İstanbul’da Mimar Sinan Eserlerinin Peşinde… Vol.1

RÜSTEM PAŞA CAMİSİ

Sanki Bir Çini Sergisi: Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak yılları arasında yaşamış (1489-1588) ve dönemin böyle anılmasına büyük katkıları olan Mimar Sinan o kadar çalışkan ve üretkenmiş ki yüzlerce eser bırakmış.  Kanuni Sultan Süleyman, oğlu II.Selim ve III. Murat dönemlerinde baş mimarlık yapmış (50 sene boyunca). Bugünkü geziyle benim de niyetim, Koca Sinan’ın yaptığı 375 eserden İstanbul’daki en önemlilerinden bazılarını ziyaret etmek ve “Dünya durdukça eserlerimi gören akl-ı selim sahiplerinin, çabamın ciddiyetini insaf ile değerlendireceklerini ve beni hayırlı dualarla anacaklarını umarım inşallah” diyen ustaya saygıyla hayır duaları göndermek…

Pazar sabahı için erken sayılabilecek saatlerde eşim ve oğlumla yola çıktık. İlk durağımız Eminönü’nde bir Sinan eseri, Rüstem Paşa Camisi… Belki defalarca önünden geçtiniz, karşıdan gördünüz; ama hiç fark etmediniz. Haksız da sayılmazsınız. Şimdilerde etrafında o kadar çok bina, dükkan vs. var ki bu güzelim yapı arada kaynıyor galiba. Eminönü’nde Mısır Çarşısı’nın önünde durup sağ tarafa baksanız hemen yolun kenarında göreceğiniz yapı Rüstem Paşa Cami ve Külliyesi.

Caminin girişinin bulunduğu yer Hasırcılar Caddesi üzerinde. Yani Kahveci Mehmet Efendi’nin mis gibi kahve kokuttuğu sokaktan girip sağlı sollu uzanan rengarenk dükkanların önünden ilerlerken tahta ürünlerin satıldığı sokağa gelince hemen sağda, köşede küçücük bir kapı var. İşte renk cümbüşü pek çok farklı ürünün satıldığı, şerbetli tatlıların insanın iştahını kabarttığı bu sokakta, bunca kalabalığın arasında küçücük mütevazı bir kapı… Bu kapıdan girip merdivenleri çıkınca caminin küçük avlusuna ulaşılıyor.

Cami, Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı aynı zamanda da kızı Mihrimah Sultan’ın kocası olan Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan’a 1561’de yaptırılmış. Bu tarih Rüstem Paşa’nın ölüm yılı da olduğundan kendisi camiyi ya görmedi ya da çok az görebildi. Yaygın söylenceye göre Mimar Sinan Mihrimah Sultan’ı severmiş*; bu nedenle de Rüstem Paşa’dan pek haz etmezmiş, zaten döneminde saray içi ve dışında da pek sevilen bir karakter değilmiş. Sevmediği halde sadrazam olduğu için adına cami yapmış yapmasına ama pek görkemli olmadığı iddia edilince, bu sefer içini öyle bir süslemiş ki kimse itiraz edememiş caminin görkemine. Sinan’ın diğer eserleriyle kıyaslanınca pek görülmeyen bu fazlaca çini kullanılmasının Rüstem Paşa’nın gösteriş sever bir paşa olmasından kaynaklandığı da yine yaygın bir söylence. Hangisi doğrudur bilinmez; ama bilinen ve görülen o ki kubbe başlangıcına kadar İznik çinileriyle bezeli ve kalem işi süslemeleriyle oldukça görkemli…

Çektiğim fotoğraflar bu havayı pek yansıtamamış; siz iyisi mi bir de buradan bakın, ya da daha iyisi gidip gözünüzle bir görün.

Avluda son cemaat yerinde bile çinilerle bezeli cami, tabi hırsızlıklarla da karşı karşıya kalmış. Çalınan çinilerin yerine elde kalmış tek tük çiniyle mi fayansla mı bilinmez rastgele kolaj yapılması ise tarihimize verdiğimiz değer adına da içler acısı. Bakınız dış avluda en sağdaki son cemaat bölümü.

Rüstem Paşa Camisi’nden Newsweek dergisi yazarı Avrupa’nın en güzel tarihi camisi olarak bahsediyor (burada). Yazıda Sultanahmet ve Aya Sofya’dan küçük ve daha az turistik olmasına rağmen daha güzel ve huzur dolu olduğunu söylüyor.

*Bu aşkla ilgili yine yaygın bir söylenceye göre -ki henüz şahsen tespit etmişliğim yoktur- Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii’nin minaresinin ardından güneş batarken, Üsküdar’daki Mihrimah Sultan Camii’nin minareleri arasından ay doğuyormuş. Mihrimah, güneş ve ay demek olduğundan büyük usta astroloji ve mimari dehasıyla aşkını böyle dile getirmiş. Yılın sadece bir gününde -21 Mart- gece ile günün birbirine eşit olduğu gün ve de Mihrimah Sultan’ın doğum gününde… Bunu görebilen var mı, yoksa bir şehir efsanesi mi? Bu sene 21 Martta deneyebilir miyiz?

Not: Mürvet Sarıyıldız’ın “İki Cami Arasındaki Aşk” isimli romanı -ben okumadım- tam da bu aşkı anlatıyormuş.

Diğer Mimar Sinan eserleri yazılarım için tıklayın:

Şehzade Cami / Süleymaniye Cami / Selimiye Cami

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir