Alışveriş, Sanat, Kültür, Tarih Şehri: Londra III

Daha Londra’ya doymadan ve de bebekle daha soğuk ve uzak bir yere gitmeyi gözümüz yemediğinden dün akşam arkadaşlarımız uçakla Edinburgh’a giderken biz British Müzesi‘nin tadını çıkarıyorduk. Bugünse Londra’daki son günümüzde yalnızız ve henüz görmediğimiz yerleri gezmeye karar veriyoruz. İlk olarak Science Museum‘a gidiyoruz.

South Kensington bölgesinde yan yana üç müzeden biri olan Bilim Müzesi (diğer ikisi Doğal Tarih ve Victoria&Albert) otelimize yürüme mesafesinde bulunduğundan ve hava diğer günlere göre en güzel, en güneşli gün olduğundan yürümek en iyisi. İçeri girince müze planını elimize alıp zemin kattan başlıyoruz. Enerji bölümünün olduğu katta buhar gücüyle çalışan lokomotif modeli, uzay bölümünde aya ilk çıkan Apollo 10’un maketi vb. bölümleri geçip geçmişten günümüze arabalar, makineler ve günlük hayatımızdaki teknolojik ürünlerin yer aldığı bölümleri geziyoruz. Bu müze özellikle çocuklar için çok güzel ki zaten içeride öğretmenlerinin getirdiği pek çok öğrenci de vardı. Zemin kattan asansörle 1. kata “Ben Kimim?” bölümüne çıkıyoruz. Burada insanı insan yapanın ne olduğu keşfetmeye yönelik sergiler (kendini tanımasına yönelik hafıza-duygular-genler vs.) ve çeşitli dokunmatik etkinlikler vardı. Mesela karşı cinsiyetten olsaydınız nasıl görünürdünüz ya da sesiniz nasıl olurdu gibi interaktif oyunlar da yer alıyor. Altı katlı müzede gezecek pek çok bölüm olsa da biz zamanımız az olduğu için üst katlara çıkamadan (bazı bölümler de geçici olarak kapalıydı) oradan ayrılıyoruz.

Bilim Müzesi

Bilim Müzesi

Bilim Müzesi

Bilim Müzesi

Bilim Müzesi

Bilim Müzesi

Bilim Müzesi’nin hemen karşısındaki oldukça büyük ve çok güzel bir yapı olan Victoria&Albert Müzesi‘nin içindeki zengin sanat koleksiyonunu görmek için giriş ücretsiz olsa da zamanımız olmadığı için önünden geçmekle yetiniyoruz. Yürüdüğümüz Brompton Caddesi boyunca çevredeki evlere bakarken karşımıza meşhur Harrods Mağazası çıkıyor. Mağaza sattığı ürünler kadar dış görünümüyle de çok dikkat çekiyor. Alışveriş yapmaya niyetimiz olmasa da bebeğin altını değiştirmemiz gerektiği için içine giriyoruz. Kapıda mağaza hakkında bilgi vermek için bekleyenlere bebek odasını sorup asansörle çıkıyoruz. Gayet büyük ve özenli bebek odasında görevli bir bayanın sürekli olarak durması temizlik vs. ile ilgilenmesi de bizi ayrıca şaşırtıyor. Eee olsun o kadar, az önce gördüğüm bir yaş civarı erkek bebek ceketinin üzerinde 459 GBP yazıyordu! Kapıda verdikleri broşüre göre mağaza 7 katlı ve bizdeki alışveriş merkezleri gibi geç saatlere kadar açık değil. Pazarları akşam altıda diğer günler sekizde kapanıyor. Kadın, erkek, çocuk giyim, kitap, ev dekorasyon, oyuncak, kozmetik, mücevher, saat aklınıza ne gelirse her şey de satılıyor.

Victoria&Albert Müzesi

Victoria&Albert Müzesi

Harrods mağazası

Harrods mağazası

İşimizi hallettikten sonra mağazadan çıkıyoruz. Yürüyerek Knightbridge‘e varınca bir kahve molası verip miniği de doyurduktan sonra Londra’nın belki de adı en çok bilinen parklarından Hyde Park‘a varıyoruz. Londra’da yaşayanlardan (Londoners) daha çok ağaca sahip olan Londra’da sekiz tane kraliyet parkı var. Hyde Park da bunlardan biri. Önceden saraya aitken sonradan halka açılmış. Diğer parklar ise St. James Parkı, Green Park, Kensington Gardens, Regent’s Park&Primrose Hill, Richmonds Park, Bushy Park ve Greenwich Park. Bunlardan ilk üçü şehrin içinde diğerleri ise şehrin merkezinden uzaktalar.

Hyde Park

Hyde Park

Hyde Park

Hyde Park

Şehrin batısında, oldukça büyük bir alanda yer alan Hyde Park’ın içinde yapay bir göl olan Serpentine Gölü var ki içinde ördekler, kuğular kıyıdaki insanlarla yakın temas halinde süzülüyorlar, sincaplar insanların elinden bir şeyler kapma telaşında koşturup duruyorlar.

Hyde Park Serpentine Gölü

Hyde Park Serpentine Gölü

Hyde Park

Hyde Park

Sararmış, kızıla dönmüş yapraklar ağaçların üstünde ya da yerlerde… Okul üniformalarıyla rengarenk çocuklar öğretmenleri eşliğinde parkta yürüyüş yapıyorlar. Parkın içinde uzunca bir yürüyüşün ardından Marble Arch‘a doğru yürüyoruz. Bu mermer kapı John Nash tarafından Trafalgar ve Waterloo zaferlerinin onuruna dizayn edilmiş ve Buckingham Sarayı’nın önüne yerleştirilmiş (1828). Daha sonra ise Oxford Caddesi’nin en batı noktasında, Hyde Park’ın hemen yanına yani çok alakasız bu yere 1853’te taşınmış.

Hyde Park

Hyde Park

Marble Arch

Marble Arch

Kapıdan dolayı da bu civarın ve metro istasyonunun adı da Marble Arch. Biz de buradaki metroya binerek Notting Hill bölgesine gidiyoruz. Orada ne olduğunu pek bilmiyorum; ama bulunduğumuz yere metroyla yakın olduğundan gidip bakalım istedim. Yıllar önce de Julia Roberts ve Hugh Grant’ın oynadığı bir film vardı adı Notting Hill olan. Bu filmden sonra bu bölgeye olan talep de artmış. Sokak tezgahlarının, antika ve vintage ürünlerin olduğu pazarıyla meşhur olduğunu elimdeki broşürden öğreniyorum. Bir şey almak istemesem de görmeden gelmeyelim diye Portebello Road‘da yer alan Portebello Market’e de bakarız gitmişken; ama önce bir şeyler yemek için güzel bir restorana giriyoruz. Şehrin doğu bölümünde göremediğim bir kaç yer kalsa da artık oralara gidemeyeceğimizi kabullenerek olduğum yerin tadını çıkarmaya başladım. Bizim oğlan da uyuyunca biz de biraz dinlenmiş olalım diye restoranda fazlaca oyalanınca hava kararmaya başladı. Ve öğrendik ki zaten caddedeki dükkanlar açık olsa da sokak pazarı cumartesi günleri oluyormuş. Biz de karanlık yolda daha fazla ilerlemeye gerek yok deyip tekrar Notting Hill Gate boyunca biraz yürüdük. Yürürken Quensway Caddesi’ne geldik. İnsanlar, restoranlar, genel görünüm bir anda değişiverdi. Özellikle İngiliz olmayanların yaşadığı bu bölgede akşam karanlığında durmak istemediğimiz için hemen gelen kırmızı otobüse bindik. Bebek arabasıyla otobüse binmek o kadar rahat oldu ki bugüne kadar otobüse binmek yerine metronun merdivenlerinde voltranı oluşturmaya çalışıp dört koldan arabayı taşıdığımıza biraz hayıflandım doğrusu. Üstelik günlük alınan metro biletleri otobüslerde de geçiyor.

Notting Hill

Notting Hill

londra54

Çevreyi de görerek geçtiğimiz keyifli otobüs yolculuğu bizi tanıdığımız bir yer olan Oxford Caddesi‘ne götürünce ve yolda trafik olduğu için açılan kapıdan inip yürümeye başladık. Trafiğin ters yönden akması, otobüsten, taksiden soldan inme meselesi hala garip geliyor. Karşıdan karşıya geçerken yerlerde sola bak, sağa bak (look left, look right) yazıları olması herhalde bizim gibi turistlerin hangi yöne bakacaklarını şaşırıp yola atlamasınlar diye yazılmış. Oxford Caddesi yine çok kalabalık, yine ışıl ışıl… Biz de gerek tekrar otobüse binip gerekse yürüyerek son akşamımızda sokaklarda gezerek Londra’yla vedalaşırken aklımda hala göremediğim bir kaç yer kalmasına üzülüyorum. En son Piccadilly Circus civarında dolaştıktan sonra mavi hatla otelimize dönüyoruz.

londra55

Piccadilly Circus

Piccadilly Circus

Dünyada Paris’ten sonra en çok ziyaret edilen ikinci şehir olan Londra (bu arada İstanbul 7. sırada), alışveriş, sanat, tarih, ne bulmak istiyorsanız onu sunabilen benim çok beğendiğim bir şehir oldu. Herkesin aklında sisli, puslu, yağmurlu bir havayla yer etse de kaldığımız 5 gün boyunca sadece bir gündüz ve çok kısa süreli yağmur yağması nedeniyle bizim için hiç de öyle değildi. Hava soğuk olsa da 6,5 aylık bebekle bile yürümeye engel olmayacak kadar iyiydi. Sokaklarda yürürken tarihi; ama bakımlı binalar görmeyi seviyorsanız, geniş caddelerde gezip mağazalara bakmak istiyorsanız, sanat, tarih, bilim, fosil vb. konularda birbirinden zengin koleksiyonlara sahip müzeleri merak ediyorsanız, e biraz da paranız varsa -zira 1 Sterlin 2,3 TL- Londra tam size göre olabilir. Londra’yı ya seversin ya da nefret edersin diye duymuştum; ben kesinlikle sevenlerdenim.

Londra yazısının ilk bölümünü okumak için tıkla.

Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan
Gezi Tarihi: 13-16 Kasım 2010

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
One Response
  1. thanks for referfing to about hyde park, we’ve put together a small guide on the area which could be of interest to your readers.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir