Pizza ve Şarap Atölyesi

Bu hafta içi posta kutuma gelen bir mesaj beni meraklandırdı ve heyecanlandırdı. Daha önce gittiğim yeme-içme mekanlarıyla ilgili birkaç yazı yazmıştım; ama yemek bloggeri değilim. Buna rağmen harika bir etkinliğe davet edilmiştim. Henüz gitme fırsatı bulamadığım; ama çok merak ettiğim Napoli pizzaları yapan RossoPomodoro (kırmızı domates demek) ile Kavaklıdere şaraplarının hazırladığı ortak bir atölye çalışması…

Sahil yolu ve Bağdat Caddesi arasında Göztepe Parkı’nın karşısında yer alan Rossopomodoro’ya girdiğimde bizim için çok güzel bir masa hazırlanmıştı. İçerisi de çok hoş dekore edilmişti.

Rossopomodoro

Davetliler arasında yemek bloggerleri, otel-restoran işletmecileri, TV programlarından tanıdığım Elif Hanım ve FoodinLife dergisinden bir yazar vardı. Önce Kavaklıdere’nin Pazarlama ve Eğitim Koordinatörü Levon Bağış ile özellikle yemek ve şarap uyumu hakkında keyifli bir sohbet yaptık. Levon Bey’den çok şey öğrendim; bunların bir kısmını paylaşmak istiyorum:

  • Doğru yemek-şarap uyumu diye bir şey vardır; ama yanlış yoktur (Belirli kurallar olsa da sonuçta bu bir damak tadıdır).
  • Mutfağın milliyeti olmaz, coğrafyası olur.
  • Her yörenin mutfağı o yörenin şarabıyla en iyi uyumu sağlar (Domatesin asit oranı yüksek olduğundan şarapla eşleşmesi zordur. Öyleyse İtalyan mutfağının vazgeçilmezi, pizzanın ana malzemelerinden biri olan domatesle şarap nasıl uyum sağlıyor? Özellikle Toskana bölgesinde yetişen asidi yüksek olan üzümle yapılan şarapla en iyi uyumu sağlıyor -yöresellik-. Bir başka örnek ise, özellikle Güneydoğu Anadolu’nun ağır, yağlı, gövdeli yemekleriyle uyum sağlayacak tek şarap, bölgenin yüksek tanenli, ağır-gövdeli şarabı olan Boğazkere şaraplarıdır).
  • Yemek, şarabın üzerine çıkmayacak; şarap da yemeğin tadını bastırmayacak – DENGE-.

Levon Bağış ve Tansel Kaya

Ardından da açık mutfak uygulaması olan restoranın içinde kendi pizzalarımızı yaptık. Çifte mayalanma tekniğiyle yaklaşık sekiz saatte hazırlanan (4 saat oda sıcaklığında bekletme, 1-2 saat dolapta mayalanmayı yavaşlatma ve ardından tekrar oda sıcaklığında bekletme) pizza hamurunu elime alır almaz özel olduğunu hissettim. Aslında kullanılan malzeme hepimizin bildiği: Un – su – tuz – yaş maya. Özel yapan ise, kullanılan un; İtalya’dan gelen Molino Caputo adı verilen özel bir un. Ve tabi ki tecrübe- ustalık. Hamurun hafif elastik bir yapısı var; elle açılıyor. Merdane-oklava gerekmiyor. Bizzat denedim; hamuru elime aldım, önce 2 cm kadar kenar payı bırakıp sonra elimle döndüre döndüre yaklaşık 32 cm çapına getirdim ve hiç zorlanmadım. Hamur sanki açılmayı bekliyor gibi. Sonra usta açtığım hamuru aldı, neli pizza istediğimi sordu. Ben de favori pizzam olan “dört peynirli – quatro formaggio” dedim. Parmesan, mozzarella, gorgonzola ve pecorino peynirlerini koyarak pizzamı fırına attı. İki hamur açmıştım, diğerine de deniz mahsulleri ekledi ve onu da fırına attı.

Fırın demişken, bundan özellikle bahsetmek gerekiyor. Kullanılan taş fırın (il forno d’oro-altın fırın anlamında) Napoli’den geliyor ve içinde yakmak için meşe-gürgen odunları kullanılıyor. 480 derece sıcaklığa çıkan fırında pizzalar 40 saniyede pişiyor.

Il Forno d'Oro - Napoli Pizza Fırını

Pizzalar pişiyor

Pizzalarımız fırına atıldıktan sonra masamıza oturduğumuzda, önümüze konan tabakların görüntüsü harikaydı. Buffalo mozzarellası, taze roka ve benim hastası olduğum pesto soslu domatesler başlangıç için harika bir iştah açıcı. Bardaklara ise Kavaklıdere’nin yedi farklı şarabı konulmuş.

La Verace (gerçek anlamında) pizza ise gerçek Napoli pizzası. Yani San Marzano domates sosu, buffalo mozzarellası, taze fesleğen ve sızma zeytin yağı. İşte İtalyan bayrağını temsil eden ve pizzanın en temel hali bu pizza. Tadı mükemmel (fotoğrafını çekmemişim). Farklı malzemelerle yapılan pizzalar pişince hemen masamıza konuldu. Her birinden birer dilim yemeğe çalıştım ki zaten hepsi de birbirinden güzeldi.

Verduretta -sebzeli- pizza

 

Ben tabi kendi yaptığım dört peynirli pizzayı, sebzeli olan Verduretta’yı ve sucuklu olanı da çok beğendim.

Önde dört peynirli pizzam ve arkada sürekli yiyen ben!

Pizzalarımızı yerken ve şarapları tadarken Levon Bey ve Rossopomodoro İşletme Müdürü Tansel Bey ile sohbete de devam ettik. Saatler sonra mekandan ayrılırken hem pizza hem şarap hakkında çok özel bilgiler aldığım ve çok keyifli vakit geçirdiğim için çok mutluydum. Beni bu atölye çalışmasına davet eden Sibel Hanım’a da çok teşekkür ederim.

 

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
5 Responses
  1. Ne kadar güzel bir yazı olmuş. çok da keyifli bir etkinlik. pizza delisi birisi olarak, en kısa zamanda gideceğim. benim istanbuldaki favori pizzacım pipa ama burayı çok merak ettim. özellikle fotolardan bakınca pizzanın hamuru ve kenarları tam istediğim gibi görünüyor.

    http://tuzvekarabiber.blogspot.com/

    • derya says:

      Çok teşekkürler, hamuru bizzat kendim açtım. Harika bi hamur. Deneyince umarım siz de beğenirsiniz, sevgiler

  2. Erkut O. says:

    Biz notlar aldıran , planlarımıza eklemeler yaptıran bir yazı olmuş 😉 tşkler elinize sağlık..

  3. inci says:

    Merhaba ,gerçekten çok keyifli bir etkinlik oldu:).yazınız ve fotoğraflarınız harika olmuş ellerinize emeklerinize sağlık,ben o gün fotoğraf makinamın azizliğine uğradım)=:yeterince fotoğraf çekemedim.Fakat sohbet ve lezzetler süperdi.Tekrar görüşmek dileğiye.
    Kucak dolusu sevgiler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir