Alhambra Sarayı (2. Bölüm-Nasrid Sarayları)

Alhamra yazısının V.Carlos Sarayı ve Alcazaba’yı içeren 1. bölümünü okumak için buraya tık tık!

Alhamra gezisinin en önemli bölümü olan Nasrid Sarayları için giriş saatimiz (17:30 yazıyordu biletimizde) yaklaştığı için o tarafa doğru yürüyerek kuyruğa girdik. Nasrid Sarayları’na girmek için biletin üzerinden yazan saatten 15-20 dakika önce kuyruğa girmek gerekiyor. Saati geleni sırayla alıyorlar.

Dışarıdan bakıldığında ağaçların arasında toprak rengi, taş-tuğla bir saray görünüyor, fazla bir beklenti oluşturmuyor. Oysa içine girer girmez başka bir dünyaya adım attığımızı anladım.

nasrid1

nasrid2

nasrid3

nasrid4

nasrid5

nasrid6

Görünenden ve buna göre yaptığım tahminin çok üstünde büyüklükte ve büyülü bir yer Nasrid Sarayları. Gezmelere, bakmalara, fotoğraf çekmelere doyamadım. Bu kadar büyük bir alanda, böyle bir taş işçiliği muazzam bir şeydi.

nasrid7

nasrid8

nasrid9

nasrid10

nasrid11

Şuradan gidince bitecek, buradan dönünce çıkışa geleceğim sandığım yerden saatlerce çıkamadım. Bir ara arkadaşlarla birbirimizi kaybettik, herkes bir yere dağılıp bu müthiş sanat eserini farklı yerlerden seyre dalmışız; bir ara buluştuk sonra tekrar kaybettik birbirimizi.

İçinde nasıl bir yerleşme vardı, kaç bina vardı emin değilim, dediğim gibi ben görünen binaları gezip çıkışa gideceğim sanırken yol bizi sürekli sarayın farklı bölümlerine götürdü.

nasrid12

Üstteki fotoğraf, sarayın içinden bahçenin göründüğü bir nokta. Alttaki ise bu bahçeden üstteki fotoğrafın çekildiği pencereyi gösteriyor. Dışarıdan görünen sadelik ve içerideki muhteşem işçilik…

nasrid13

nasrid14

nasrid15

Elimizde bir gezi rotası olsaydı keşke, belki de bazı bölümleri atlamışızdır geçerken. Böyle hayran hayran gezerken bir açık alana, avluya çıktık. Burada da muhteşem manzaralar vardı.

nasrid16

nasrid17

nasrid18

Suyu yemyeşil, dikdörtgen planlı bir gölün önünde duran küçük saray gölle birlikte harika bir görüntüydü. Önünde, sağında, solunda, çaprazında onlarca fotoğraf çektik Özlem’le. Ayrılamadık bir türlü oradan.

nasrid19

nasrid20

nasrid21

nasrid23

nasrid22

nasrid24

Nihayet ayrılıp üst bahçeye çıktık. Burası da çiçek bahçesiydi sanki. Böylece bu yolu takip ederek sarayın 4.bölümü olan Generalife tarafına geçmiş olduk.

nasrid25

Yol bu şekilde bahçelerin içinden ilerliyordu; biz de biraz bu yolda devam ettik. Tepelere doğru bahçelerin içinden geçip tekrar geri dönemeyecek kadar yorulmuştuk. Sabah 10:00 gibi dolaşmaya başlamıştık ve şu an saat 19:00’u geçiyordu, üstelik hava 40 derece sıcaktı. Ezgi ve Nacho’yu çoktan kaybetmiştik, bir süre bakındık, bekledik; onları bulamayınca çıkışa doğru ilerledik ve bu sefer V.Carlos Sarayı’nın diğer tarafından saraya ilk girdiğimiz ana meydana döndük. Meydandaki büyük ağacın gölgesinde bir taşın üstüne ayaklarımızı uzatıp oturduk. Makineye para atıp buz gibi su alıp kafaya diktik. Gördüklerimizin güzelliğinin keyfinde, etrafa bakınıp dinlendik. Telefonun şarjı %3 olmuştu, Ezgi’yi arayıp nerede olduğumuzu söyleyebilecek kadar dayandı telefon ve sonrasında buluştuk; artık bir şeyler yiyelim dedik. Ve bu muhteşem güzelliği arkamızda ve gönüllerimizde bırakıp geldiğimiz yoldan tekrar geçerek şehir merkezine inmeye başladık.

O kadar yorulmuş, sıcaktan bunalmış ve acıkmıştık ki önümüze çıkan ve bize 10 €’ya yemek+içecek öneren bir restorana girdik. Sekiz-on yemekli iki ayrı liste yapıyorlar, her bölümden bir yemek seçiyorsun, yanında da içecek. Ben bir paella, bir salata ve bira istedim. Yediklerimi de çok sevdim. Yemekten sonra Granada’dan ayrılıp Málaga’ya doğru yola çıktık.

Paella

Paella

Granada, bu muhteşem kültürel mirasının üstüne, yemyeşil bahçeleri ve beyaz evleriyle çok sevimli bir şehir. Bizim görmediğimiz ama Nacho’nun daha önce gittiği ve kayak yaptığı Sierra Nevada kayak pisti, Costa Tropikal isimli deniz kıyısıyla da her mevsim turistleri çekiyormuş. Granada, bizim de aklımızda güzel anılar bırakan, çok keyifli bir gün geçirdiğimiz, unutulmaz bir şehir olarak kalacak.

Granada gezimizde bize gönüllü rehberlik yapan, aşırı sıcağa rağmen öff-pöff demeden, hiç yorulmadan, daha öncesinde gördüğü yerleri ilk kez görüyormuşçasına heyecanla bize anlatan Nacho’ya sevgilerimle… Muchas gracias Nacho.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir