Karadeniz Kıyısında İğneada

Kırklareli – Demirköy gezisinin rotası için buraya bakabilirsin.

Kumburgaz’dan yola çıktıktan sonra Poyralı ayrımına gelinceye kadar sağlı sollu ayçiçeği tarlaları arasından geçtik. Yolda arabaya el eden yaşlı bir amcayı alınca biraz sohbet ettik. Yaşlı amca köyünden çıkmış, yol kenarına kadar yürümüş ve arabalara el ederek TV tamircisi olan kilometrelerce uzaktaki başka bir yere gitmeye çalışıyordu. Evrencik Köyü’nden olduğunu, köyde kimsenin tarımla uğraşmadığını, gençlerin hep gittiğini, genelde herkesin fabrikalarda çalıştığını söyledi. Yol boyu gördüğümüz ayçiçeği tarlaları da fabrikalarınmış.

Amcayı Poyralı’da indirdikten sonra, biz İğneada tabelasından sağa döndük. İslambey ve Yenice üstünden Kırklareli’nin Demirköy ilçesine vardık. Yenice’den sonraki yol,  Istranca (Yıldız) Dağları arasındaki ormanlık alanda kaldığından harika manzarasıyla birlikte virajlı bir yol… Demirköy ormanlarla kaplı, dağların arasında kurulu bir ilçe. Demirköy’de hiç durmadan yola devam ediyoruz. Demirköy-İğneada yolu da tepelere doğru kıvrım kıvrım çıkan yine sağı solu ormanlık olan güzel bir yol; ancak yer yer yol genişletme çalışmaları nedeniyle bazı yerlerde mıcırlı bölümler vardı. Yol çalışmaları bitinceye kadar bu bölgedeki ulaşım biraz zorlu.

Ve nihayet ormanları aşıp Karadeniz kıyısındaki İğneada’ya varıyoruz. Kumburgaz’dan İğneada’ya 2,5-3 saatte geldik. Yoldayken rezervasyon yaptığım İğneada Resort Hotel&SPA‘ya giriş yapıyoruz. Odamıza yerleşip biraz dinlendikten sonra otelin deniz kenarına iniyoruz.

igneada6

Küçücük çakıl taşlı ve midye kabuklu sahili çok sevdim. Ben zaten kum sahilleri artık sevmiyorum. Ufacık bir rüzgarda kum içinde kalmayı sevmiyorum. Lens taktığım için bence en güzeli küçük çakıl taşlı sahiller… Deniz hafif dalgalı ve yosunluydu. Sahilden bir-iki metre sonra ayağım yere değmemeye başladı. Anında derinleşen deniz, bir de yosunlar yüzerken elime-ayağıma dolanınca pek tat vermedi. Biraz şezlonglarda oturup dijital kitap okuma seansından sonra otelin sauna, buhar banyosu ve Türk hamamı aktivitelerinden yararlanalım dedik. Bu bölümün kapanma saatine yakın olmasından mı, genel olarak mı böyle bilmiyorum saunada olması gereken sıcaklık, buhar banyosunda olması gereken buhar yoktu; ama zaten tüm bunları ilk defa deneyen benim için sorun değildi (sıcaklıkların düşük olduğunu sauna tecrübesi çok olan eşim söyledi). Yine de hepsini deneyip kapalı havuzun oradaki jakuziye girdik. Bence en keyiflisi buydu, içinde bizden başka kimse de olmadığından çok eğlendik. Sulu maceralardan sonra odaya çıkıp biraz dinlendik. Oda, 5. katta olduğundan tepeden bir İğneada manzarası vardı. Kilometrelerce uzanan sahil; arka planda ormanlarla kaplı dağlar; masmavi deniz…

igneada1

igneada3

igneada2

Oteldeki tıka basa akşam yemeğinden sonra, çevrede biraz dolaşmaya çıktık. Otelin hemen yanındaki 30 yıllık Dondurmacı Recep Usta‘yı gözüme kestirdim; biraz yürüyüş sonrası otele dönmeden mutlaka dondurmasını tatmalıyım dedim. Sahil kenarından ve yol kenarından yürüyünce biraz hayal kırıklığı yaşadım. Bir sahil beldesi olmasından dolayı turistik bir yer, çevresiyle birlikte çok güzel doğası var; ama belde merkezi ve hatta sahil kıyısı çok bakımsız geldi bana. Sahilde çadır ya da barakalarda ciğerci vs. yemek yerleri vardı; ama görüntüleri aşırı salaş olduğundan hiç cazip değildi.

igneada4

igneada5

Otelin hemen önündeki sahille diğer yerler arasındaki sahil arasında çok fark var. Otel ve İğneada iki ayrı dünya gibi zaten. Biraz daha etrafta yürüyüp Altıgen Çay Bahçesi‘ne oturduk. İçeride orta yaşlıların çoğunlukta olduğu bir grup okey oynarken aynı zamanda elinde gitarıyla canlı müzik yapan bir arkadaş da vardı. Enteresan bir sahneydi. Gitar çalarak gayet güzel şarkılar söyleyen arkadaş, okey atma derdindeki halkın “haydi eller havaya…” diyerek dikkatini çekmeye çalışıyordu. Ben de ilk 10 dakika bu duruma durup durup gülsem de sonrasında, elimde çay bardağımla şarkılara eşlik ettim:)) Bu ilginç çay bahçesi-bar ortamından sonra nihayet dondurma zamanı geldi.

Dondurmacı Recep Usta süt, salep, şeker ve doğal meyvelerle hazırladığı harika dondurmasını 30 yıldır satıyor. Kısa bir sohbet sonrası çeri meri (vişne gibi bir meyve), sakızlı, kaymaklı, cevizli dondurmasından tadıp çok beğeniyorum. Trakya’nın serbest dolaşan, beslenen ineklerinden elde edilen sütle yapılan dondurma, doğal malzemelerle ve ustalıkla birleşiyor.

igneada7

Ertesi sabah İğneada’dan ayrılırken Recep Usta’ya uğramadan edemiyorum.  Naneli, Antep fıstıklı vs. tatları da deniyoruz. İğneada’ya giderseniz Recep Usta’dan mutlaka dondurma yemeyi ihmal etmeyin.

İğneada merkezi bana çok cazip gelmese de otelde güzel vakit geçirmek ve Recep Usta’da dondurma yemekle mutlu oldum. Zaten İğneada’yı sadece merkezi olarak düşünmemek lazım. Bu bölge dünyanın sayılı longoz ormanlarını barındırmasından dolayı çok ayrı bir öneme ve güzelliğe sahip. Oteldeyken, ormana bisiklet, ATV ve yürüyüş turları düzenlendiğiyle ilgili broşürler görmüş; ama nasılsa arabayla gideceğiz diye pek önemsememiştik. Bu durumu ayrıca yazacağım.

Sabah kahvaltı sonrası otelden ve İğneada’dan ayrılarak uzun, keyifli ve yorucu bir tura başladık. Önce Limanköy…

Not: İğneada’da konaklama için bizim kaldığımız dışında, farklı seçenekler de var. Aytemiz Apart Otel, Akkuş Otel, Nur Butik Otel gibi oteller, pansiyonlar, kiralanan odalar vb. de bulunabilir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
4 Responses
  1. harun says:

    Güzel yazı elinize saglık

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir