Leonardo’nun “Son Akşam Yemeği”

Türkçesi “Son Akşam Yemeği” İngilizcesi “The Last Supper”  İtalyancası “L’Ultima Cena” daha doğrusu “İl Cenacolo” olan evrensel ve muhteşem eser, Leonardo’nun başyapıtlarından biri…

Dünyanın en bilinen sanat eserlerinden biri olan bu fresk, Milan’da Santa Maria della Grazie Kilisesi’nin yemekhane duvarında yer alıyor.

Milan’a gideceğim kesinleştiğinde yaptığım ilk şey, Leonardo da Vinci‘nin eserini yerinde görmek için bilet aramak oldu. Önceden bilet alınması gerektiğini bildiğim için hemen internetteki resmi sitesinden baktım; ama sonuç hüsrandı. Milan’a gidişime iki hafta olmasına rağmen satılan ilk bilet 2,5 ay sonrasınaydı. Büyük hayal kırıklığı… Yaşasın Milan’a gidiyorum; ama bu freski göremeden döneceğim:(( Sonra Milan’la ilgili araştırmalarımı yaparken sabah 08:15’de kiliseye gidilirse iptal edilen biletlerden dolayı bilet bulmanın mümkün olduğunu öğrenince tüm planlarımı buna göre yaptım.

Milan’daki ikinci günümde sabah erkenden kalkıp MM2 yeşil hatla Cadorna, oradan kırmızı hatta geçip bir durak sonra Concillazione durağında inerek kiliseye gittiğimde saat 08:00 civarıydı. Dışarıda bekleyen bir Japon kalabalık vardı. Hiç şansımın olmadığını düşünerek içeri girip umutsuzca “bilet var mı” diye sordum. “Var” cevabını alınca bir an idrak edemeyip “nasıl, var mı” diye bir daha sordum. 09:30 için biletimi aldığımda buna hala inanamıyordum. Görevliye internetten bulamadım dediğimde, “evet; internette bulamazsınız; ama buradan bulunabiliyor” dedi. Bilet 6,5 €  ve rehber için de 3,5 € ödeniyor. Yani toplamda 10 € ile rehberli bir tur düzenleniyor.

Leonardo’nun eseri kilisenin içinde değil, hemen yanındaki yemekhanenin duvarında bulunuyor. Bilet alınan bölümden sonra iki tane camlı-kilitli kapıdan geçilerek içeri giriliyor. 15-20 kişilik gruplar halinde alıyorlar ve gezi süresi sadece 15 dakika. Bu süre boyunca rehber hızlı hızlı İngilizce konuşurken bir taraftan onu anlamaya çalışıp bir taraftan eseri incelemek benim gibi İngilizcesi çok iyi olmayanlar için büyük bir sorun. Soru sormaya bile vakit yok, 15 dakika sonunda hemen çıkarıyorlar (Bana 15 dakika gibi bile gelmedi, sanki 5 dakikada koydular kapının önüne).

Kapıdan girer girmez, bence Hristiyan olsun olmasın, konudan bağımsız olarak insanı gerçekten etkileyen bir eserle yüz yüze geldim. Yemekhane dikdörtgen şeklinde ve fresk kuzey taraftaki kısa kenara 4,6 metreye 8,8 metre olarak yapılmış. Duvardaki bu dev freske bakarken ‘şu rehber sussa da sessizce bi baksam’ diye iç geçirdim. Freskteki kompozisyon, perspektif, ışık, karakterlerin yüzleri, ifadeleri öylesine gerçekçi ki gerçekten o anın içindeymiş hissi veriyor. Sanki Hz. İsa, şimdi “İçinizden biri beni inkar edecek”* dedi ve 12 havarisinin bu cümleyi duydukları andaki ilk tepkilerini de biz yaşadık ve anında fotoğrafladık. Havariler sanki konuşuyorlar “İsa, seni ben mi inkar edeceğim” der gibi Filippo, sanki yanındakine “ne diyor duydun mu, olur mu öyle şey” der gibi Matteo. “Hayır, asla, ben öyle bir şey yapamam” der gibi ellerini kaldırıyor Andrea. 12 havari net bir şekilde üçlü gruplar halinde resmedilirken, Hz. İsa tek başına ve üzgün görünüyor. Ve o ana kadar yapılan tüm Hz. İsa resimlerinden farklı olarak başında bir hareyle değil; kompozisyonun ve ışığın ortasında durmasıyla vurgulanıyor.

Resme tıklayarak büyük halini görebilirsiniz (wikipedia'dan aldım).

Havarilerin her biri farklı bir tepki gösterirken iki kişi, Hz. İsa ve sağındaki ellerini birleştirmiş genç John (Giovanni) çok sakin duruyor. Hain Judas ise Hz. İsa’nın cümlesinden sonra bir anda şaşırarak kendini geriye doğru itmiş ve sağ elinde para kesesini tutuyor. Freskte bize göre sağdan ikincinin (Guida Taddeo) Leonardo’nun bir otoportresi olduğu da düşünülüyormuş. Gerçekten de beyaz sakallı Leonardo olarak bildiğimiz resimlere çok benziyor.

Leonardo’nun freski yaparken denediği (ışık ve gölgelendirme için en iyisi olacağını düşündüğü) boya ve rutubeti hesaba katmaması büyük talihsizlik; bundan dolayı bugün gördüğümüz fresk defalarca restorasyon görmüş. Hatta freskin tamamlanmasından sonra, daha Leonardo yaşarken bile renkler doğallığını kaybetmeye, bozulmaya başlamış. Hatta okuduğum bir yazıda, İsa’yı inkar eden Judas’ın resmin orjinalinde beyaz tenli olduğu; ama her yapılan restorasyondan sonra adamın gittikçe karardığı yazıyordu. Ne de olsa kötüler beyaz olamaz değil mi??? Bu ve bunun gibi restorasyondan kaynaklanan bozulmalar olsa da ben yine de özel bir eser olduğunu düşünüyorum. Eserde geri dönüşü olmayan bir acayip olaysa, yemekhaneyle mutfak arasına bir kapı açmak için İsa’nın ayaklarının olduğu bölümün kırılması (1652). Rahipler herhalde, nasıl olsa bu fresk bozuluyor, bundan bir hayır gelmez diye düşünüp kapı ihtiyacı için freskin olduğu duvarı kırmayı önemsememişler. Bana ilginç gelen, o kadar yer varken -resim de olsa- peygamberlerinin ayaklarının olduğu bölümü kırmaları oldu. Şu an bu duvar tekrar örülmüş durumda. Ve tabi şu an bu fresk öyle bir servet ki İtalyanlar için, artık çok iyi koruyorlar. Yemekhane sürekli belli bir ısıda tutuluyor, fazla ışıktan ve tozdan korunuyor. Ve doğal olarak fotoğraf-video kaydı kesinlikle yasak.

Ben freske daha tam bakamadan, rehber yemekhanede ilerleyerek diğer kısa kenarda yapılmış olan “Crucifixion”** adlı freski anlatmaya başladı; ama ne yalan söyleyim, hiç dinlemedim. Sadece uzaktan bir kere daha baktım, Leonardo’nun eserine. Bu kadar uzaktan bile öyle net ve canlıydı ki, bu uzun yemekhanede en arkadakinin bile çok net görebileceği şekilde perspektif veren adamın bu kadar çabuk bozulan boya kullanmasına hayıflanıyor insan. Adam fresk uzmanı değil tabi, o bir ressam…

II. Dünya Savaşı’nda bu kilise de bombaların saldırısına uğramış (15 Ağustos 1943). Kilisenin ve yemekhanenin duvarlarının bir kısmı yıkılmış; ama freskin olduğu duvar sağlammış. Yan duvarı yıkılan yemekhane dört yıl açık havada kaldıktan sonra 1947’de onarılmış. Freskle ilgili son restorasyon ise yirmi yıllık bir çalışmanın ardından 1999’da tamamlanmış.

Kiliseyle birlikte Leonardo’nun eseri, insan dehasının eşsiz başyapıtı olarak 1980 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne alınmış.

Santa Maria delle Grazie Kilisesi

Santa Maria delle Grazie Kilisesi -iç bahçe-

Şimdi de 1400’lü yıllara gidip büyük dahinin bu freski nasıl yaptığına bakalım.

Leonardo, 1482’de Floransa’dan Milano’ya gider ve Milano dükü Ludovico Sforza’nın yanında mimar, mühendis, heykeltıraş gibi çeşitli görevlerde çalışır. Artık kendini ispatlamış ünlü bir ressamdır. Dük, ondan Santa Maria delle Grazie Kilisesi’nin yemekhanesine bir fresk yapmasını ister: İsa’nın havarileriyle yediği son akşam yemeğini. Leonardo, 1494 yılında alçı duvar üstüne geleneksel fresk boyalarıyla değil, kendi denemesi boyalarla freski yapmaya başlar. Çalışırken gerçek modelleri gözlemleyip mimikleri, hareketleri kaydeden, notlar alan, modelleri karşısına oturtup çizen Leonardo, bazı günler bir fırça darbesi bile vurmadan günlerini Milano sokaklarında çizeceği karakterlere uygun yüzler arayarak geçirir. Kafasında oluşturduğu yüzleri ise saatlerce çalışarak hemen çizer, bu şekilde yıllar geçer. Dört yılın sonunda yemekhanenin duvarında muhteşem bir eser yer almaktadır ve çok beğenilir.

Freski yaptığı dönemde kilisenin papazı, bazı günler hiç çalışmadığını, bu işin çok uzadığını, tüm havarilerin yüzlerini yaptığını; ama Judas’ı bir türlü yapmadığını düke şikayet eder. Dükle konuşan Leonardo, kafasındaki hain, kötü adam görüntüsünü bulamadığını, bunun için Milano sokaklarında tüm gün gezdiğini; ama araştırmaları sonuçsuz kalırsa son çare olarak kendisini şikayet eden papazın yüzünü kullanacağını söyler. Bu akıllı cevabı Dük’ün hoşuna gider, onu buluncaya kadar aramasını söyler.

Ayrıca internette rastladığım; Paulo Coelho’nun “Şeytan ve Genç Kadın” romanından bu konuyla ilgili bir hikaye ise şöyle (Burası bu siteden alınmıştır):

Bu tabloyu yapmayı düşündüğünde Leonardo da Vinci büyük bir güçlükle karşılaştı. İyi’yi İsa’nın bedeninde, Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı. Tabloyu yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı.

Bir gün bir koronun verdiği bir konser sırasında korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uygun düştüğünü fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.

Aradan üç yıl geçti. ‘Son Akşam Yemeği’ neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı. Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, tabloyu bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.

Günlerce aradıktan sonra vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu, paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa, doğruca kiliseye taşımalarını söyledi, çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.

Kiliseye varınca yardımcıları adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı; Leonardo bir yandan adamın yüzünde açıkca görünen inançsızlığı, günahı, bencilliği tabloya geçiriyordu.

Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden sıyrılmış olan berduş gözlerini açtı ve duvardaki resmi gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:

“Ben bu tabloyu daha önce gördüm!”
“Ne zaman?” diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.
“Üç yıl önce, elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti.” (Şeytan ve Genç Kadın, Paulo Coelho, Çeviri: İlknur Özdemir, Can Yayınları, Sa: 47)

Böyle… Aynı adam Leonardo’ya hem İsa (tanrısal) hem de Yahuda (şeytani) modeli olmuştu.

*”Size doğrusunu söyleyeyim, içinizden biri beni inkar edecek” Bu cümle John (Yuhanna) İncili’nde 13:21-30’da geçiyor.

**”Crucifixion” Giovanni Donato da Montorfano’nun 1495’te yaptığı Leonardo’nun eserinin tam karşısında yer alan, İsa’nın çarmıha gerildiği sahneyi yansıtan, pek çok insanın olduğu kalabalık, karışık bir fresk. Şanssızlığı “Son Akşam Yemeği” ile aynı yerde bulunması ve içeride sadece 15 dakika kalabilmemiz. Restorasyon gördü mü bilmiyorum; ama iyi durumda görünüyordu.

Son Not: http://milan.arounder.com/en/churches/santa-maria-delle-grazie-church/leonardo-s-last-supper.html Burada iki freskin yer aldığı Santa Maria delle Grazie Kilisesi’nin yemekhanesini ve kiliseyi dışarıdan 360 derece görebilirsiniz.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
5 Responses
  1. HalilD says:

    Mutlaka gezilip görülmesi gereken bir yer.

  2. jalala aliyeva says:

    Hz. Isanin sag yaninda oturan bir kadin. Dan Brown Da Vinci şifresini okuyun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir