Londra Rehberi

İngiltere mi Birleşik Krallık mı?: Aslında ülkenin adı United Kingdom yani Birleşik Krallık. Bu isim İskoçya, Galler, Kuzey İrlanda ve İngiltere’yi kapsıyor. UK vizesi alınca England dışındaki diğer bölgelere de giriş yapılıyor. Biz bu gezide sadece Londra’ya gittiğimiz için ben İngiltere demeyi (haritada beyaz bölüm) tercih ettim.

uk-mapBirleşik Krallık (İngiltere) vizesi nasıl alınır?

Birleşik Krallık Konsolosluğu vize için başvuruları World Bridge aracılığıyla alıyor. Hususi pasaport sahibi olarak İngiltere’ye gidecek olan herkes için yaşı kaç olursa olsun vize alınması gerekiyor. Bunun için de öncelikli olarak web sitesinden vize alınacak her kişi için -bebek bile olsa- vize başvuru formu doldurulması ve tabi vize ücreti ödenmesi gerekiyor (Benim pasaportuma kayıtlı 6,5 aylık bebeğimden de vize istemeleri ve tam vize parası almalarını ben bir süre hazmedememiştim). World Bridge sitesinden bilgiler alınıp başvuru formu doldurulup vize ücreti de online olarak yatırıldıktan sonra yine aynı yerden randevu alarak evrakları teslim etmeye gitmek gerekiyor.

World Bridge vize merkezinde randevu saatinde isminizi okuyorlar ve güvenlik kontrolünden geçirerek içeri alıyorlar. Önce gişe 1’de evraklarınız şöyle bir kontrol edilip sıra numarası veriliyor. Sıra numaranız gelince belgelerinizi veriyorsunuz. Hepsi kayıt altına alınıyor. Size de bir nüshası imzalatılarak geri veriliyor (Pasaportu teslim almaya gittiğinizde bu kağıdı göstermeniz gerekiyor. İsterseniz kargoyla da gönderebiliyorlar, 18 TL karşılığında). Evrakları teslim ettikten sonra aynı sıra numaranızla bu sefer de biometrik foto ve parmak izi vermek için sıra bekliyorsunuz. Bu işlemden sonra işiniz bitiyor. Tüm bunlar yarım saatten fazla sürüyor. Yaklaşık beş iş günü sonunda cep telefonuma mesaj gelsin olarak belirtip 2 TL ödediyseniz telefona mesaj gelince pasaportu teslim almaya (12.30-17.00 arası) gidebilirsiniz.

World Bridge saatlerde, ücretlerde, uygulamalarda değişiklik yapabilir. Bu nedenle en doğru bilgiyi kendi web sitesinden alabileceğinizi unutmayın.

Önemli Düzeltme: Konsolosluk 31 Mart 2014 itibarıyla vize başvurularını Profilo Alışveriş Merkezi’nde bulunan Teleperformance Ltd. aracılığıyla alacağını açıkladı.

Londra’ya nasıl gidilir?

Ülkeye giriş vizesi varsa Türkiye’den gitmek için en uygun yol tabi ki uçak. Yolculuk yaklaşık 4 saat sürüyor. Easy Jet’ten İstanbul’dan direk Londra’ya uygun fiyatlı biletler bulunabilir. Ayrıca THY, Pegasus’tan da bilet alınabilir (biz Pegasus’la gitmiştik).

Londra’da havaalanlarından -taksi dışında- şehir merkezine nasıl gidilir?

Londra merkezin batısında (Heathrow), doğusunda (City), kuzeyinde (Luton), güneyinde (Gatwick) ve kuzeydoğusunda (Stansted) olmak üzere 5 tane havaalanı bulunuyor.

Heathrow Havaalanı: Beş terminali olan oldukça büyük  bir havaalanı. Heathrow Express treni: 15 dakikada bir kalkan tren yaklaşık 20 dakikada Paddington istasyonuna gidiyor. Tek yön bilet ücreti 16.50 GBP. Piccadilly Line metro hattı direk havaalanına gidiyor, yaklaşık 50-60 dakikalık yolculuk, tek yön 4 GBP. Otobüs seçeneği de var.

Gatwick Havaalanı: Gatwick Express treni: 15 dakikada bir kalkan tren yaklaşık 30 dakika Victoria istasyonuna gidiyor. Tek yön bilet ücreti 16.90 GBP. Ücreti 2 GBP’den başlayan otobüs seçenekleri de mevcut.

City Havaalanı: Şehrin içindeki bu havaalanı business (iş amaçlı kullanılan) küçük bir havaalanı olduğundan kısıtlı hizmet veriyor. Türkiye’den kalkan uçaklar sanırım zaten oraya gitmiyor.

Luton Havaalanı: East Midlands Trains ve First Capital Connect trenleriyle yaklaşık (11.50 GBP) 25 dakikada şehir merkezine gidilebilir. Pek çok otobüs seçeneği de mevcut.

Stansted Havaalanı: Stansted Express treni: Liverpool Street’e yaklaşık 45 dakikada gider. Tek yön bilet ücreti 18 GBP. Coach adı verilen otobüslerde ise daha çok seçenek var ve ücretleri daha uygun (A6, A9, A50, A51, EB2, A60). Victoria, Baker Street, Liverpool Street gibi farklı yerlere giden, farklı ücretlerde ve farklı yolculuk zamanı olan otobüsler var.

Gidilecek olan yere göre en uygununu seçmek için havaalanlarının web sitesine bakılabilir.

Londra’da ulaşım nasıl sağlanır?

Şehrin her yerine giden metro (underground – Şehir halkı metroya “tube” diyor.) mevcut. Her biri farklı renkle gösterilen 12 hat var. Her metro istasyonunda bulunan “tube map” adı verilen küçük broşürlerden alıp cebe atmakta fayda var. Bazı istasyonlarda dışarı çıkmadan hatlar arasında geçiş yapılabiliyor. Bu sayede istediğiniz yere metroyla en hızlı şekilde gidebilirsiniz. Şehir altı bölgeye ayrılmış. Gidilecek olan yere göre bilet almak gerekse de turistik yerler bir ve ikinci bölgelerde kaldığından zone 1-2 bileti (tek yön 4 GBP) alınabilir. Sabah 9.30’dan (off-peak) sonra, tüm gün istenildiği kadar binilebilen hem metroda hem otobüslerde geçen günlük bilet (travelcard) ise 5.60 GBP’ye alınabilir. Bir de Oyster kart var. Oyster kart ile seyahat daha ucuza gelse de sanırım 3 GBP kadar depozit vermek gerekiyor. Biz daha çok yürümeyi tercih etsek de her gün travelcard almıştık.

Metro dışında tabi ki otobüsler var. Hatta Londra’nın simgelerinden biri olan iki katlı kırmızı otobüsler var. Trafik olmayan zamanlarda otobüs daha da iyi bir seçenek olabilir; çünkü etrafı görme şansı var. Üstelik metro için alınan travelcard otobüslerde de geçiyor. Bazı duraklarda beklenilen otobüsün kaç dakika içinde geleceğini gösteren dijital panolar görmüştük. İşin ilginç yanı o saatte de gelmişti otobüs. İstanbul’da böyle bir şeyi yaşamak mümkün olacak mı acaba?

Toplu ulaşım dışında tabi ki taksiler var. Yine Londra’nın simgelerinden biri olan siyah taksiler (black cab diyorlar) şehirde vızır vızır dolaşıyor. Ücreti pahalı olsa da (mesela metroyla iki istasyon arasındaki bir yolculuk için taksiye 13 GBP vermiştik) en azından bir kere binilmeli. Şoförle arada bölme olan, sadece arka koltuklarda oturulabilen, dışarıdan eski görünse de oldukça teknolojik bu araçların içi çok geniş. Oğlumuz arabasında otururken arabasını kapatmadan olduğu gibi taksiye binebilmek bence çok güzeldi. İstanbul’da bunun için çocuğu arabadan çıkar, kucağına al, arabayı katla, taksinin bagajına koy vs. oldukça zahmetli olduğundan ben Londra taksilerini pek sevdim. Otobüslerde de bebek arabasının açık olarak durması için boşluk vardı. Bu da çok hoşuma gitti; çünkü İstanbul’da bebek arabasıyla otobüse binmek de, otobüste arabayı bir yere koymak da çok zor (Otobüslerimizde bir de basamak var!).

Londra’da ne yapılır? Nereleri görmek gerekir? (Top 10)

Londra’ya 2009 yılında giden turistlerin tercihlerine göre en iyi 10 listesinde şunlar var:

1-British Museum (İngiltere Müzesi) -Giriş ücretsiz-
2-National Gallery (Ulusal Galeri) -Giriş ücretsiz-
3-Tate Modern -Giriş ücretsiz-
4-Natural History Museum (Doğal Tarih Müzesi -Giriş ücretsiz-
5-London Eye (Londra’nın Gözü)
6-Science Museum (Bilim Müzesi) -Giriş ücretsiz-
7-Tower of London (Londra Kulesi)
8-Madam Tussauds (Balmumu Müzesi)
9-Victoria&Albert Museum -Giriş ücretsiz-
10-National Portrait Gallery (Ulusal Portre Galerisi) -Giriş ücretsiz-

Bunlar da sırasıyla bizim gezdiğimiz yerler (bazılarının içine girdik, bazılarını dışarıdan görmekle yetindik):

  • Parlemento Binaları ve Big Ben
  • London Eye
  • St.James Parkı
  • Buckingham Sarayı
  • Trafalgar Meydanı
  • Regent Caddesi
  • Piccadilly Circus
  • Leicester Meydanı
  • Covent Garden
  • Oxford Caddesi
  • High Street Kensington Caddesi
  • Doğal Tarih Müzesi
  • Ulusal Müze
  • Thames Nehri kenarında yürüyüş
  • Londra Kulesi
  • Kule Köprüsü
  • Tate Modern
  • İngiltere Müzesi
  • Bilim Müzesi
  • Harrods Mağazası
  • Hyde Parkı
  • Marble Arch
  • Notting Hill

Londra’da nerede kalınır?

Bu soruya cevap vermek biraz zor; çünkü kalınacak yeri seçerken dikkat edilen (şehre yakınlık-uzaklık, ücreti, olanakları, temizlik, rahatlık, konfor vs.)farklı kriterler var. Hangisi ön plandaysa ona göre seçim yapmak gerekiyor. Biz verebileceğimiz günlük ücrete göre otel arayıp (www.booking.com) onların içinden de metroya yakın, iyi bir semtte, temiz bir otel aradık (günlerce!). Bu gerçekten zor bir süreç olabiliyor. Üstelik Londra otelleri oldukça pahalı. Odası ne büyüklükte, kahvaltısı iyi mi, temiz mi, civarında ulaşım kolay mı gibi pek çok sorunun cevabı için çoğu zaman otelin tanıtım yazısına değil, kullanıcı yorumlarına bakmak gerekiyor. Gerçi onlar da çok kafa karıştırabiliyor, birinin odaları harika, kahvaltısı süper, çok temiz dediğine başka birisi tam tersini söyleyebiliyor. Uzun araştırmalar sonucu bizim seçtiğimiz otel, (Abcone Hotel) metro istasyonuna çok yakın, oldukça güzel bir semtte idi. Bizim oda girişin altında, manzarasız; fakat oldukça büyüktü. Arkadaşlarımızınki ise 4. katta, sokak manzaralı; fakat kıpırdayacak yer olmayacak kadar küçüktü. Kahvaltıda kızarmış ekmek, tereyağ, reçel, tost peyniri ve çeşitli mısır gevrekleri vardı (Sallama çay ve filtre kahve) Her gün dağıtıp bıraktığımız odayı geldiğimizde derli toplu ve temiz bulduk. Bizim gittiğimiz dönemde oda fiyatlarında indirim vardı ve beş gece için 351 GBP ödedik.

Biz nereleri gezdik görmek için tıkla:

Londra I.Bölüm

Londra II.Bölüm

Londra III.Bölüm

Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan

Gezi Tarihi: 13-16 Kasım 2010

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
2 Responses
  1. Duygu says:

    Merhaba,
    Ekim ayında İngiltere’ye gidiyorum. Sitenizdeki bilgilerden faydalanıyorum. Bir de Ekim sonu İskoçya’ya gitmeyi düşünüyorum. Londra’dan veya Bournemouth’dan İskoçya’ya en uygun fiyatlarla nasıl seyahat edebilirim? Teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir