Meriç Kıyısı ve Karaağaç

Edirne’ye gittiğimiz ilk gün, otelde biraz dinlendikten sonra Meriç kıyısı ve Karaağaç bölgesine gittik.

Edirne’nin içinden iki nehir geçiyor; biri Meriç diğeri de Tunca Nehri. Tunca, aslında Meriç’in bir kolu, ince ve uzun nehir yan duran bir U şekli yaparak şehir merkezini sarıyor. Şehir merkezinden biraz dışarı çıkmak istense, önce bu nehrin üstündeki tarihi ve taş köprülerden geçmek gerekiyor; kimileri kısacık, kimileri uzun… Taş köprüler dışında yeni yapılmış köprü görmedim.

Meriç kıyısına gitmek için ise, önce Tunca üstündeki Tunca Köprüsü’nden, hemen devamında da Meriç üstündeki Meriç (Mecidiye) Köprüsü’nden geçmek gerekiyor. Meriç, eni daha geniş olan bir nehir ve Yunanistan’la da sınırımızı oluşturuyor.

Tunca Köprüsü

Tunca Köprüsü

Meriç Köprüsü

Meriç Köprüsü

meric-koprusu1

Meriç üstündeki martılar

Meriç üstündeki martılar

Meriç kıyısında yan yana sıralı restoran ve kafeler bulunuyor. Karşı taraf ise Söğütlük denilen yeşil alan… Meriç kıyısı Edirne’nin sayfiye yeri gibi. Biz de nehrin üstüne doğru, ahşap desteklerle çıkıntı yapmış olan Emirgan Aile Çay Bahçesi‘nde oturuyoruz. Çay bahçesi dediysem, adı öyle diye, yoksa bir restorandan farkı yok. Ne olduğunu bildiğim; ama hiç yemediğim Edirne’nin meşhur tava ciğerinden söylüyorum. Zaten bugünden sonra, Edirne gezimiz boyunca ciğer tava ve köfte dışında bir şeyle de karşılaşmadık diyebilirim. Restoran, konum olarak çok iyi; ama bunun farkında değilmiş gibi. Edirne’nin kavurucu sıcağında tam da nehir kıyısında, mükemmel köprü ve nehir manzaralı bir yerleri var; ama doğru dürüst şemsiye vs. yok. Çok az masa gölgede, çoğu güneş altında; masa örtüleri pis, etraf bakımsız, tuvaletler çok pis… Yine de (gölge alanlar) çok kalabalık, biz de oturmuş bulunduk ve çok aç olduğumuzdan ciğer ve köfte söyledik (Mutfağın temiz olduğunu umarak).

Emirgan Aile Çay Bahçesi

Emirgan Aile Çay Bahçesi

Kalabalığa rağmen siparişimiz çok kısa sürede geldi, üstelik lezzetliydi de… Ciğer tavayı ilk defa yedim ve beğendim. Ciğer yemeyenler bile yiyebilir diye ısrar etsem de eşim tatmadı bile. İnce ince doğranmış ciğer, una bulanıp yağda kızartılıyor; yanında da karaacı denilen kızartılmış kuru biber ve soğanla servis ediliyor. Bence mutlaka yenmeli.

Yemek sonrası köprülerin üstünden geçip biraz yürümek istedim. Nehir kenarında çok daha güzel görünen bir kafe-restoran daha vardı; ama sanırım kapalıydı.

meric-kiyisi-1

meric-kiyisi-2

Köprüyü geçince sağ tarafta küçük bir çiftlik vardı; kümes hayvanları dışında, bir de atlar vardı. Taylar çok tatlıydı. Anne at, üstündeki kişiyi gezdirirken (çalışırken!), yavru at acıkmış…

meric-kiyisi-3

meric-kiyisi-4

Meriç Kıyısında, onarılan Gümrük Karakolu ve tarihi çeşmeyi de gördükten sonra arabaya binip Karaağaç’a doğru yola çıktık.

Gümrük Karakolu

Hacı Adil Bey Çeşmesi

Hacı Adil Bey Çeşmesi

Meriç kıyısı’ndan Karaağaç’a giden yol, arabayla çok kısa; yol boyu ormanlık alandan geçerken yan yan güzel mesire yerleri vardı. Biz önce Ortaköy Caddesi boyunca devam edip Pazarkule sınır kapısına kadar gittik. Bu noktadan sonra Yunanistan’a geçiliyor. Biz geri dönüp Karaağaç merkezde durduk. O kadar sevimli, sıcak bir yer ki Karaağaç, insan yan yana sıralı kafelerinde oturmadan buradan geçmek istemiyor.

karaagac1

karaagac2

Tarihi Karaağaç Tren Garı, yani günümüzde Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olan çok güzel binayı gören bir kafeye oturup güzel bir Türk Kahvesi içiyoruz.

karaagac3

Tarihi Karaağaç Tren Garı – T.Ü. Güzel Sanatlar

Eski tren garının olduğu alanda, o günlerinin anısına bir de kara tren var.

karaagac4

Aynı zamanda Lozan Anıtı, Lozan Müzesi de aynı bahçe içinde yani üniversitenin bahçesinde yer alıyor. Karaağaç, Kurtuluş Savaşı sonrası Lozan Barış Anlaşması’yla savaş tazminatı olarak ülkemize geri verilmiş bir yer. Bu nedenle de, Trakya Üniversitesi’nin girişimiyle anıt bu bölgeye yapılmış. Anadolu, Trakya ve Karaağaç’ı temsil eden üç farklı boyda beton sütun ve bunları birbirine bağlayan bir beton çember üzerinde, elinde barışı simgeleyen güvercinle anlaşmayı simgeleyen belgelerin olduğu genç kız heykelinden oluşuyor.

Lozan Anıtı

Lozan Anıtı 

Anıt Cafe

Anıt Cafe

 

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
9 Responses
  1. yasemin says:

    çok güzel bi site

  2. Anse says:

    İyiki bu siteyi yapmışsınız performas ödevimde çok yardımcı oldu ellerinize sağlık 🙂 =D

  3. Özge says:

    İşletmeler müşteri hizmetleri yönünden biraz kalitesiz olsa da insan burada Balkanlar havasını sonuna kadar hissediyor. Hala hissedemedim diyenler için de Yunanistan sınırı sadece 4 km. 🙂 Ucuza nasıl giderim diyorsanız da sitemize bekleriz. 🙂

  4. yasam kafe says:

    gerçekten güzel bir gezi imiş, bende kendime tasarladığım forumda gezdiğim yerleri anlatacağım fakat harika bir yazı yazmışsınız. Sanki gezdim geldim diyebilirim. 🙂

  5. beyza says:

    tebrik ediyorum gercekten cok hos bir sunum olmus 🙂

  6. ayda says:

    ellerinize sağlık

  7. ayda says:

    çok güzel…..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir