Gören herkesi büyüleyen yapılarıyla, hala toprağın altında olan ve keşfedilmeyi bekleyen kimbilir daha ne güzelliklere sahip, 2000 yıl öncesinden restorasyon çalışmaları sonunda ayağa kaldırılan kütüphanesi, hamam kompleksi, devasa tiyatrosu, meclis binası, çeşmeleri, tapınakları, mermer caddeleri, ticari merkezi ve Yamaç Evleri ile Efes, geçmişten günümüze mükemmel bir tarih yolculuğu yaptırıyor.
İzmir’in Selçuk ilçe sınırları içinde yer alan ve ülkemizin yılda yaklaşık 1,5 milyon turist çeken yerlerinden biri olan Efes'te yaklaşık 140 yıldır kazı çalışmaları devam ediyor. Bölgede gün ışığına çıkarılan alan şehrin sadece %10’u. Ama bu %10 bile öyle etkileyici ki...
Dağ tarafında, yukarı kapıdan 20 TL'lik biletlerle giriş yapıyoruz (Aralık'08). Bu, Efes'i ikinci görüşüm olsa da ilk defa görüyor gibi heyecanlıyım, üstelik geçen sefer Yamaç Evler restorasyon nedeniyle ziyarete kapalıydı, bu sefer görebileceğim için ayrıca heyecanlıyım. Bülbül Dağı ve Panayır Dağı arasındaki alanda kurulan, bugün gördüğümüz Efes, Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300 yıllarında kurulmuş olsa da geçmişi çok daha eskilere dayanıyor. En görkemli dönemlerini Hellenistik ve Roma zamanında yaşayarak 200 bin kişilik nüfusuyla dönemin en büyük liman şehri olmuş.
Bizim girdiğimiz yukarı kapıda (Magnesia), ilk karşımıza çıkan devlet agorası ve meclis binası (Bouleuterion/Odeon) oluyor. Odeon, haylice büyük bir tiyatro görünümünde olsa da Efes'in ileri gelenlerinin toplantı yeri olarak kullanılmış.
![]() |
![]() |
Odeon'un basamaklarına tırmanıp tonozlu geçitlerinden geçerek Kuretler Caddesi'ne ilerliyoruz. Burası rahiplerinden dolayı bu adı almış. Bu caddenin bir yerinden sonra Odeon tarafı normal halkın giremediği, şehrin ileri gelenlerinin geçebildiği ve sadece yaya olarak gidilebilen bir alanmış. Kuretler Caddesi, aşağı doğru eğimli bir cadde ve burası her zaman aydınlatılıyormuş.
![]() |
![]() |
Burada yolun hafif düzleştiği noktada sağ tarafta Memmius Anıtı, sol taraftaki geniş alanda ise Dominitianus Tapınağı bulunuyor. Efes’liler bu tapınağı, Roma İmparatoru Domitia adına yaptırarak Roma ile iyi ilişkiler geliştirmek istemişler.
![]() |
![]() |
Bu bölümün en dikkat çeken kabartmaları ise Kuretler Caddesi'nin her iki girişinde de yer alan her zaman kanatlı ayakkabılarıyla resmedilen Hermes ve karşısında zafer tanrıçası Nike kabartması (soldaki fotoğraf). Sağda ise iki katlı yaplan Traian Çeşmesi görülüyor.
![]() |
![]() |
Caddeden aşağı doğru inmeye devam ederken sol tarafta Yamaç Evler (sayfanın sonuna bakın), sağ tarafta ise Hadrian Tapınağı karşımıza çıkıyor. Tapınak, üzerindeki taş işlemeleriyle dikkat çekiyor, duvarlarında Efes'in kuruluşunu resmeden kabartmalar da yer alıyor ki, o da şöyledir: Atina kralı Kodros'un cesur oğlu Androklos, Ege'nin karşı yakasını keşfetmek ister. Önce, Delfi kentindeki Apollon Tapınağı'nın kahinlerine danışır. Kahinler ona, balık ve domuzun işaret ettiği yerde bir kent kuracağını söyler. Androklos bu kehaneti düşünerek Ege sularına yelken açar. Küçük Menderes Nehri'nin ağzındaki körfeze geldiklerinde karaya çıkmaya karar verirler. Ateş yakarak tuttukları balıkları pişirirlerken çalıların arasından çıkan bir yabandomuzu, balığı kaparak kaçar. İşte kehanet gerçekleşmiştir. Böylece Androklos, burada bir kent kurmaya karar verir.
![]() |
![]() |
Caddeden aşağı doğru inerken sağ tarafta Traian Çeşmesi ile Hadrian Tapınağı arasında büyük bir hamam kompleksi yer alıyor. Şehrin zenginlerinin gittiği, ortasında fıskiye benzeri bir yapı olan bölüm, çok dikkat çeken ve ne olduğu anlaşılınca gülüşmelere neden olan bir alan. Çünkü fotoğrafta görülen alan, hamamın tuvaleti. Burası daha çok U şeklinde bir toplantı mekanı gibi görünse de tuvalet olarak kullanılıyormuş. Zemin mermer olduğundan (dolayısıyla soğuk) zenginler, önce kölelerini gönderip mermeri ısıtmalarını (kuşkusuz oturarak) istiyorlarmış. Önlerindeki kanaldan da su akarmış.
![]() |
![]() |
Hamam kompleksinden çıkıp mermer caddeye doğru giderken sol tarafta kalan kapının arka bölümünde henüz hiç kazı yapılmamış, yol sağ tarafa ya da kütüphaneye doğru ilerliyor (Bu noktada verilen kısacık serbest zaman içinde -20 dk-koşarak geri dönüp Yamaç Evler'e gidiyorum ama burayı anlatmayı en sona bırakıp kaldığım yerden devam ediyorum). Sağdaki fotoğraf, ticaret agorasına girişteki süslü kapı Mazeus-Mithridates kapısı. İmparator Augustus'un kölesi olan ve sonra azad edilen iki köle tarafından yaptırılmış.
![]() |
![]() |
Ve işte Efes deyince akıllara ilk gelen görüntü: Celcius Kütüphanesi, tüm görkemiyle karşımızda. İki katlı kütüphanenin ön yüzü restorasyonlar sonunda ayağa kaldırılmış ki bu görüntü tüm Türkiye tanıtım filmlerinde de karşımıza çıkar. M.S.135 yıllarında Julius Celcius Halemaeanus adına, oğlu Julius Agiula tarafından Romalı Mimar Vitruoya’ya yaptırılan kütüphane, 15 metre yüksekliğinde tek bir salondan oluşuyor. Girişte 4 kadın heykeli var, (orjinalleri Viyana'da müzede) bunlar Celcius'un karakterini betimleyen, aynı zamanda Efes halkına da öyle olmalarını öğütleyen heykeller. Bilgi, akıl, kader, erdem öğelerini sembolize ediyor. Kütüphanenin karşısındaki hamam kompleksinin devamında yer alan Aşk Evi'ne, kütüphanenin altından bir gizli geçit olduğu söyleniyor:)) M.S. 1 yy.'a tarihlenen bu ev, ana bir hol ve bu hole açılan bir çok odadan oluşuyor. Aşk Evi’nde bulunan mozaik kız portrelerinin bu evde çalışan kızlara ait olduğu tahmin ediliyormuş.
![]() |
![]() |
Şimdi mermer caddede yürüyoruz. Burası ticaret agorasının paralelindeki cadde. Yan yana dükkanların yer aldığı, dorik tarzdaki sütunlarla çevrili oldukça geniş bir alana sahip olan agora, en net buradan görülebiliyor (soldaki fotoğraf). Bu caddenin zemininde, mermere bir resim kazınmış. Sağdaki fotoğrafta görülen bu resim, bilinen en eski reklam, tiyatronun karşısında yer alan Aşk Evi'nin bir reklamı. Reklamda sol ayak, bir kadın başı ve bir yazı görünüyor. Sol ayak, yolun solunda anlamında, kadın başının yanında "seni orada bekliyorum" gibi anlamı olan bir yazı varmış. Reklamı geçtikten sonra kentin en görkemli yapılarından biri olan tiyatroya doğru ilerliyoruz.
![]() |
![]() |
Şehrin tiyatrosu tipik bir Roma tiyatrosu, yaklaşık 25 bin kapasiteli, basamaklarında durup sahneye bakıyoruz, aşağıda başka bir grup bağırarak sahnenin akustik gücünü denetliyor. Her yerden sahnenin görülebilmesi için çok dik basamaklara sahip. Tiyatroyu bütünüyle görebilmek ve fotoğraflayabilmek için ilerleyip limanlar tarafında durup bakıyoruz. Bu noktadan çok daha etkileyici görünüyor.
Efes’teki ilk arkeolojik kazılar British Museum adına J.T. Wood tarafından başlasa da halen Avusturya Arkeoloji Enstitüsü 1954'ten beri aralıksız çalışmalara devam ediyor. Ayrıca, Efes Müzesi de T.C. Kültür Bakanlığı adına kazı, restorasyon ve düzenleme çalışmalarını sürdürüyor. Bakalım Efes'ten daha neler çıkacak?
![]() |
![]() |
Limanlara doğru gitmediğimiz için gezimizi böylece bitirip Efes'in alt kapısından çıkmak üzereyiz.
İkinci defa Efes'i görüşüm olsa da bir üçüncüsünde gözüm var... henüz görmediğim noktalarının kaldığını bildiğim için buradan biraz içim buruk ayrılıyorum.
Hoşçakal Efes, üçüncü seferde görüşmek üzere!
Efes - Yamaç Evler Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan
Gezi Tarihi: Ağustos 2005 - 11 Aralık 2008
| | Ana
Sayfa | Türkiye | Tunus
| Yunanistan | İtalya
| Çek Cumhuriyeti |
Hırvatistan |
Bosna-Hersek Hollanda | Macaristan | Avusturya | İsviçre | İspanya |