
Bu sitede yer alan tüm yazı ve fotoğraflar bana aittir (Derya ÇÖLAŞAN).
Yaprakların yeşilden sarıya, kahverengiye ve turuncuya dönüp yerlere halı olma zamanı gittik Amsterdam’a. Hava bir soğuk, bir sıcak.. Bir fırtına çıkıyor yağmur başlıyor, bir güneş açıyor.. Amsterdam’ın kanal boyu evleri, müzeleri, özgürlüğü, peynirleri ve eşcinselleriyle ünlü olduğunu duymuşsunuzdur. İşte bunların hepsinin görülebileceği ve bazılarının sevilip bazılarından rahatsız olunabilecek ilgi çekici, farklı bir şehir...
Havaalanından merkez istasyona (Centraal Station) giden trenden inince, şehri önce sudan görelim diye kanal turu yapmaya karar verdik. Birçok firma var, çeşitli güzergahları ve alternatifleri olan. Kanal boyunca küçük kahverengi tuğlalı evleri süsleyen üçgen görünümlü, çatılar eşliğinde 1 saatlik bir...
Amsterdam Merkez İstas-yonu'nun yan tarafından kalkan 110-111-118 numa-ralı otobüslerle Volendam, Marken ve Edam'a gidilebilir. Amsterdam'ın kuzeyinde kalan bu bölgelere gitmek için iki karanın tek bağlantısı olan denizin altındaki Lj Tünelinden geçiliyor. Tünel çıkışı sanki bambaşka bir yer. Amsterdam gibi bir şehirden çıkar çıkmaz, ufuklara kadar uzanan yemyeşil çimenlerle kaplı, dümdüz ovaların üzerinde otlayan inek ve koyunlar ve çiftlik evleriyle mükemmel bir yolculuk sunan bu yol yaklaşık yarım saat sürüyor. Ve bir balıkçı kasabası olan Volendam'a ulaşılıyor.
Otobüsten inilen noktayı dümdüz takip edince limana varılıyor. Liman boyunca birkaç güzel kafe, restoran ve hediyelik eşya satan dükkanlar sıralanıyor...
*Başlıktaki yazı Zeynep Oral'ın "Katmandu'dan Meksika'ya kitabının önsözünden alınmıştır.