskınının içindeyken gerçekleştirilmiş çok güzel bir proje. Bununla ilgili Facebook sayfaları da varmış: #vernazzafloodbook İnternette birkaç fotoğraf var; ama onlar benim en beğendiklerim değil.

Ben böyle tek tek fotoğraflara bakarken birden içeride bir hareketlenme oldu. Masaya pizzalar, şaraplar vs. geldi. Sonra birisi yanıma gelip “kusura bakmayın, kapatıyoruz” dedi. “Aaa, ben partiye kalmıyor muyum” diyemedim. Dışarı çıktım. Sonra kapının önünde bizim Andrea ve birkaç adam toplanıp konuşmalar yaptılar, ne dediklerini hiç anlamadım; anlayanlar alkışladı. Artık kitabın satışa çıkmasını mı kutluyorlardı, bilmem kaçıncı baskısını mı bilmiyorum. Ben oradan ayrılarak deniz kenarına yürüdüm.

Şimdi herkesin keyfini çıkardığı bu sahil, bu deniz tamamen çamur içindeymiş. Fotoğraflarda vardı, öyle kötü görünüyordu ki. İlginç olan şey, daha doğrusu sanatçının yeteneği bence, hiçbir fotoğrafta ajitasyon yoktu. Ağlayan, bir köşeye çekilmiş çaresiz insanlar değil; tam tersine evlerini, köylerini çamurdan kurtarmaya çalışan insanların durumu vardı fotoğraflarda; ama sanki hüzünden çok el birliği, iş birliği yapmanın yüzlerine yansıyan gücü vardı. Üzülecek, ağlayacak değil takdir edilecek bir şeyler vardı fotoğraflarda.

Vernazza diğer köylerden farklı olarak küçük de olsa kum bir plaja sahip. Diğer köylerde kayalıkların üzerinde güneşlenerek denize girenler varken burada güneşlenenler şemsiyelerini kuma saplamanın rahatlığı içinde. Saat 18:00 olmak üzere. Hala sahilde rengarenk şemsiyeleriyle oturanlar var.

İlginç bir şey de tam bu kumsalın kenarında köyün kilisenin olmasıydı. Hemen arkadaki yamaçlarda da üzüm bağları var.

Sel baskını fotoğraf sergisi aşağıdaki evlerden birinin altındaydı.

Köyün tepede bir de eski kalesi var. Kaleye çıkmak için merdivenlerden yukarı çıkarken çok güzel ara sokaklardan geçtim.

Merdivenlerden çıkarken aşağıya inen birkaç kişi kalenin kapalı olduğunu söyledi; ama ben yine de çıkmaya devam ettim. Kale kapalı olsa da bahçesini falan görürüm diye düşündüm. Merdivenlerin sonuna gelince baktım ki kapalı bir demir kapıdan başka bir şey yok. Ben bir bahçe vs. beklerken sanki apartmanın çatı katına çıkmışım da kapı kapalıymış gibiydi. Görecek bir şey olmayınca aşağıya inmeye başladım. Bu sefer de ben, kaleye çıkan birkaç kişiye kapalı olduğunu söyledim; teşekkür ettiler ve çıkmaya devam ettiler.

Böylece Vernazza gezimin sonuna geldim. Şimdi Cinque Terre’nin en kuzeydeki ve en büyük köyü olan Monterosso‘ya gidiyorum.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir