İstanbul Arkeoloji Müzesi

İstanbul Arkeoloji Müzesi, Gülhane içinde ülkemizin en büyük müzesi unvanına sahip bir müze. 5 TL giriş ücreti ödeyerek (öğretmen, öğrenci ücretsiz) müzeye ait 3 farklı binadaki eserleri inceleme fırsatı bulunuyor.

İstanbul Arkeoloji Müzesi

İstanbul Arkeoloji Müzesi

Ressam ve arkeolog Osman Hamdi Bey‘in kurucusu olduğu müze ilk olarak 1891 yılında açılmış. Ana binadan girince hemen sağ tarafta “Antik Çağ” heykellerinin bulunduğu salon yer alıyor. Bu bölümde, arkaik çağlardan Roma eserlerine kadar gerçekten çok etkileyici heykeller var. Tekrar giriş bölümüne gelip sol tarafa dönünce de “Sayda Krallar Nekropolü” salonu var. Burada yer alan eserler bizzat Osman Hamdi Bey’in içinde olduğu kazılarda ortaya çıkarılarak İstanbul’a getirilmiş ve çok değerli olan lahitlerden oluşuyor. Özellikle üzerinde Makedonyalılar ile Persler arasındaki savaş ve av sahnelerini gösteren kabartmalar nedeniyle “İskender Lahdi” diye adlandırılan ve “Ağlayan Kadınlar Lahdi” gerçekten çok güzel.

Bu bölümün karşısındaki bölümde küçük bir çocuk müzesi de var. Duvarlarında çok güzel resimli bilgilerin yer aldığı ve çocuklara hitap edecek -oyuncak vb.- buluntuların yer aldığı bu alanda “heykel yapalım” adı altında atölye çalışmaları için ayrılmış küçük bir bölüm de var. Sonradan yapılan bu ek bir binanın koridorunda Assos Athena Tapınağının bire bir ölçülerde bir canlandırması var. Bu eserdeki bazı parçalar orjinal ve olması gereken yerde duruyor, diğerleri canlandırma için yapılmış. Eserin orjinal diğer parçaları yurt dışındaki 2 müzede yer alıyormuş. Yine bu alanda “İstanbul Çevre Kültürleri”, “Çağlarboyu İstanbul” adı altında İstanbul’a yakın yerlerdeki kazılarda ortaya çıkmış eserlere yer verilmiş. Üst katlarda karşılıklı vitrinlerde, küçük taş eserler, çanak çömlekler, pişmiş toprak heykelcikler “Çağlar boyu Anadolu ve Truva”, “Anadolu ve Komşu Ülkeler Medeniyetleri”: Filistin, Suriye ve Kıbrıs eserleri başlıklarıyla kronolojik olarak sıralanıyor.

Eski Şark Eserleri Müzesi, bahçe kapısından girişte solda yer alan ve yine Osman Hamdi Bey tarafından Güzel Sanatlar Okulu olarak yaptırılmış bir bina. Daha sonradan müze olarak düzenlenen bu bölümde Anadolu, Mezopotamya, Mısır ve Arap eserlerin yanı sıra çivi yazılı belgelerin yer aldığı geniş bir tablet arşivi de var. Bunların en ünlüsü de dünya tarihine bilinen ilk uluslararası anlaşma olarak geçmiş olan “Kadeş Barış Anlaşması” belgesidir. Üç kopya olarak hazırlanan bu anlaşma Mısırlılar ve Hititler arasında yapılan Kadeş Savaşı’ndan sonra imzalanmış ve Akadça olarak yazılmış.

Kadeş Anlaşması

Kadeş Anlaşması

Çinili Köşk Müzesi ise, 1981 yılında İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne dahil olan; ama bizim gezmeye vaktimizin kalmadığı, Selçuklu ve Osmanlı Dönemi çini ve seramiklerinin sergilendiği bir müze. Müze Pazartesi günleri hariç saat 17.00’ye kadar açık. Sayda Nekropol alanı hariç diğer bölümlerde fotoğraf çekilebiliyor.

Not: Üniversiteden arkadaşım olan Emre Caner’in üçüncü kitabı “Kaplumbağa Terbiyecisi – Ölümünün 100. Yılında Osman Hamdi Bey’in Romanı”nı okumanızı tavsiye ederim. Osman Hamdi Bey’in çok enteresan hayat hikayesinin anlatıldığı romanla Hamdi Bey’i tanıdım ve çok sevdim.

Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan
Gezi Tarihi: Şubat 2007

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir