Como’dan Brunate’e Çıkmak

Como’da Via Lungo Lario Trieste boyunca yürürken, yani soluma Como Gölü’nü sağıma restoranları almışken Brunate’e çıkan finükülerle karşılaşınca aniden ben de Brunate’e gitmeye karar verdim. Kalkmak üzere olan finükülere gidiş-dönüş biletimi (5,10 €) alarak ucu ucuna yetiştim ve kapılar kapandı. Como Gölü’nü gittikçe yükselen bir bakış açısıyla izlediğim bu 7 dakikalık yolculuk oldukça keyifliydi. Como şehrinin kıyısından değil; ama buradan göl kesinlikle daha güzel görünüyor.

715 m yükseklikteki küçük şehir Brunate’e varınca önce hediyelik eşyacılar, bir kafenin olduğu meydanda biraz dolaştım. Çevrede güzel oteller vardı göle bakan. Bir de para atılıp etrafı daha yakından incelemeye yarayan dürbün. Peki dürbünün üzerindeki yazıya ne diyorsunuz?

Sonra kilisenin yanındaki çeşmede su içip elimi yüzümü yıkayıp biraz serinledikten sonra çevreyi dolaşmaya çıktım. Çeşmenin etrafında Türkçe konuşanlar var. Vay be, Brunate’i gezmeye gelen tek Türk ben değilmişim meğer!

Şehir tepede olduğundan sokaklar da hep yokuş, merdiven… Vaktim ve yürüyecek halim olsa güzel evlerin arasında dolaşmak isterdim amaçsız. Bu yokuşlara girmeden biraz etrafta dolaştıktan sonra, daha önce bir rehberde okuduğum Volta Feneri’ne (Faro Voltiano) giden yolu gösteren bir tabela görünce bir süre tereddüt ettim: Ayağım çok acıyor, zor yürüyorum, acaba gitsem mi?

Tabelaya göre 1,27 km ve 32 dakikalık bir uzaklıkta. Girişteki yokuştan ve kilometreye göre dakikanın uzunluğundan tüm yolun da yokuş olduğunu düşünüyorum. Tepeden çok güzel bir manzara olduğunu okumuştum. Hadi, diyorum kendime, bir gayret ve yola çıkıyorum. Tepedeki fenere çıkmak için iki yol var: Araba yolu ve yürüyüş yolu. Hangisini tercih ederdiniz?

  • Araba yolu: Az eğimli, asfalt ve 1 km kadar daha uzun.
  • Yürüyüş yolu: Çok dik, taşlı-topraklı ve daha kısa.
Tabi ben bu farkı o sırada bilmiyordum ve kısa olanı tercih ettim! Yürüyüş başlasın! Benim gibi yukarı çıkmaya karar verenler var. Hiç tanımasak da birbirimizi, sanki gizliden gizliye etkiliyoruz birbirimizi. Ben onu geçtim, o beni geçti. ‘O bile çıkıyorsa ben de çıkarım’ gibi gizli bir rekabet içindeyiz. Yürü yürü, daha doğrusu çık çık bitmiyor bir türlü.
Yol boyunca güzel güzel villalar var. Arabayla vınn diye geçenlere özenmiyor değilim; hava çok sıcak, üstelik ayaklarımın altı fena halde su toplamış olduğundan her adımda acıyor. Yine de ‘madem girdik bu yola, sonunu getireceğim’ diyorum kendime. Yola birlikte başladığımız “arkadaşlarla” aramız çok açıldı. Bazıları benden geride, ben bazılarından geride… Nefes nefese kaldığımdan arada durup dinleniyorum.
Artık tükenmek üzereyken bir düzlüğe geldim nihayet… Tabelaya bakınca artık geldim; ama ortada fener mener yok.
Bir parkın girişinde bir kafeterya var. Onun hemen yanında da çile bitmemiş gibi yine merdivenler… Merdivenleri sürünerek çıkıyorum, evet, karşımda bir fener var.
Tepesine çıkmak için de yine merdivenleri tırmanmak ve 1 € vermek gerekiyor. Fenerin önünde de bir seyir terası var ve yeterince yüksekten Como Gölü’ne bakıyor zaten. Hayır, benim için buraya kadar, daha çıkacak halim kalmadı. Ayrıca o kadar yüksekte ve uzaktayız ki göle, daha da yükselmeye gerek yok!
Bu civarda üç-beş gün kalacak olsam sorun değil, ne güzel mis gibi dağ yürüyüşü yapmışım, çevreye bakınmışım. Tepedeki restoranda güzel bir de İtalyan yemeği yerim, güzel keyifli bir gün; ama benim zamanım kısıtlı. Günübirlik buradayım, mümkün olduğunca çok yer görüp Milan’a dönmeliyim. Ee, bu durumda bu tepelerde ne işim var benim? Manzara da fos çıktı; çok yüksekteyim, hiçbir şey seçilmiyor. Hiç dinlenmeden bir an önce dönüş yoluna çıkıyorum. Aşağı doğru taşlı-topraklı yolda gitmek zor olur diye asfalt yoldan inmeye başlıyorum. Yolun gereksiz uzayacağı yerlerde tekrar patikaya giriyorum derken çıktığımdan çok daha az bir sürede o ilk tabelayı gördüğüm yere iniyorum.
Pişman mıyım? Evet! Finükülere gidip tekrar Como’ya inmek istiyorum hemen. En güzeli finüküler yolculuğuydu zaten. Brunate kötü değil, çok sevimli bir küçük şehir; çok güzel evleri, villaları, sokakları var; ama bana sorarsanız fenere çıkmanın anlamı yok, hele de kısıtlı zamanda. Brunate’e gidip dönmem tam iki saatime mal oldu. En güzeli Como’dan finükülerle Brunate’e çıkmak, 15 dakika civarda dolaşıp tekrar finükülerle Como’ya inmek. Benim tavsiyem budur!
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir