İSPANYA YAZILARI

Bayram tatilini arife günüyle birleştirip bir tatil planı yaparken uçuş millerimizle THY’den de İspanya bileti denk gelince beni bir heyecan kapladı. Uçak biletini Madrid gidiş, Barselona dönüş olarak ayarladım ve yeni bir gezi fırsatı diye sevinerek hemen araştırmalara başladım.

Öncelikle uygun fiyatlı kalacak yer bulmalıydım. Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilir, gezilerde kalacak yer konusunda fazla konfor, lüks aramam. Zaten bütün gün sokaklarda olduğumuz için geri döndüğümüzde temiz bir yatak ve banyo dışında pek bir şey aramıyoruz. Bu nedenle de kendimiz gittiğimiz tüm gezilerde hostelleri tercih ediyoruz. Böylece otele vereceğimiz yüksek ücret yerine daha fazla yere gitme için para artırmış oluyoruz. Bu sefer de aynı şeyi yaptım. Özellikle Avrupa’da bir yere giderken internetten o ülkedeki pek çok hostelle ilgili bilgi bulunabiliyor. Orada kalanların görüşlerini de okuyarak bütçeye ve ihtiyaca uygun olanı seçilebilir.

İspanya’ya gitmek için eğer benim gibi hususi pasaport sahibiyseniz elbette ki vize almanız gerekiyor. Vize alabilmek için de öncelikle İstanbul’daki konsolosluğun yerini bulmak gerekiyor. Zira kendisini İç Levent’te bir yerlere saklamışlar. Adres olarak elimde Karanfil Aralığı, 16 numara ve uydu haritası bulunsa da konsolosluğu bulabilmek için civarda biraz dolandım. Üst yoldan gelince Karanfil Aralığı gerçekten 1 metre genişliğinde bir aralık olduğundan ve sokak adı yazmadığından önünden defalarca geçsem de içeri girmemiştim. Haritaya göre tam önündeyim; ama değilim, konsolosluk yok. 10-15 dakikalık arayış sonunda o aralıktan içeri girince çıkmaz sokaktaki konsolosluğu gördüm. Dönerken aslında çok da kolay bir yerde olduğunu fark ettim; tek problem benim üst yoldan gitmem olmuştu. Her neyse, konsolosluk randevu usulü çalışmıyor. Gidip sırada bekleyip hazırladığınız klasik Schengen vizesi evraklarını teslim etmek gerekiyor. 09.00’da açılıyor ve 08.15 itibarıyla sıra olmaya başlıyor. Vize ücreti TL karşılığı nakit olarak isteniyor. Üç iş günü sonunda da vizeyi verdiler. Tek girişli ve 1 hafta süreli:-(

(Önemli Düzeltme: İspanya Konsolosluğu 90 günden az turistik vizeler için artık VFS Global şirketi aracılığıyla vize veriyor. Yani gerekli belgeleri hazırladıktan sonra direk konsolosluğa değil VFS Global’e gidilmesi gerekiyor. Ayrıntılı bilgi için buraya bakın. Bu düzeltme Mayıs 2012’de yapılmıştır.)

Vizeyi de aldıktan sonra nihayet uçuş günü geldi. THY’nin sabah 08.10’daki Madrid uçuşu için havaalanının kalabalık olması ihtimaliyle 05.00 gibi evden çıkıyoruz. Secure Drive (özel havaalanı aracı) ile giderken tam Boğaz Köprüsü’nün üstünde fotoğraf makinemin yanımda olmadığını fark ediyorum. Makinenin pillerini şarj edip şarj aletini valize koymuş ve çantasını hazırlamış olmama rağmen evden çıkarken sehpanın üzerinde bırakmış olmamı hazmedemiyorum bir türlü. Benim gibi bir gezgin bunu nasıl yapar? Bir süre kendime söylensem de her işte bir hayır vardır deyip yol boyunca durumu kabullenmeye çalışıyorum. Zira saatlerce yürürken beş aylık hamileliğim nedeniyle kendimi zor taşıdığımdan, yaklaşık 750 gramlık fotoğraf makinesi ve çantasının ekstradan bel ağrısı yapmayacağı fikri de beni biraz sevindiriyor galiba. Bu yazıda minicik cep telefonuyla çektiğim; ama hiç olmamasından iyidir dediğim fotoğraflarla idare edeceğiz.

  • Tarih Kokan Şehir: Madrid (2009)
  • Ortaçağ Güzeli: Toledo (2009)
  • Gaudi’nin Şehri: Barselona (2009)

2016 yılında yolum ikinci defa İspanya’ya düşüyor. Bu sefer de Endülüs Bölgesini gezdim. Yazılarım için bağlantılara tıklayabilirsin:

Derya Çölaşan

Category: İSPANYA  Tags:
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir