Huzur Dolu Granada

2.gün (29 Temmuz Cuma): Málaga’dan Granada’ya gidiş-dönüş

Gezimizin ikinci günü Ezgi’nin Málagalı arkadaşı Nacho, gönüllü-yerel rehberimiz olarak bizi arabayla Granada’ya götürdü, gezdirdi, anlattı. Nacho’ya sevgilerimle Granada gezimize başlayalım.

Sabah 09:00’da yola çıktık. Kilometrelerce sıra sıra dizili zeytin ağaçlarıyla dolu yol boyunca otobanda keyifli bir yolculukla Granada’ya vardık.

Granada, Endülüs Bölgesi’nde mutlaka görülmesi gereken şehirlerden biri, çünkü sadece Endülüs’ün değil tüm İspanya’nın en önemli hazinelerinden biri olan Alhambra Sarayı burada yer alıyor. Nacho’nun planına göre, önce kısa bir şehir turu, ardından tepe noktalardan birine çıkış, sonra tekrar şehir merkezine inerek Alhambra Sarayı’na gideceğiz.

Şehir içine girer girmez insanı etkiliyor. Hava çok sıcak olmasına rağmen yürümek, her yerini görmek istiyoruz. Sakin, tatlı, sevimli bir şehir; insana huzur veriyor.

Şehrin önemli caddelerinden biri olan Gran Via boyunda yürüyerek önce Katolik İsabel Meydanı’nda (Plaza Isabel La Catolica) duruyoruz. Burada yer alan heykel, Kraliçe İsabel’in Kristof Kolomb’a Hindistan’a yolculuk için izin vermesini anlatıyor (Tabi bilindiği üzere Kolomb, Hindistan sanarak Amerika’ya ulaşıyor).

granada2

Santa Ana Meydanı’ndaki turist ofisinden haritalarımızı alarak Carrera del Darro boyunca yola devam ediyoruz.

Santa Ana Meydanı

Santa Ana Meydanı

Carrera del DorroCarrera del Darro

Darro Nehri neredeyse kurumuş; ama bu nehir yatağı iki önemli tepeyi birbirinden ayırıyor. Sol taraf Albaicín ve Sacromonte’yi içeren bir tepelik; sağ taraf ise Alhambra’nın yer aldığı tepelik. Biz önce şehrin Albayzin denilen bölgesine giriş yaparak dar ve merdivenli sokaklar ve çok güzel evler arasında tepelere tırmanmaya başlıyoruz.

Albayzin

Albayzin

Bu yol bizi, Mirador San Nicolas’a yani Alhambra’ya tam karşıdan bakabileceğimiz çok güzel bir seyir tepesine ulaştıracak. Bu sıcakta, bu kadar tırmanmaya değer mi acaba diye düşünürken tepeye ulaşınca iyi ki gelmişiz diyoruz. Gerçekten de hem Alhambra’ya hem de tüm şehre tepeden bakıyoruz ve bundan çok memnunuz.

Seyir tepesinden Alhambra'ya Bakış

Seyir tepesinden Alhambra’ya Bakış

Bir süre meydanda oturup hem fotoğraf çekip hem dinleniyoruz. Eğer bu noktadan biraz daha yukarılara çıksaydık şehrin sembollerinden çingene bölgesi Sacromonte’ye ulaşırdık. Biraz daha tırmanmak yerine hemen karşıdaki bir kafede soluklanmayı tercih ediyoruz.

granada6

Ardından meydandaki Mezquita yani Albaicín Camisi‘nin bahçesine giriyoruz. Evet, burada bir cami var. Bahçesi de, içi de güzel.

granada8

Albayzin Cami

Albayzin Cami

Şimdi başka bir rotadan tekrar şehir merkezine dönüyoruz.

Kaktüsler ve Granada

Kaktüsler ve Granada

Burada, şehrin katedralini dışarıdan görüp Ezgi’nin en sevdiği yelpaze satan dükkâna giriyoruz (Artesanias Medina). Buralardan hediye alınabilecek en güzel şeylerden biri yelpaze, İspanyolca adıyla ‘abanico’. Her çeşit ve fiyatta çok güzel yelpazelerden almadan olmaz tabi.

granada10

Yorucu olacak Alhambra gezisi öncesinde bir şeyler atıştırmak için meydandaki güzel bir restorana giriyoruz (Bib-Rambla Gran Cafe). Burada ilk defa Salmojera deniyorum ve hastası oluyorum:-) Domates, ekmek, sarımsak, zeytin yağı gibi basit malzemelerle yapılan bir tür koyu kıvamlı soğuk çorba diyebiliriz.

salmojero

Geleneksel olarak üzerinde haşlanmış ve küçük doğranmış yumurta parçaları ve jambonla servis ediliyor -yumurta ve jambon olmasa da olur bence- İspanyolların soğuk çorbası Gazpacho’yu biliyordum; ama bu “Salmojera”yı ben daha çok sevdim. Biraz dinlendikten sonra yolumuza devam ediyoruz. Hediyelik eşya satan dükkânların önünden geçerken oğluma bir tişört ve magnet koleksiyonumuza da bir magnet aldıktan sonra artık saraya gidebiliriz.

Alhambra (El Hamra Sarayı) yazısı için tık tık!

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir