Rotamız: Dağlık Frigya

Gezgin Konuk köşesinin ilk konuğu, Levent Kenir. Kendi çektiği harika fotoğraflarla birlikte, benim de çok görmek istediğim bir bölgeyi anlatıyor yazısında:  Dağlık Frigya’da Ayazini Bölgesi.

Levent Kenir kendisini kısaca şöyle tanımlıyor bize: “İşletmeciyim;  Temel Fotoğraf eğitiminin yanında, Sualtı Fotoğrafçılığı, Stüdyo Fotoğrafçılığı ve Gezi Fotoğrafçılığı eğitimleri aldım (EFSAD, AQUACLUP, PHOTOWORLD, PHOTOATLAS) uzun bir yolculukta keşifteyim. Bilindik rotaların biraz dışarısına çıkmayı, keşfetmeyi ve doğruyu aktarmaya çalışıyorum.”

Kendisine bir kere daha teşekkür ediyor ve sizi ne yazık ki küçülterek eklediğim harika fotoğrafların ve yazının keyfine bırakıyorum.

 

Başlangıçta Eskişehir, Afyon, Ankara ve Sakarya vadilerini içine alan bir bölgede yerleşen Frigler, sonraları Kütahya’dan Kızılırmak’a, Ankara’dan Denizli’ye dek olan bölgede güçlü bir uygarlık oluşturmuşlardır. Midas’ın Frig tahtına geçtiği ilk yıllarda ülkenin en önemli düşmanı Asurlar’dır. Midas, Asurlar’la barış yaparak Güneydoğu sınırlarını güvenceye aldıktan sonra batı ülkeleriyle dostça ilişkiler kurmaya yönelir (Batı Anadolu kentlerinden Kyme kralının kızıyla evlenir). Öte yandan fildişi tahtını Yunanistan’daki Delphoi Apollon Tapınağı’na armağan ederek Kıta Yunanistan’ı ile ilişkileri güçlendirir. Gordion’da yapılan kazılarda ele geçen Yunan çanak-çömlekleri bu ilişkilere ait diğer örneklerdir.
M.Ö. 700 yıllarına doğru, Kafkaslar üzerinden Doğu Anadolu’ya giren Kimmerler, önce bölgedeki Urartular’ı güçsüzleştirdikten sonra Kızılırmak’a kadar uzanırlar. Frig-Kimmer savaşı sonunda Frigya tamamen tahrip olur. Kral Midas ise öküz kanı içerek yaşamına son verir (M.Ö. 676). Batıya kaçan Frigler, küçük beylikler halinde bir süre daha varlıklarını sürdürseler de Lidyalıların egemenliğine boyun eğerler. Frigler, başlıca Gordion (Yassıhöyük), Pessinus (Ballıhisar), Dorylaion (Eskişehir) ve Midas’a (Yazılıkaya) yerleşmişlerdir.

Kısa bir tarihi bilgiden sonra gezimizden notlar;

Hafta sonu… hep fotoğraflarına baktığımız, bir o kadar da yakınımızda olan ve bir türlü fırsat bulup da gidemediğimiz… Sonunda Frigya Metropolisi’ni ve Dağlık Frigya’yı fotoğraflamaya karar vermiştik.

Sabah 04:15;  Seyitgazi-Kırka üzerinden Ayazini hedefini gerçekleştirmek için yola çıkmıştık ki, Fethiye tabelasını gördük gün doğumundan önce,  Kaya Mezarları yazıyordu tabelada…

Asfalt yoldan ayrılmıştık. 20 dakikalık orman içi yolculuğumuz,  yağmur nedeniyle toprak yolun deformasyonu aracı olduğu kadar bizi de endişelendirmişti; güneş doğmak üzereydi ve haritada olmayan bir yolda ilerlerken bir göl karşımıza çıktı. Fethiye Gölü’nün üzerine oturmuş bir sis tabakası, güneşin doğumunu bekleyen, rüzgarda sallanan başak tarlasından ve iğne yapraklı ağaçların arasından sıyrılıp gelerek ıslık çalan rüzgar sesi… Tripotlarımızı gün doğumundan önce kurup bu eşsiz doğa olayı için uygun yerde ve uygun zamandaydık. Hava çok soğuktu, deklanşöre basamayacak şekilde üşümüştü parmaklarımız, yanımızda getirdiğimiz termos ve poşet çay sayesinde sıcak bir çay molası verdik.

Güncel olan haritamızla, tabelalar kesişmiyordu… Ayazini’ne doğru ilerlerken gördüğümüz tabela bizi heyecanlandırıyordu. Bu tabelayı görüp girdik yola… Sonra bir daha ne bir bilgi, ne de tabela; kaybolmamak imkansız…

Sonra Aslantaş ve Yılantaş kaya anıtları…

Ayazini rotasından sapmış ve metropoliste güzergah çalışmamızı yaparken imdadımıza Ahmet Cemal Amca yetişiyor. Kendisi Gora filminin çekimlerinde de yer almış, kısa bir sohbet ettik, film çekimlerinden de bahsetti, Cem Yılmaz’ın kendisini İstanbul’a götürmediğinden şikâyetçi bu arada. Her zaman olduğu gibi yine kazılar… Kaçak yapılan kazılar… Sözde definecilerin her yeri kazdıklarını ve özellikle bakımsızlıktan bahsediyor Ahmet Cemal Amca.

Ahmet Amca yolumuzu tarif etti. Ayazini’nden uzaklaşmışız, yeni rotamız girişte fotoğrafını çekip bir daha bulamadığımız Üçler Kayası…

Üçler Kayası Köyü, adı üzerinde etrafında yer alan üç adet kayadan oluşuyor; ama işin ilginç yanı bir de “Turizm Kuşağı Yolu” geçiyor tabelada. Bu tabelayı köy girişinde görüyoruz sadece. Köyün içersine girdiğimizde bir tabela yok, yol nerede? Nedir bu “Turizm Kuşağı Yolu?” Maalesef ilk tabeladan öteye geçemiyor bu durum. Yöre halkından bilgi alıyoruz yine, onlar da olmasa tabelalarla olmayacak bu iş…

Köy içersinden geçerken fotoğraf çekiyoruz; ama köyden sonra araçla ulaşım yok.  “Turizm Kuşağı Yolu”na yorucu bir yolculuk yapacağız, aracımızı köyde bırakıyoruz, yaklaşık 30 dakika zorlu bir yolculuk…  Köylülerin yardımı ile ulaşım mevcut. “Yol boyunca ilerleyin, dümdüz gidin, elma bahçeleri bittikten sonra…” Nihayet Urumkuş Anıtını buluyoruz… Sanki bu, sıcak havada serin sularla buluşmak gibi; fotoğraf çekmeliyiz; fakat tabela Urumkuşu anıtında dahi yok.

Ayazini’ne doğru yola çıkıyoruz, sıcak yorgunluğumuza yorgunluk katarken tesellimiz araç dolabında yer alan buz gibi içeceklerimiz ve her gördüğümüzde bir adım daha yol almamızı sağlayan Frig Anıtları. Sessizliği bozan tek şey kuş cıvıltıları, Aslantaş etrafında yer alan mis gibi kokan çiçekler ve hafif bir rüzgar esintisi. Geriye bütünü tamamlayan fotoğraf makineniz ve siz. Tarifi zor oluyor bazen güzelliklerin…

Ayazini’ndeyiz.

Coğrafya değişiyor,  yeşillik artıyor köye girerken,  seviniyoruz. Tabelalar daha sık, güzergah sıkıntısı çekmiyoruz.  Çevre çok düzenli, ekimi yapılan bahçeler bile…

Kasaba girişindeki sol tarafta bizi kilise karşılıyor: Gavur Hamamı Kilisesi ya da Ayazini Manastırı. Fotoğraflamak için sabırsızlanıyoruz. İçerideki görüntü bizi hayal kırıklığına uğratıyor. Tarihe verdiğimiz değeri sorguluyoruz.  Bir Mabed yeri ve?

Manastır’dan sonra sol tarafta, Yeşilmahalle arasında kalan bölümde ise tüf kayaya oyulmuş çok katlı ve odalı yerleşim birimi bizleri karşılıyor: Avdalaz. Kaya kütlesinin üst girişinde büyük bir sarnıç, alt kısmında ise mezar odaları bulunuyor. Kalenin savunma amaçlı kullanıldığı ve Bizans dönemine ait olduğu biliniyor.

Devam ediyoruz gezimize… Ayazini kasabasının içlerine doğru peri bacaları karşılıyor bizleri… Derin vadi etrafında yer alan peri bacaları fotoğraf çekmek için ideal yerlerden. Bir an için sorgulamadan edemiyoruz, sanki Ürgüp-Göreme’deyiz.  Çok gezmeden öğrenmek, bilmek zor!

Bir uygarlığın yaşamış olduğu bu topraklarda iz sürdük. Kimi zaman büyülendik, gördüklerimiz karşısında hayal kırıklığı da yaşadık kimi zaman. Fotoğraf çektik bol bol, az yemek yedik, uzunca yürüyüşler yaptık.  Keşfetmek için çıkmıştık yola ve bu keyifli yolculuğu Ayazini’nde sonlandırmamız gerekiyordu.

Önemli bir ayrıntıyı da aktarmakta fayda görüyorum.

Bölgeye toplu ulaşım araçları ile gitmek açıkça ifade etmek gerekirse neredeyse imkansız. Kendi aracınız veya önceden anlaşacağınız bir tur şirketi ile rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Dağlık Frigya üç ilin kesişim noktasında olduğu için eğer tur şirketine ait araç ile geldiyseniz TURSAB yetki belgesiz araç ile görebileceğiniz son nokta “YAZILIKAYA” . Fazla değil 30-40 km ileride yer alan AYAZİNİ kasabasına ulaşım yapamazsınız. Kendi aracınızla elbette mümkün. Ayazini rotasını gerçekleştirecek gezginler, tur şirketi TURSAB belgesini lütfen sorgulayın.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
4 Responses
  1. Tanju Tetik says:

    Sevgili Derya hanımefendi Üçlerkayası Köyü’ne gelip de eserler hakkında doyurucu bilgi alamamanız çok üzüntü verici.Ben frigya vadileri rehberliği yapıyorum şayet bölgeyi tekrar gezip fotoğraflamak isterseniz lütfen benimle iletişime geçiniz.Urumkuş anıtı olarak fotoğrafını koyduğunuz eser Aslankaya açık hava tapınağıdır.
    Üçlerkayası’nda Turizm Koşağı Yolu’nda ise başlıca şu eserler bulunmaktadır: Aslankaya, kapıkaya 1, kapıkaya 2 açık hava tapınakları, roma kaya mezarları, frig yerleşimleri,kaya mezarları, şapeller, Üçlerkayası kalesi ve kral yolları, 506 km.’lik Frig Yolu’nun bazı etapları, peri bacaları vb. bölgemizi tekrar değerlendirmek isterseniz size rehberlik yapmaktan mutluluk duyarım iyi günler dilerim hoşçakalınız.
    NOT: Bu yazımı 29 Mart 2012 tarihli yazınızı gördükten sonra yazma kararı aldım . telefonum:505 767 20 07

    • derya says:

      Merhaba Tanju Bey,
      dikkat ettiyseniz yazının başında gezgin konuk yazıyor. Dolayısıyla bu yazıyı ben yazmadım, bir okuyucum yazdı. Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.

  2. ESRA ERSAL says:

    Merhaba
    Ben de gezi yazıları yazıyorum. Google da benim gibi diğerlerini araştırırken karşılaştım sitenle. Emeğine sağlık takipteyim 🙂

Leave a Reply Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir