Kuzguncuk Sokakları

Cumartesi günü hava çok güzel, oğlumla ikimiz yalnızız bu hafta, evde mi oturalım? Tabi ki olmaz, nereye gitsek diye düşünürken navigasyona “Kuzguncuk” yazdım. Ara sokaklarda amaçsızca dolaşalım, gezelim diye düşündüm. Bağlarbaşı tarafından geçip bir yokuştan aşağı inince “hedefinize ulaştınız” dedi navigasyon abla. Ben de tam Kuzguncuk Parkı karşısına park edip bebek arabasını ve Deniz’i alıp çıktım. Önce çocuğun gönlünü edeyim diye biraz parka girdik. Kaydırak, salıncak derken sonunda parktan çıkıp İcadiye Caddesi boyunca yürümeye başladık.

Hazırlıksız geldiğimiz için neyin nerede olduğunu bilmiyorum, hangi sokaklara girsek, nereleri görmeliyiz hiç bilmiyorum. Rastgele yürüyoruz. Tek bildiğim burada çok güzel eski evler ve denize gören sokaklar olduğu.

Bugün 5 Mayıs olduğundan her yerde “Hıdrellez’de Bostan’da buluşalım” afişleri görüyorum. Bostan denilen yer, İcadiye Caddesi üzerinde büyük bir yeşil alan. İçinde çeşitli sebzeler ekilmiş, üzerilerine de yazmışlar ne olduğunu. Yemyeşil, sakin bir alan. Bu yeşil alana -buralarda bu kadar büyük ve boş alan bulmak neredeyse imkânsız- çeşitli rivayetlere göre özel okul, hastane gibi beton bir bina yapılması söz konusuymuş ve “Bostan’a sahip çık”, “Bostan’ı vermeyiz” yazıları asılıydı tellerin üzerinde. Bir de karikatür yapılmış, tepki için. İşte Hıdrellez şenlikleri de bu yeşil alanda yapılacakmış bu akşam sekizden sonra.

Hemen köşesinde ise “Hayat Kahvesi” adında bir restoran var, duvarlarından mor salkımlar sarkan…

Bu bostanın üst sokağı Simitçi Tahir. Girişinde sanırım yeni restore edilen renkli, ahşap evler çok güzel görünüyor. Sokaktan içeri girip sağa dönünce de yine eski evler var.

Simitçi Tahir Sokağı

Simitçi Tahir Sokağı

Simitçi Tahir Sokağı

Bu sokaktan geldiğim yerden çıkıp tekrar İcadiye Caddesi üzerinden sahile doğru yürümeye devam ediyorum. Sol tarafta güzel, taştan yapılma bir Rum Ortodoks kilisesi ve çan kulesi var.

Biraz daha yürüyünce köşede “Ekmek Teknesi” pidecisi var. Burası bir zamanların mahalle dizisi “Ekmek Teknesi”nin aile babasının fırınıydı (babayı oynayan da rahmetli Savaş Dinçel’di).

Ekmek Teknesi’nden sağa dönünce de Perihan Abla Sokağı‘na giriyorum. İnanmayanlar için:

Perihan Abla da çok eskilerden hatırladığımız yine bir mahalle dizisiydi. Perran Kutman’ı “Perihan Abla”, Şevket Altuğ’u “Sakar Şakir” olarak hatırlamayan var mı? Bu evlerden hangisiydi Perihan Abla’nın ki? Onu hatırlamıyorum işte.

Bu sokakta sağ tarafta “Asude” isminde küçük bir lokanta var, cumartesileri mantı günüymüş. Tam karşısında ise Limonluk Kahvesi adında bir kafeterya.

Asude Ev Yemekleri

Biraz daha yürüyünce köşeden Üryanizade Sokağı‘na sapıyorum. Yan yana sıralanmış eski evlerin fotoğrafını çekmek için. Bu sokak çok güzel, pek çok eski ev var.

Üryanizade Sokak ile Perihan Abla Sokak Köşesi

Üryanizade Sokak’tan aşağı doğru inince Kuzguncuk Çarşı Caddesi’ne geliyorum, yani sahile. Kuzguncuk otobüs durağının hemen arkası Çınaraltı Meydanı. Bu küçük aralıktan İstanbul boğazı manzarası izleyerek çay-kahve içmek, boş boş oturup denizi izlemek bile güzel.

Hemen yanında ise meşhur İsmet Baba balıkçısı var, denize doğru uzanmış sanki. Çok yakın iki arkadaşımızla gelmiştik ilk defa İsmet Baba’ya ve o gün evlenmeye karar verdiklerini söylemişlerdi. İsmet Baba’daki balık keyfi bu güzel haberle de çok keyifli geçmişti.

Deniz kenarından kalkıp caddeye paralel yürümeye başlıyorum. Karşıma önce Surp Krikoviç Kilisesi hemen dip komşusu olarak da Kuzguncuk Cami çıkıyor.

Caminin yanındaki Yenigün Sokak’tan tekrar içeri giriyorum. Bu sokak da güzel. Sokağın sonlarına doğru yine bitişik nizam, cumbalı, eski evler sıralı duruyor. Sokağın sonundan sağa dönünce Üryanizade Sokağı’na çıkıyorum. Yani bu iki sokak birbirlerine paralel uzanıyor.

Yenigün Sokağı

İcadiye Caddesi üzerinden Bereketli Sokağa sapıyorum; ama merdivenli olduğunu görünce bebek arabasını ittiğimden vazgeçip tekrar sağa Tahtalı Bostan Sokağa dönüyorum. Bu sokak boyunca ilerlerken sol tarafta kırmızı tuğlalı yan yana sıralı birkaç ev görüyorum, tıpkı Londra evlerine benzeyen.

Tahtalı Bostan Sokağı

 

Tahtalı Bostan Sokağı

Tahtalı Bostan Sokağı

Biraz L şekline benzeyen bu sokak sahile çıkınca tekrar İcadiye Sokağı’nın bu sefer sahil kısmından girip yukarı doğru çıkıyorum. Hangi sokağa girersem gireyim mutlaka çıkışım İcadiye’den oluyor nedense. Kuzguncuk’ta bütün sokaklar İcadiye’ye çıkar!

İcadiye Caddesi denize bakıyor!

Sahilden yukarı doğru çıkarken pek çok restoran-kafeterya var, hepsi de çok güzel görünüyor. Mahalle Kahvecisi, Tirmata, Kastamonu Köy Pazarı, Sitare, Dondurmacci, Metet dikkatimi çekip aklımda kalanlar. Sitare’nin dekorasyonu ilginç, ev gibi. Hemen yanında da Kosinitza isimli bir restoran var. Bu kadar restorandan sonra biz de bir şeyler yiyelim deyip Metet’e oturuyoruz. Deniz cam şişedeki 330 ml’lik ayranı kafaya dikip dikip içiyor, ağzı burnu bembeyaz oluyor; gelen giden bize bakıyor, gülüyor. Yemeğin ise zinhar tadına bile bakmıyor. Ben de özendirmek için dürüme dönerleri sarıp sarıp yiyorum keyifle; ama yok tadına bakmıyor bile. Yemekten sonra biraz daha sokaklarda dolaşıp midede yer açıp önceden gözüme kestirdiğim Dondurmacci’ye gidiyoruz. Benim de sütlerini aldığım Aysun The Sütçü’nün sütleriyle yapılmış dondurmalarını Bağdat Caddesi şubesinden biliyorum. Bir de burada yiyelim, üstelik çok güzel bir yeri var. Güzel ve eski bir evin alt katındaki Dondurmacci’nin masalarının ayaklarında tenis topu var; bu da Deniz’in çok ilgisini çekti. Ben bodrum mandalinası ve ıtırlı dondurmamı yerken gitti geldi “o ne, o ne” diye sordu; tabi ki dondurmanın tadına bile bakmadı; ama Dondurmacci lavantalı, kakuleli, güllü, ıtırlı gibi her yerde bulamayacağınız dondurmalar yapıyor ve çok güzeller. Dondurmada değişik tatlar arayanlara duyurulur.

Artık eve dönme vakti, oğlumun uyku saat geldi…

Gezdiğimiz tüm sokaklar bu haritada.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
20 Responses
    • derya says:

      Çok teşekkürler, sevgiler

      • derya says:

        Merhaba,

        1. Yazının sonundaki sosyal medya butonları aracılığıyla paylaşabilirsiniz.
        2. Adres çubuğundaki linki kopyalayıp bağlantı adresi olarak paylaşmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.
        3. Yazının tümünü seçip kopyalayıp yazınıza ekleyebilirsiniz.

  1. Dr.Viktorya Ezgin says:

    Yukarda yorum yazan Suzi de aynı zamanda kuzinim olurlar.

  2. Dr.Viktorya Ezgin says:

    Perihan Ablanın sokağında çektiğiniz kırmızı aşı boyalı ev babamın ailesinin yıllarca oturdukları ev.Tahtalı bostan sokakta çektiğiniz üç katlı bitişik evlerin bulunduğu sokakta biz yıllarca oturduk.Ve bugün Hıdrellez dolayısı ile İliyanın Bostanındaki etkinliklere annemi de yanıma katarak gittik ve çok ama çoooook mutlu olduk.

    • derya says:

      Yaa, ne güzel! Kim oturmuş/oturuyor diye düşünmüştüm ben de gezerken. Bugün annenizle gitmeniz de ne kadar güzel olmuş. Bostanla ilgili bir gelişme var mı, kalıyor mu bostan olarak biliyor musunuz?

    • Mehmet Ünver says:

      Sevgili Viktorya, ana caddeki eviniz hala aynı halde duruyor. Annenin ders durumunu sormak için okula gelişi hep gözümün önünde. Umarım sağ ve sağlıklıdır. Hürmetlerimi sunarım. (Bizler hala Kuzguncuk’tayız)

    • derya says:

      Sevgili Suzi, ne hoş anılarınız varmış. Ben görmemişim demek ki –oysa verdiğim haritada sinagog görünüyor– keşke siz sinagogun ve okulunuzun adını yazsaydınız, ben de eklemiş olurdum.
      Sevgiler

  3. Gül Ayasofya says:

    Perihan Abla’yı tetkik ederken sizin sayfanızı hasbelkader görmüş oldum. Dilerseniz Perihan Abla dizisindeki o meşhur evin fotoğrafını çekip sizlere gönderebilirim zira burası benim çokça gelip gittiğim muhit… 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir