İtalya’nın Modern Yüzü: Milan

(Kısacık özet: Her ne kadar yazının başlığı modern şehri vurgulasa da ilk günüm her turistin yaptığı gibi şehrin ‘tarihi merkezi’ etrafında geçiyor. Bunların içinde şüphesiz katedral ve çevresi, tarihi alışveriş merkezi, opera binası, Brera bölgesi, Castello Kalesi ve Mercanti Meydanı bulunuyor.)

Tarihi bir geçmişi olmakla birlikte günümüzde daha çok modern yüzüyle ön plana çıkan; İtalyan endüstrisinin, teknolojisinin, finansının merkezi ve elbette ki modanın başkenti: Milan. İtalya’nın kuzeyinde, Lombardia bölgesinde yer alan, ülkenin Roma’dan sonra ikinci büyük şehri… Benimse aklımda Leonardo’nun başyapıtı “Son Akşam Yemeği”nin şehri olarak yer etmiş, en çok onun için görmek istediğim şehir Milan…

THY’nin zengin kahvaltısı eşliğinde; bir film ve bir belgesel izleyerek keyifli bir 2,5 saat sonunda saat tam 10’da Milano Malpensa Havaalanı’na iniş yaptık. Çantamı sırtıma asıp havaalanından şehre giden Malpensa Express trenine binmek için biletimi aldım (10 €). İlk defa tek başıma seyahat ediyorum; ama dersime çalıştım, kendime güvenim tam. Bundan altı sene önce eşimle İtalya’ya gittiğimizde ortanın üstünde İtalyanca biliyordum ve tüm gezi boyunca -o zamanlar daha acemiydik tabi- hep İtalyanca konuşmuş, anlaşmıştım. Aradan geçen bunca yılda hiç İtalyanca konuşmadığım için bugün “az biliyor” seviyesine indim ne yazık ki. Yine de çevremde tanıdık kelimeler duymak ve görmek hoşuma gitti. Trene binip şehrin merkezindeki “Milano Centrale”, merkez tren istasyonuna vardığımda güzel ve büyük bir binayla karşılaştım. Trenlerin olduğu kısmı geçince yerlerde mozaikten yapılma desenler vardı. Oldukça kalabalık olan tren istasyonu, camlı yüksek tavanıyla ferah ve aydınlık…

Milano Centrale

Dışarıdan görünümü de oldukça heybetli olan binanın ön girişinde çalışma olduğundan kapatılmıştı. Ben soldan çıkıp otele doğru yürümeye başladım. Otel, biraz uzakta olmasına rağmen sadece sırt çantam olduğundan ‘dümdüz yol, yürürüm’ diye düşünsem de hiç beklemediğim aşırı sıcak nedeniyle biraz zorlandım. Dağ tepe yürüyeceğim diye kapalı ve rahat bir ayakkabı giymiş olmama rağmen aşırı sıcaktan dolayı ayakkabı daha gelir gelmez bana eziyet etmeye başlamıştı. Otele varınca sırtımdaki çantadan dolayı sırılsıklam olan üstümü değiştirip hiç oyalanmadan otele çok yakın olan Lambrate durağına gittim. Burada bekleyen “Duomo” yazan otobüse kendimi attım. Aslında otobüs metroyla göre daha uzun bir yolculuk sunsa da etrafa bakarım düşüncesiyle tercih etmiştim; ama yol üzerinde bakacak bir şey de yokmuş, bir daha da hiç otobüse binmedim, her yere metroyla gittim. Son durakta otobüsten inip herkesin yürüdüğü yere doğru ben de yürümeye başlayınca birden dev katedrali gördüm. Tam karşısına yürüdüm: İşte karşımda İtalya’nın en büyük katedrali Duomo di Milano!

Duomo di Milano

Duomo di Milano

Katedralin kendisi çok büyük, önündeki meydan da çok büyük (Piazza del Duomo). Karşıda bir atlı heykel (Lombardia’nın özgürlük anıtı) var; meydanda turistler ve onlara bir şeyler satmaya çalışanlar dışında hatırı sayılır bir güvercin nüfusu da var.  Meydanın tam ortasında durup dört bir yanıma baktım uzun uzun… Meydanı çevreleyen binalara… Müze, alışveriş galerisi, mağazalar… Meydan çok güneş olduğundan kaldırım kenarında oturan, bir şeyler yiyen insanlar… Sıcağa rağmen meydanda etrafa bakan ben ve benim gibiler…

Duomo Meydanı

Duomo Meydanı

Duomo Meydanı

Göğe yükselen Gotik kuleler ve beyaz mermerden yapılma dev katedral çok yeni görünüyor, oysa yaklaşık 600 yıl önce başlamış inşaatı. 1800’lü yıllarda ancak bitmiş dış cephedeki binlerce süslemenin tamamlanması. 1965 yılında ön girişe konulan dev bronz paneller takılınca da bitmiş sayılmış. Kapıdaki bronz panellerin üzerinde pek çok kabartma var; her birine bakmak imkânsız gibi.

Kathedralin Bronz Panelleri

Kathedralin Bronz Panelleri

Askılı tişört ve kısa şort giyenleri Katedralin içine almıyorlar. Kapıda kıyafetleri kontrol edenler var; 5 €’ya dışarıda şal satanlar da. Ben sorunsuzca içeri girdim, Katedralin içi de devasa büyüklükte; ama biraz karanlık. Bizde camiler aydınlık olur, kiliselerse hep karanlık. Bütün camlarda vitray resimler var. Benim pek anlamadığım pek çok heykelin yer aldığı bölümler de var.

Katedral çıkışında hemen sol tarafta eski Kraliyet Sarayı binası var; günümüzde kültür ve sanat merkezi olarak kullanılıyor (Palazzo Reale). Bense katedralin çıkışında sağda kalan alışveriş galerisine giriyorum. İtalyan modasının dünyaca bilinen markalarının süslü vitrinleri ve restoranların yer aldığı bu galeri yani Vittorio Emanuele II, şehrin en çok ziyaret edilen yerlerinden biri. Giuseppe Mengoni’nin tasarladığı galeri, 1878’de açılmış. Bir şey almaya gerek yok; vitrinlere bakmak hatta vitrinlerin önünde fotoğraf çektirmek popüler eylemler arasında.

Galleria Vittorio Emanuele II

Galleria Vittorio Emanuele II

Zemin çok güzel mozaik kaplı, tavan ise camekânlı. Duomo tarafından girip tam ortada duruyorum. Dört giriş kapısından yarım daire şeklinde uzanan camekân, ortada tam tepemde kubbe (cupola) şeklindeki camekânla birleşiyor. + şeklinde planlı galeri, mağazalarıyla olduğu kadar mimarisiyle de ilgi çekiyor. Tam ortada mozaik desendeki boğanın üzerinde topukları üstünde dönüyor genç kızlar. Dileklerinin gerçekleşmesi/şans getirmesi için bu şekilde üç tur atılıyormuş.

Galleria Vittorio Emanuele II

Galleria Vittorio Emanuele II

Sağa sola sapmadan dümdüz yürüyünce çıktığım kapı “Piazza Scala”ya açılıyor. Yani alışveriş galerisi Duomo ile Scala meydanlarını birbirine bağlıyor. Bu meydanda Leonardo Da Vinci’nin bir heykeli var.

Leonardo Da Vinci Heykeli

Tam karşıda ise dünyaca ünlü “La Scala” yani tiyatro-opera binası. Ünlü olması sergilenen performanslardan kaynaklanıyor, zira dış görünümünde etkileyici bir şey yok. Hatta yazmasa fark etmeyebilirdim bile; ama yanındaki müzeyle birlikte aslında oldukça büyük. Ben içini internetten gördüm, bordo koltukları ve duvarlardaki localarıyla oldukça güzel. Hemen yanındaki müzesi de hoş olabilirdi, benim fırsatım olmadı. Teatro alla Scala, yanan opera binasının yerine 1778’de yapılmış. İçinde bale, opera, orkestra ve koro performansları oluyor. Biletler ise gösteriden iki ay önce satışa çıkıyor.

Teatro Alla Scala

Meydana geri gelip buradan ünlü alışveriş caddesi Corso Vittorio Emanuele II boyunca yürüyüp bir İtalyan dondurması keyfi yapıyorum (Le Tre Gazzelle). Zaten bu sıcakta başka hiçbir şey dondurma kadar iyi gitmiyor. Yol beni San Babila’ya çıkarınca geri dönüp ara sokaklarda dolaşmaya başlıyorum. Milan, alışveriş için kurulmuş sanki. Özellikle bu bölgede birbirinden ünlü pek çok mağaza var; moda merkezi olması şehrin yerlilerini de oldukça etkilemiş. Kadın olsun erkek olsun kıyafetler özenli. Gerçi o kadar sıcak ki -yazın hep böyle mi bilmiyorum- genel olarak kadınların kıyafetleri çok kısa şort ve askılı tişörtten oluşuyor. Erkeklerde de benzer şekilde; ama yine de giyinmeye önem verdikleri belli. Bir de genç, orta yaşlı, zayıf, şişman fark etmiyor; özellikle göğüs dekolteli kıyafetler de ister istemez dikkatimi çekiyor. Zaten İtalya’da geçirdiğim üç gün boyunca kapri pantolon ve normal bir tişört/gömlekle en kapalı giyinen kişi bendim.

Neyse kıyafet konusunu kapatıp tarihi merkezin bir parçası olsa da kendine has havasıyla farklılık gösteren Brera bölgesinin sokaklarında yürümeye başlıyorum. Öğlen saati hemen hemen her yer boş olsa da hoş birkaç kafe-restoran dikkatimi çekiyor. Akşamları daha hareketli olsa da öğlen saati sakinlik hakim. Taşlı sokakları, pastel tonlarda evleri, sakin atmosferiyle Brera keyifli bir yürüyüş sunuyor. Üstelik kalabalık Duomo’dan çok kısa bir yürüyüşle ulaşılabiliyor.

Brera Sokakları

Dışı kırmızı tuğlalı, içi kemerli sütunlu; bahçesine girdiğim; ama içini gezmediğim ünlü müze Pinocoteca di Brera da burada yer alıyor. Bu müze, İtalyan ressamların önde gelen eserleri ve yine İtalya’nın önemli sanat koleksiyonlarını barındırıyor.

Pinocoteca di Brera bahçesi

Brera sokaklarından sonra yönümü yaklaşık 700 yıllık bir tarihi olan Sforza Kalesi’ne yani Castello Sforzesco’ya doğru çeviriyorum. Park Sempione’nin hemen girişinde yer alan kalenin kuleleri gözüme çarpıyor önce. Tam girişteki yenilenme aşamasında olduğundan üzerini kapamışlar. Bu kale günümüzde pek çok küçük müzeyi barındırıyor. Sonradan broşüründen öğrendiğim kadarıyla 14 ayrı bölümden oluşuyor.

Castello Sforzesco

İçeri girmeden şöyle bir etrafa bakınayım dedim. Girişte caddenin kenarındaki süs havuzu sıcaktan bunalanların serinleme mekânı olmuş. Terliğini, ayakkabısını çıkaran suyun içinde. Ben de burada biraz oturayım diyorum. Bu ayakkabı bana çok eziyet oldu, ayaklarım yanıyor. Biraz oturduktan sonra kalenin girişine geldim.

Etrafa bakınırken bir adam telaşla elime bilet verip “müzeler ücretsiz, gezin” dedi. Ne olduğunu anlamadan içeri bir anlamda itildim. Ben de bulduğum bir broşüre bakıp dolaşmaya başladım. Alt katı hızlıca gezdikten sonra görevliye ilgimi çeken; ama bulamadığım birkaç müzeyi sordum. Tarif etti; ama 17:30’da kapandıklarını söyledi. O saati söyleyince uyandım, daha önceden bir yerde okumuştum, saat 16:30’dan sonra müzeler ücretsiz diye; ama gezmek için çok az zamanım kaldı. Dekoratif Sanatlar, Müzikal Enstrümanlar, Antik Sanat, Resim Galerisi gibi birkaç bölümü ancak görebildim. Sonradan broşürde gördüğüm ve “tüh, kaçırdım” dediğim ise Vinciana Collection yani Leonardo Da Vinci bölümü oldu; ama yine de içinde önemli Leonardo eserleri olsaydı mutlaka okuduğum rehberlerde yazardı deyip hayıflanmayı bırakıyorum.

Ayağımın üstüne basmakta zorlanmaya başlasam da hızlıca gezdiğim müzeden sonra bahçede küçük bir havuzun içine yine herkesin girdiğini görünce bu sefer dayanamadım, ben de çıkardım ayakkabılarımı ve serin suya girerek ayaklarımı rahatlattım.

Bu sürede telefonumdaki uygulamaları karıştırıp Navigli bölgesine en az yürüyerek nasıl giderimin hesaplarını yapmaya başladım. Yarım saat sonra istemeye istemeye de olsa tekrar ayakkabılarımı giyip caddenin karşısına geçtim. İlk metro durağıyla Porta Venezia’ya gitmeye karar verdim, vermiştim; ama meydandan Via Dante’ye girince fikrimi değiştirip biraz yürümeye başladım. Sağlık sollu ülke bayraklarının olduğu bu geniş cadde, mağazalar, restoran-kafelerle oldukça güzeldi.

Via Dante

Via Dante

Bir durak daha yürüyeyim etrafa bakınayım derken hemen devamındaki Via Orefici’nin Duomo Meydanı’na baktığını gördüm. Yani Duomo’ya sırtımı verip düz yürüseymişim Via Orefici’den bakınca bile tam karşıda Castello Sforzesco’nun bakımdaki kulesi görünüyor.

Ben tabi kuzeyden Brera’yı dolaştıktan sonra bu tarafa geldiğim için sanki çok uzaktaymış gibi gelmişti. Duomo Meydanı’na ilk geldiğimde katedralin her tarafını gezsem de tam karşısındaki atlı heykelin arka tarafına geçmemişim. Kaleden çıktıktan sonra Navigli’ye gitme niyetim varken girdiğim güzel bir sokaktan sonra şuraya da bakayım buraya da bakayım derken Piazza dei Mercanti’ye geldim. İyi ki ayağımın ağrısına rağmen buraya kadar yürümüşüm. Yoksa bu güzel meydanı kaçıracaktım. Burada kemerli kapıları ve kırmızı tuğla duvarlarıyla “Palazzo della Regione” yer alıyor. Eski saray daha çok evsizlerin mekânı olmuş gibi. Tam karşısında ise saat kulesiyle güzel bir bina var.

Piazza della Regione

Piazza della Regione

Bu meydandan görünen Duomo’ya akşamüzeri son bir bakış atıp Navigli’ye gitmek üzere nihayet metroya biniyorum.

Duomo di Milano

Anlaşıldığı üzere bir sonraki yazım Navigli hakkında olacak. Bunun dışında Milan’da olmasının Milan için büyük şans olduğunu düşündüğüm Leonardo’nun Son Akşam Yemeği (Last Supper – Ultima Cena) eserinin olduğu Santa Maria Della Grazie Kilisesi ve Milan’da alışveriş hakkında da yazacağım.

Not: Milan’a uçakla ulaşım: 

Milano Malpensa Havaalanı: Şehrin kuzeybatısında ve 49 km uzaklıkta. THY bu havaalanını kullanıyor. Şehir merkezine tren ve otobüs seferleri var.

Milano Linate Havaalanı: Şehrin 7 km doğusunda olsa da ülkemizden bu havaalanına uçuş yok.

Bergamo Orio al Serio Havaalanı: Aslında başka bir şehir olsa da kilometre olarak Malpensa’yla hemen hemen aynı olan havaalanı, Milan’ın kuzeydoğusunda. Bizden Pegasus bu havaalanına düzenli uçuşlar gerçekleştiriyor.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
One Response

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir