Ana Sayfaya Dön /
İskeçe
Kavala
Selanik
Atina
Meteora
Selanik... Atatürk’ün doğduğu, 1911 yılına kadar aralıklarla yaşadığı ve çok sevdiği şehir... Hemen hemen pek çok Türk’ün yaptığı gibi biz de önce Atatürk Evi’ni (“Bir ulusun geleceğinin doğduğu yer” yazıyor tanıtım kitapçığında) görmeye gidiyoruz. Hani o pembe boyalı üç katlı ev... Atatürk’ün “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”nin birçok toplantısını yaptığı ev. Şu anda Selanik'in Aghiou Dimitriou ve Apostolou Pavlou Caddelerinin kesiştiği noktada ve Türk Konsolosluğu’yla aynı bahçe içinde.
![]() |
Selanik Belediyesi, 4 Kasım 1933’te Cumhuriyet'in Onuncu yıl dönümü dolayısıyla, Türk-Yunan dostluğunun bir hatırası olarak bu evin duvarına bir plaka yerleştirmiş. Üzerinde Türkçe, Yunanca ve Fransızca olarak şu yazılı:
![]() |
"Türk milletinin büyük müceddidi (yenilikçisi) ve Balkan ittihadının (birliğinin) müzahiri (mimarı) GAZİ MUSTAFA KEMAL burada dünyaya gelmiştir. İş bu levha Türkiye Cumhuriyetinin onuncu yıldönümü münasebetiyle konulmuştur. Selanik, 29 Birinciteşrin (Ekim) 1933"
1912’de 1.Balkan Savaşı’nda Selanik’in kaybedilmesinin ardından Atatürk bir daha dönememiş bu şehre. Ailesi ise oradan taşındıktan sonra Yunanlı bir aile evde oturmuş; ama Selanik Belediyesi evi satın alarak Atatürk’e hediye etmeye karar vererek 1937 yılında Selanik Başkonsolosluğu’na anahtarlarını vermiş. Bu tarihten sonra ev onarılarak tekrar pembeye boyanmış. 2.Dünya Savaşı sonrasında tekrar onarım görmüş ve 1953 yılında “Atatürk Evi Müzesi” olarak açılmış.
Evin içinde Dolmabahçe ve Topkapı Saraylarından götürülen bir Türk evini canlandıran eşyalar yerleştirilmiş. Tabi ki Atatürk’ün kullandıkları değil; ama bazı özel eşyaları sergileniyor. Bunun dışında okul karneleri duvarlarda asılı.
Evden çıktıktan sonra Selanik sokaklarında dolaşmaya gidiyoruz. Rehberimiz 79 yaşında -kendi deyimiyle- doğma büyüme Kadıköylü Hristo Bey. Aramızda tek Yunanca bilen ve yaşına rağmen çok hareketli çok coşkulu. Yol boyunca Gençlik Marşı, Onuncu Yıl Marşı’ndan eski şarkılara kadar geniş bir repertuarla şarkılar, marşlar söyledi. Yine de korkmuyor değiliz. Ya rehbere bir şey olursa, kalırız buralarda diye... Aslında Selanik de kalabilirdik de... Öyle güzel bir şehir ki... Deniz kıyısında kilometrelerce geniş bir sahili var. Ege Denizi’ne bir de bu yakadan bakıyoruz uzun uzun. Sahil boyunca ve ara sokaklarda kapının önüne koltuklarını atmış çok şık kafeler var. Ve sanırım Yunanlılar hiç çalışmıyorlar. Sürekli bu kafelerde oturuyorlar. Her zaman kalabalık...
![]() |
Deniz kıyısında “Beyaz Kule” var. Atatürk de arkadaşlarıyla burada buluşur, yemek yermiş...
![]() |
Neo-klasik tarzı binalar, tertemiz caddeler ve deniziyle bu şehir gerçekten insanın içini ısıtıyor. Biz Selanik diyoruz, Yunanlılar Thessaloniki diyorlar. Nasıl ki, onlar ısrarla Constantinopolis dediklerinde bizim de aynı ısrarla İstanbul dememiz gibi... Bir türlü kabul edemiyoruz galiba, artık o şehrin bizim olmadığını. Şimdi Selanik'e bakıp hüzün duymamamız mümkün değilse, onlar için de İstanbul aynı duyguları uyandırıyor olsa gerek.
![]() |
Gerçekten de Selanik, öyle güzel ki, içten içe içimi de acıtıyor. Benim kalbim Selanik'te kaldı... Keşke bir kere daha gidebilsem, yaşayabilsem Selanik’i...
Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan
Gezi Tarihi: Şubat 2004
|
| Ana Sayfa | Türkiye |
Tunus |
Yunanistan |
İtalya |
Çek Cumhuriyeti |
Hırvatistan | Bosna-Hersek
Hollanda | Macaristan | Avusturya | İsviçre | İspanya |