Neuchatel’de Festival Zamanı

Bern‘den 20 dakika sürecek bir tren yolculuğuyla İsviçre’nin Fransızca konuşulan bambaşka bir bölgesine gitmek istiyoruz. Neuchatel’e… İstasyona gidip trene bakıp hemen biniyoruz. Murten İstasyonu’nda tren biraz bekliyor, biz aktarmasız gideceğimiz için inen-binenlere pek aldırmadan oturuyoruz. Tren hareket edip de geldiğimiz yöne doğru gitmeye başlayınca bir terslik olduğunu anlıyoruz. Yapılan anons Fransızca ve Almanca olduğundan pek de dikkat etmediğimizden anlamadık tabii. Güzergahı gösteren şemaya göre eğer bir sonraki durak Galmiz olursa inmemiz gerekiyor, ters yöne gidiyoruz demektir. Bu sefer anonsu dinliyoruz, evet Galmiz, iniyoruz. Geldiğimiz yöne geri gidecek olan tren ise, istasyondaki tabelaya göre 40 dakika sonra olunca, hiç kimsenin olmadığı bu küçük köy istasyonunda beklemeye başlıyoruz.

Önümüzde uçsuz bucaksız tarlalar ve arkamızda bir yaşam belirtisinin olmadığı iki katlı evler var. Bir süre sonra tarlalarla yol kenarında pazar gününü ailesiyle birlikte spor yaparak geçiren insanlar beliriyor. Paten yapan insanlar, üç çocuğuyla başlarında kasklarıyla bisiklete binen çiftler gibi görüntüler 40 dakika boyunca önümüzden geçiyor ve nihayet tam zamanında tren geliyor. Bir durak gidip bu sefer akıllanıp diğer tarafa geçip Neuchatel trenine biniyoruz. Trendeki anons biz Neuchatel bilsek de Neunberg diyor, bu da Almancasıymış.

Neuchatel’e gitmek isteyişimin Bern’e yakın olması dışında -bizim için pek öyle olmasa da- bir sebebi de bir broşürde festivalin son günü olduğunu okumam. Neuchatel Fransız bölgesi ve burada üzüm yetiştiriliyor ve şarap yapımında kullanılıyor. Bizdeki bağbozumu festivalleri gibi onlar da üç günlük bir festival varmış ve o gün festivalin kapanış günüydü.

Neuchatel, Fransızca konuşulan bir bölge. Sanki başka bir ülkeye gelmiş gibiyiz. Strasse, gasse geçen sokak isimleri şimdi “rue” ile başlıyor. Burada her şey Fransızca. Şimdiye kadar gezdiğimiz yerlerdeki tren istasyonlarına Almanca olarak kısaca SBB yada Bahnhof deniyordu. Bu şehirde CFF ya da “Gare” deniliyor. Tüm trenlerin üzerinde yazan “SBB CFF FFS” yazılarının ne olduğunu şimdi anlıyorum. Kullandıkları tüm dillerde yazılıyor, İtalyan bölgesi olan güneyde de FFS kullanılıyor. Biz de bölgeye uyalım “Gare”da inince -diğer şehir istasyonlarına göre pis ve kötü bir görüntüsü vardı- yine bir broşür elimize alıp festivalin ne tarafta olacağını öğrenmeye çalıştık; ama Almancasından anladığımız kadarıyla festivalin bitiş törenini izlemek için önceden rezervasyon yapıp bilet almak gerekiyormuş; ama bilet almak için çok geç kalmıştık. Geçiş törenindeki çiçekli araçları yol kenarından izlemek için neden bilet alınması gerektiğini anlamasak da şansımızı deneyip istasyondan kalkan finikülere binip şehre gittik. Araçtan iner inmez müziğin geldiği yöne ve kalabalığa doğru yürüdük ve kendimizi geçiş töreninin ortasında bulduk.

Neuchatel Festivali

Neuchatel Festivali

Neuchatel Festivali

O kadar yakından izliyorduk ki neredeyse geçen çiçekli araçlara biz de binecektik. Pek çok insan tel örgülerin arkasından izlerken -nasıl olduğunu anlamasak da- biz araçların arkasından yoldan yürümeye başladık. Çiçeklerle süslenmiş, müzikler çalan masal kahramanları canlandırmalarıyla ellerindeki konfetileri izleyenlere atan çocuklarla harika bir görüntü vardır. Her yer konfeti içindeydi. Herkesin üstü başı, saçları konfeti yağmuru altındaydı ve herkes bundan çok da memnundu. Çocuklar yerlerdeki konfetileri torbalara doldurup tekrar insanların üstüne atıyorlar.

neuchatel3

neuchatel4

neuchatel5

neuchatel6

Araçları takip edince, yolculuk bir süre sonra bir spor salonunda son buldu. Gösteriye katılanlar, komik kıyafetleri, boyanmış yüzleriyle bu alanda toplanıp dağıtılan sandviçleri ve biraları sıraya girip alıyor, bandonun gösterisini izlerken yiyip içiyorlardı. Şehirde tüm yaşayanlar sanki oraya gelmiş gibiydi ve her biri de inek kıyafetleri ve benzeri kıyafetleriyle çok eğleniyorlardı.

neuchatel7

Biz de Neuchatel Gölü kenarında biraz oturup tekrar yürümeye başladık. Yerlere atılan ve hem çocuklar hem de büyükler için eğlence olan konfetiler hemen toplanmaya başlamıştı. Yerleri süpüren araçlar, ellerindeki elektrik süpürgesi gibi cihazlarla evlerin balkon gibi çıkıntılarındaki konfetileri temizlemeye başlamışlardı. O kadar uzun süre orada kalmadık; ama eminim ki ertesi gün burada böyle bir festival yaşandığından eser kalmayacak.

neuchatel8

Kalabalığı takip edince festivalin bitmediğini başka bir alana kaydığını gördük. Tüm sokaklar panayır havasında farklı ülkelerin, farklı yemeklerinin yer aldığı küçük yemek standları bütün sokakları doldurmuştu. O kadar kalabalıktı ki, herkes standlardan yiyecek bir şeyler alıp keyifle yiyor, yürüyor, sokakları geziyordu. Çocuklar yine konfeti fırlatıyordu. Bu arada çeşitli alanlarda konserler, yürüyen bandolar vb. aktiviteler de devam ediyordu.

neuchatel9

neuchatel10

Bu şekilde festivalin yayıldığı tüm sokakları gezdikten sonra Basel’e dönmek için istasyona gitmek istedik. Önümüzden geçen bir otobüse kendimizi atınca Fransızca konuşulan bu şehirdeki şoföre, elimdeki haritadan istasyonu göstererek otobüsün oraya gidip gitmediğini öğrenmek istedim. Şoför gülümseyip “bonjour, le gare” deyince kendi kabalığımın utancı; ama adamın kibarlığı ve söyleyiş tarzıyla gezi boyunca “bonjour, le gare” deyip durdum.

Neuchatel’i diğer şehirlerin aksine, evleri-tarihi eserleri vb. ile değil eğlenceli festivaliyle tanımış olduk ve bizim için hoş bir anı oldu. İstasyondan Basel trenine binip 80 dakikalık yolculukla kaldığımız şehre döndük. Bir sonraki gün, yolculuğumuz Luzern‘e olacak.

Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan

Gezi Tarihi: 2 Ekim 2008

Category: İSVİÇRE  Tags: ,
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir