Gezi Yazısı Nedir?

Edebi bir tür olarak “gezi yazısı” nedir, nasıl yazılır?

Gezgin olmaya gerek yok, mutlaka herkes en azından bir kere olsun bir yere gitmiştir. Herkesin bir gezi anısı vardır, yazıya dökmek istediği; blogu varsa dökmüştür de. Peki, gerçekte işi yazmak olmayanların yazdığı bu gezi yazıları “edebi tür” olarak alınabilir mi?

Gezdiğimiz gördüğümüz yerlerle ilgili içimizden gelenleri bloglarımız aracılığıyla yazıya döktüğümüzde edebi bir tür olarak “gezi yazısı” yazmış oluyor muyuz, olmuyor muyuz? Gezi yazısı olması için ne gerekiyor? Gezi yazısının özellikleri nelerdir? Gezi yazılarını kimler yazıyor, kimler okuyor?

Gezi yazısı, bir hikâye-roman gibi, yazarın genellikle kurgu ve hayal gücüne kalmış, gerçek dışı olaylar zinciri değildir. Tam tersine gerçek bir yerin, tarihi, coğrafyası, kültürü, gelenek-görenekleriyle yazıya dökülmesidir (Eskiden “seyahatname” denirmiş, ben bu adlandırmayı çok seviyorum). Elbette ki yazan, gezdiği-gördüğü gerçekliği kendi süzgeçlerinden geçirerek oraya bir anlam verecek ve onu yazacaktır. Bu süzgeçler yazanın kültür birikimi, yaşanmışlıkları, hatta geziyi yaptığı kişilere yüklediği anlamla bile değişir. Bu nedenledir ki, aynı yeri gezen herkes, aynı süzgeçlere sahip olmadığından o yerle ilgili duygu ve düşünceleri farklı olur ve farklı şeyler yazabilir (kopyala-yapıştır yazıları saymıyorum tabi ki). Bu yönüyle de belgesel niteliği yoktur gezi yazılarının. Her ne kadar bir gerçekliği yazsa da yazanın kendi süzgeçlerinden geçen gerçektir o, tamamıyla objektif değildir. Olması da gerekmez bence; çünkü gezi yazısı edebi bir türdür, belgesel değildir.

Gezi yazısı, yazanın duygu ve düşüncelerini de içerir. Bu yönüyle de biraz diğer bir yazın türü olan anı-hatıra ile karıştırılabilir. Anı, yazarın yaşadığı olayları, başından geçenleri (iç dünyasını) kaleme almasıdır ki burada tamamen kişiye özellik (sübjektiflik) vardır. Gezi yazılarında ise, var olan gerçeklik (dış dünya) anlatılır, hatta yer yer bilgi ve belgelere de yer verilebilir. “Anı”ya nazaran objektifliği ağır bassa da yazarın gezip gördüğü yerleri kendi gözünden anlatması tam anlamıyla objektif değildir.

Gezi yazısı yazanın, gözlem gücü de önemlidir. Herkes bakar; ama herkes göremez. Aynı yere bakan iki kişi her zaman aynı şeyleri görmez. Gezi yazarı, çevresindeki evleri, binaları, doğal güzellikleri gördüğü gibi insan ilişkilerini de görür. Yerel halkın gittiği yerlere gider, onların yaşantılarının içine girmeye, onları yaşadıkları kültürün içinde anlamaya çalışır. İnsanlarla konuşur; yerel halktan, birinci ağızdan bilgi toplar ve bu tüm bunları yine kendi süzgecinden geçirerek derler.

Gezilmiş-görülmüş bir yeri hiç bilmeyene anlatmak için tasvir yapma, benzetmeler kullanma bu türün sıkça başvurduğu anlatım biçimlerinden biridir. Öyle ya, okuyanın anlatılan yeri gözünde canlandırması, o yere gitme isteği uyandırması gezi yazısının en temel hedeflerinden biridir.

Gezi yazısını keyifli kılmanın, okuyucuyu hayallere götürmenin en kolay yollarından biri de yazıda görsel malzeme kullanılmasıdır ki, bence gezi yazısının olmazsa olmazıdır. Kupkuru yazı okuyucuya keyif vermezken, görülen bir fotoğraf okuyucuyu yazıya bağlayabilir. Kullanılacak görsel, fotoğraf da olabilir video da… Hakkında hiçbir şey bilmediğim halde sadece gördüğüm bir fotoğrafla oraya gitme hayalleri kurduğum yerler çoktur benim.

Gezi yazısı kısa da olabilir, uzun da… Bu tamamen yazarın anlatmak istediğiyle ilgilidir. Bazen yazar kısa bir şeyler anlatır, okuyucuda merak uyandırır; bazen tüm detaylarıyla uzun uzun anlatır.

Kişinin mesleği zaten yazarlıksa, elbette ki onun yazdığı gezi yazısı çok daha anlamlıdır okuyucu için. Yazar, bilir zaten okuyucuyu nasıl etkileyeceğini, yazıya nasıl çekeceğini. Onların yazıları gazetelerde yayınlanır, kitapları basılır. Sadece gezilerini yazan yazarlar da vardır ki tarihte en bilineni Evliya Çelebi’dir. Dünyayı gezmiş ve Seyahatname isimli eserinde gezdiği yerleri yazmıştır.

Ya mesleği yazarlık olmadığı halde gezilerini yazanlar? Mesela biz, blog yazarları? Okunmaz mı onlar? Okunur elbet. Deneyimlerime göre, daha çok, kişinin anlattığı yere gidecekseniz, gitmeden önce bir hazırlık olarak okunur. Neler var, nerelere gidilir, ne yenir, ne içilir öğrenelim istenir. Tabi bir de o yeri merak edenler -gitmeyecek olsa da- okumak ister…

Bana göre, mesleği yazarlık olmasa da gittiği gördüğü bir yeri, okuyucuya düzgün bir dille aktaran, gittiği yeri tanıtan, okuyanda oraya gitme isteği uyandıran yazılar da edebi tür olarak gezi yazısı sayılabilir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
5 Responses
  1. enes says:

    merhaba abi ben lise 1 e gidiyorum. proje ödevi olarak gezi yazısı yazmam lazım. bana nasıl bi kapak, işte dosya düzeni vs vs gibi şeyleri e postadan anlatır msınız? çok iyi olur abi şimdiden teşekkürler

    • derya says:

      Merhaba Enes, öncelikle ben abin değil ablanım:) Bu benim proje ödevim değil, senin! Her şeyiyle senin hazırlaman gerekiyor, öyle değil mi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>