İsviçre Yazıları (İsviçre Çikolata Turu)

Ana Sayfaya Dön   /   Basel    Bern    Neuchatel    Luzern    Zürih    Swiss Chocolate Tour  
Geri Dön

İsviçre'de Peynir ve Çikolata Peşinde...

İsviçre deyince ilk akla gelenler Alpler, Milka reklamındaki gibi inekler ve dolayısıyla çikolata ve peynir... İşte bugünkü hedefimiz tam da bu yönde. İsviçre'nin peynir ve çikolatasını keşfe gidiyoruz. Swiss Chocolate Tour ile...

Ülkedeki ulaşım ağını gösteren bir broşür var (Swiss Travel System). Broşürden çeşitli tur alternatiflerini öğrenip tren, otobüs ve tekne ulaşımı için kullanılabilen entegre bilet alınabilir. Broşürde çok güzel turlar var; ancak planlarımız doğrultusunda hepsine katılmamız zaman sıkıntısı yaşatacağı için çikolata ve peynir turunu tercih ettik. Bu tur Montreux şehrinden saat 09.36'da kalkan nostaljik bir trenle yapılıyor. Basel'de kalıyoruz ve Montreux'ya o saatte varabilmek için saat 06.00'da trene binerek 3 saatlik bir tren yolculuğu yapmamız gerekiyor. Buna değer mi göreceğiz.

Tüm ülkede geçerli olan ve önceden aldığımız "Swiss Pass" ile bu özel rotalı turlara katılınabiliyor; ancak bizim biletimiz 2.sınıf olduğundan bu tur için ekstra para vererek biletimizi 1.sınıf yaptık. Özel rotalı turlara katılmak için yoğun sezonlarda rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

Çikolata Turu Bileti ve Tren Broşürü

İstasyona gittiğimizde tren bizi bekliyordu, hareket saati gelince, çok sevimli nostaljik trenimizdeki koltuklarımıza oturduk ve inanılmaz keyifli bir yolculuk başladı. Modern şehir yaşamından uzaklaşıp yemyeşil ağaçlar, inekler eşliğinde İsviçre köylerini görerek ilerlerken trende ikram edilen içi çikolata dolu tazecik kruvasan yiyip nefis kahvemizi yudumlayarak ilk durağımız olan Pringy istasyonuna vardık.

Çikolata Treni Çikolata Treni

Burası meşhur (gravyer) peynirlerin üretildiği Le Gruyere köyüne çok yakın, peynir fabrikası olan bir yer. Gravyer peynir fabrikasına girince elimize bir dinleme cihazı verdiler. Birçok dil seçeneği içinden -Türkçe olmasını beklemiyorduk zaten- İngilizceyi seçerek Cherry isimli ineğin ağzından tarlalarda yedikleri otlardan başlayarak süt üretimi ve arkasından aşama aşama peynir üretiminin anlatımını dinledik. Bir ineğin 25 litre süt verebilmesi için günde 100 kg ot yiyip 85 litre su içmesi gerekiyormuş.

Cherry'nin Anlattıkları Cherry'nin Anlattıkları

Dinleme sırasında duvarlardaki resimler eşliğinde bir gezi yaptık. Fabrikadaki bu kısa yürüyüşle peynir üretimini birebir izleme şansımız oldu. Peynir fabrikası, üretiminin bir kısmını camekanla koruyarak insanların izlemesine açmış, duvarlara süt ve peynirle ilgili resimler asmış ve çalışanlardan kimseyi engellemeden güzel bir gezi hazırlamışlar. Fabrikada 4 konteynır var ve her biri 4800 litre süt alıyor ve günde 19200 litre sütten 48 yuvarlak blok gravyer üretiliyor.

Gravyer Üretimi Gravyer Üretimi

Sonrasında bu kadar peynir işine dalmışken çıkıştaki marketteki peynirlerin tadına bakmadan geçmek olmaz tabi. 1 kg gravyer yapabilmek için 12 kg süt gerektiğinden pahalı bir peynir normal olarak. Bu gezi sonrası verilen bir lokma denemelik peyniri cimrice bulsak da tur sonunda her birimize küçük de olsa birer paket peynir ikram ettiler.

Fabrikadan çıktıktan sonra çok kısa bir yolculukla bizi otobüsle Le Gruyere köyüne götürerek serbest zaman verdiler ki bu en keyiflisiydi. Köye girer girmez parke taşlı, ana caddedeki iki-üç katlı, balkonlarından çiçekler sarkan evler, önlerindeki restoranlar ve arka plandaki dağlarla mükemmel bir görüntü karşıladı bizi.

Le Gruyere Köyü Le Gruyere Köyü

Sabahın altısında kalkıp 3 saatlik bir yolculuk yaparak bu tura katılmamıza rağmen en ufak bir pişmanlık yok! Bu kadar güzel bir köye geldiğimiz için çok mutluyum. İsviçre'nin meşhur peynir fondüsünü yemek için bundan daha güzel bir yer olamaz diye düşünüp kendimizi her biri birbirinden güzel restoranlardan birine attık. İsviçre'de peynir fondü yemenin tam bir şölen olduğunu okumuştum. Masaya uzun fondü çatalı, köy ekmeği ve arkasından fokur fokur kaynayan peynirimiz geldi.

Le Gruyere Köyü Peynir Fondü

Bir lokma ekmeği çatala takıp peynire batırıp uzayan peynirden tatması gerçekten de bir şölendi. Fondünün ücreti 25-30 Euro civarı; ancak iki kişi rahatlıkla doyar çünkü tam yağlı erimiş peynir ve ekmek ağır gelebiliyor, hepsini bitiremedik. Gerçi tur boyunca peynir-ekmeğe 30 Euro verilir mi diye gülsek de yemeden gelseydim çok pişman olabilirdim. Üstelik gelirken evde yapmak üzere de hazır fondü paketi aldım marketten. Nefis peynir şöleni sonrası bu sevimli köyde dolaşmaya başladık. Köy oldukça turistik bir mekan olmuş tabi, gerek peyniri gerek doğal güzellikleriyle turistlerin ilgisini çekiyor haliyle.

Le Gruyere Köyü Le Gruyere Köyü

Le Gruyere Şatosu Le Gruyere Köyü

Köyde geçirdiğimiz çok keyifli saatlerden sonra trene binmek üzere tekrar fabrikanın olduğu yere gittik. Trenle Broc denilen başka bir köye vardık. Bu köyün önemi de Nestle-Cailler çikolata fabrikasının burada olmasıydı. Biz de fabrikayı gezip çikolata hakkında bilgiler alıp arkasından da tatmayı umuyoruz.

Peynir fabrikasındaki gibi dinleme cihazından değil de bir personelin eşliğinde kısa bir tur yaptık. İngilizce-Almanca ve Fransızca olarak üç dilde gruplar yaptılar ve bu tur için hazırlanmış özel odalarda anlatımlar oldu. Fabrikanın ilk kuruluşundan bugüne kadarki gelişimi kısaca özetlenip temel olarak çikolata yapımı anlatıldı. Cailler marka çikolatanın en önemli özelliği süt tozu değil, gerçek süt kullanılmasıymış. Çuvallarda kakao taneleri, kakao yağı, fındık (Türk fındığı) vb. çikolata yapımında kullanılanlar sergileniyordu. Arkasından resimli anlatımları da geçince bahsedilen çikolataları tatma zamanı geldi. Peynir fabrikası yanında çok cömert bir ikramdı.

Broc Köyü-Cailler Fabrikası Çikolata ikramı

Fabrikada üretilen bütün çikolatalar tepsilere dizilmiş bizi bekliyordu. Olabildiğince en ilginç olanları tattıktan sonra çıkıştaki mini marketten çikolata almadan çıkmak olmazdı tabi. Adamlar o kadar bizi gezdirmek için emek-zaman harcıyorlar, tadım yaptırıyorlar; ama öyle güzel şeyler yiyince almadan da çıkamıyorsunuz. Bu da bir pazarlama işte. Bizde Pelit çikolata fabrikası da öğrencileri bu şekilde gezdiriyor, çikolata yapımını anlatıp ikramlar veriyor. Fabrikanın temizliğini, ürünlerin güzelliğini görünce de satın alıyorsunuz tabi.

Çikolata fabrikasındaki bol tatlı dakikalardan sonra tekrar trene binip Montreux şehrine döneceğiz. Akşam saatlerinde varacağımız için hava kararmadan şehri görebilmek için çok az zamanımız olacak bir de 3 saatlik Basel'e dönüş yolculuğu var tabi. Geldiğimiz o çok keyifli yoldan yine çevreyi seyrederken zamanın nasıl geçtiğini anlamadan Montreux'e vardığımızda saat 17.35 olmuştu. Bir saat sonraki Basel trenine binmeyi tercih edip istasyon civarından fazla uzaklaşmadan şehri gezmeye çıktık.

Montreaux Montreaux

Montreaux Montreaux

Montreux (Montrö), Kurtuluş Savaşı sonrasında 1936 yılında Boğazlar Sözleşmesini imzaladığımız bizim için de tarihi bir şehir. Fransızca konuşulan, binaları ve yaşam tarzıyla Basel'den çok farklı. Tarihi evler, tertemiz sokaklar, göl kenarındaki görüntüler müthiş. Keşke burayı keşfetmek için daha fazla zamanımız olsa, ama maalesef yolumuz uzun. Sadece güzel görüntülere bakarak geçtiğimiz sokaklardan sonra tekrar istasyona gelerek Basel trenine biniyoruz. 21.00 civarı Basel'de olacağız, yorucu bir program da olsa öyle keyifliydi ki, yüzümüzde gülümsemeyle Basel'e vardık. Kesinlikle bu yola değdi!

Montreaux Montreaux

Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan
Gezi Tarihi: 29 Eylül 2008

Ana Sayfaya Dön   /   Basel    Bern    Neuchatel    Luzern    Zürih    Swiss Chocolate Tour  

| Ana Sayfa | Türkiye | Tunus | Yunanistan | İtalya | Çek Cumhuriyeti | Hırvatistan | Bosna-Hersek
Hollanda | Macaristan | Avusturya | İsviçre | İspanya