Kınalıada Yürüyüşü

İstanbul’un Anadolu yakasında Küçükyalı-Maltepe karşısında görülen dört adadan, bir bakışta tanıyacağımız kesinlikle Kınalı olur; çünkü tepelerinde yükselen TV vericileri hemen dikkati çeker. Aynı zamanda sağ baştan saydığımızda da ilk sırada Kınalı gelir, sonra sola doğru Burgaz, Heybeli ve en solda-en büyük olan Büyükada yer alır.

Bostancı’dan kalkan vapur seferleri Büyükada’dan başlayarak en son Kınalı’ya gittiği için yolculuk 1,5 saat kadar sürüyor. Mavi Marmara’nın ise önce Kınalı ile başlayan seferleri var. Böylece, sabah bir anda adaya mı gitsek deyip evden çıkınca kendimizi bulduğumuz Bostancı İskelesi’nden, 12:30 Kınalıada-Burgazada seferini yapan Mavi Marmara’nın teknesine biniyoruz oğlumla. 25 dakika sonra adaya indiğimizde ilk önce sol tarafta, hemen deniz kıyısındaki farklı görünümüyle dikkat çeken 1964 yapımı Kınalıada Camisi’ne bakıyoruz. Hem kubbesi (üçgen piramit gibi) hem de minaresiyle alışılagelmiş cami görüntüsünden çok farklı, modern tasarım bir cami.

Kınalıada Cami

Kınalıada Cami

Camiyi solumuzda bırakıp çarşının içinden geçip dümdüz yürüyoruz yolun gittiği yere kadar… Futbol sahasını geçip yürümeye devam ediyoruz.

Yol boyunca, sol tarafımızda deniz ve ardında çok yakında olmasına rağmen çok uzağındaymışız gibi gelen İstanbul; sağ tarafımızda ise ağaçlıklı tepeler… Ve o tepelere sırtını vermiş, tek katlı küçük evler… Bir süre sonra asfalt yol, yerini toprak yola bırakıyor, görüntü pek iç açıcı değil; yanımdan geçen bir bisikletli “geri dönseniz daha iyi, gezmeniz için pek uygun değil” diyor. Biz de dönüyoruz; ama iskeleye çıkmadan ara sokaklarda dolaşmaya başlıyoruz.

kinaliada1

Kınalıada da banklar çok hoş…

kinaliada2

Kuş seslerini dinliyoruz, ağaçlara, çiçeklere bakıyoruz. Çok yorulmadan tepeye, manastırın oraya çıksam diye düşünüyorum. Malum, adalarda hep yokuş var ve ben yukarı çıkmak istiyorsam Deniz’in arabasını da bu yokuşlarda -nefes nefese kalarak- itmek zorundayım. Manastır Tepesi’ne çıkmak da bu yüzden benim için çok zordu. Nihayet tepeye vardığımda bir düzlük; uçurtma uçuran, oynayan çocuklar ve Hristos Manastırı’nı (Rum Ortodoks) gördüm.

Manastır Tepesi

Manastır Tepesi

Hristos Manastırı

Hristos Manastırı

İki katlı bina tepede öyle bir konumda ki bir tarafı adanın arkasına (Ayazma Koyu), bir tarafı adanın önüne (iskele tarafı) bakıyor. Manastır tepesinde biraz dinlenip etrafı seyrettikten sonra yürümeye devam ediyoruz. Manastıra sırtımı verip karşıya baktığımda ortadaki evlerin sağından gidince Rum Mezarlığı‘na çıkıyor. Önce o yola giriyorum; ama yol bitince geri dönüp diğer yola giriyorum. Bodur ağaçlar, çalılar arasında sadece biz ve kuş sesleri arasında bir süre dümdüz gittikten sonra, yine karşıma yokuş çıkıyor. Öfleye püfleye yokuşu çıkar çıkmaz yine bir düzlük geliyor, etrafta evler var ve bir çocuk parkı. Evet, adanın tepesinde, tam da TV vericilerinin arkasında, bir çocuk parkı… Deniz hemen arabasından inmek istedi. Hem çocuğun da gönlü olsun hem de biraz dinlenmiş olayım diye parka girdik.

kinaliada4

Yarım saatlik molanın ardından bu sefer denize doğru inen yokuşlardan aşağı inmeye başladık. Bu yokuşları çocuk arabasıyla çıkmak çok zor; ama inmesi de hiç kolay değil. Dik yokuşta, arabaya hakim olmak gerçekten zor. Manzara ise çok keyifli.

kinaliada5

Denize doğru inerken karşımda koskoca İstanbul, sağımda solumda ağaçlar, evler; zaman zaman çok güzel köşkler…

Kınalıada'da köşkler

Kınalıada’da köşkler

Ve nihayet düzlüğe varınca, deniz kenarına paralel yürümeye devam ediyoruz. Sol tarafta Kınalıada Su Sporları Kulübü (boş havuzu) ve yanında teknelerin demirlediği küçük bir iskele var.

Kınalıada Su Sporları Kulübü

Kınalıada Su Sporları Kulübü

Kınalıada Su Sporları Kulübü

Kınalıada Su Sporları Kulübü

Vapur iskelesinin önüne gelince biraz da palmiyelerin deniz kenarında sıralandığı sahil yolundan biraz yürüyoruz. Burada martılar kedi gibi etrafta dolaşıyor; deniz kenarında oturuyor. Biraz simit atıyoruz, hepsi yanımıza geliyor, anında kapıp yiyorlar.

kinaliada8

Adanın kedileri…

Sahildeki pastane-kafeler yaz sezonuna hazırlanıyor. Bahar Pastanesi henüz tadilatta; çalışmalar sürüyor. Hemen pastanenin yanındaki eski ve güzel, beyaz boyalı ahşap ev dikkatimi çekiyor. Tadilat yapılacak ve hotel olarak açılacakmış. Yanında da aynı evden görünce bir anda anladım; bu güzel evler Sirakyan Evleri.

kinaliada10

Sirakyan Evleri

Sirakyan Evleri

Sirakyan Evleri

Yan yana yapılmış, ikiz evler 1900’lerin başında ticaretle uğraşan Sirakyan ailesine aitmiş. Çatıdaki üçgen bölüm ve balkon kenarları hoş bir ahşap süslemeye sahip. Adanın en zarif mimari örneği olarak gösteriliyor. Evlerin önünden devam edip bu sefer de sahilde başka bir parka (Hrant Dink Parkı) denk geliyoruz. Deniz biraz da burada oynamak istiyor.

Parktan çıktıktan sonra iskelenin karşısındaki sokaklarda dolaşmaya başlıyoruz. 1857’de yapılmış Surp Krikor Lusaroviç Ermeni Kilisesi önünden geçiyoruz. Çınaraltı Meydanı’nda tam da dev çınarın altında ahşap masalar, açık hava meyhaneler yer alıyor. Etrafta tabi ki balık restoranları var. Meydanın çok hoş bir ortamı var. Akşamları da dalların arasındaki ışıklandırmalarla keyifli oluyordur diye düşünüyorum.

Çınaraltı Meydanı

Çınaraltı Meydanı

Çınaraltı Meydanı

Çınaraltı Meydanı

Çınaraltı Meydanı

Çınaraltı Meydanı

Ara sokaklarda dolaştıktan sonra caminin arkasında görülen şezlonglara doğru gidiyoruz. Deniz kenarı, iri taşlıklı… Buradan yazın denize giriliyormuş. Tabi bu mevsimde, yan yana sıralanmış, şezlonglar bomboş… En sonda bir turist çift var sadece. Bu adamlar kaç gün İstanbul’da kalıyorlar ve taa Kınalı’ya gelip şezlonglara uzanma zamanı buluyorlar, merak ediyorum.

kinaliada12

Adanın arka tarafında kalan Ayazma Koyu ve civarı da denize girilecek uygun yerler varmış; ama biz o tarafa gitmedik. Bu arada, adaların sembolü olan faytonlar, dört adanın içinde sadece Kınalı’da yok. Yerel halk ulaşımda akülü motosiklet -sessiz- ve bisiklet kullanıyor.

kinaliada13

Ara sokaklarda dolaşıp tekrar iskelenin önüne geliyoruz. 17:30’da yine Mavi Marmara’nın direk Bostancı teknesine biniyoruz ve bu keyifli ada günü de sona eriyor. Adaya son bakış tekneden ve bir dahaki sefere, hedefim Heybeliada…

Kınalıada

Kınalıada

Gezi Tarihi: 8 Mayıs 2013

Adalar serisinden Burgazada için buraya tıkla.

Adalar serisinden Heybeliada için buraya tıkla.

Adalar serisinden Büyükada için buraya tıkla.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
4 Responses
  1. Şuayip says:

    Çok güzel anlatmissiniz kendimi orda hissettim gerçekten.emeginiz için teşekkürler

  2. esra says:

    Kınalıyı gezmedim hiç Burgazda gezmekten fırsat olmuyordu ama kesinkes gezmeli tşk

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir