Sessiz Sakin Kirchzarten

Schauinsland‘da ormanın üzerinde teleferiğe binerek keyifli bir yolculuk yapmış ve tekrar Freiburg Hauptbahnhof’a dönmüştüm. Buradan bir trene binip Titisee-Neustadt tarafına gitmek istiyordum; ama tren saatlerine bakınca gidiş-dönüş için yeterli zamanım olmayacak diye daha yakın bir yere Kirchzarten‘a gitmeye karar verdim; çünkü en geç 19:00’a kadar geri dönmüş ve Basel trenine binmiş olmam gerekiyor, zira bugün eve dönüş günü. Kirchzarten hakkında bildiğim bir şey yok, adını sadece otel ararken görmüştüm; ama Basel trenine kadar boş boş oturacağıma bir yeri daha görmüş olayım istedim.

Trenden inince şehir merkezi tabelası göremeyince tam karşıdaki caddeden dümdüz yürümeye başladım. Bahçe içinde yan yana villaların olduğu uzun bir yol boyunca yürüdüm.

Bahçe sınırlarına yüksek bitkiler ekilmiş, içerisi görünmüyor, yer yer yaşam belirtisi olarak çocuk sesleri vs. gelse de caddede tek başıma yürüyorum, etrafta kimsecikler yok. Nereye gittiğimi de bilmiyorum. Sadece yürüyorum. Seyrek olarak yanımdan piuvvv, bisikletli birisi geçiyor. Böyle böyle giderken geniş bir düzlüğe varıyorum. Önümde yemyeşil bir alan ve arkasında da orman görünüyor.

Çok uzakta, tepede bir kilise kulesi gözüme çarpıyor. Ben villalar arasındaki sokaklarda yürümeye devam ediyorum. Freiburg’a bu kadar yakın, (trenle 15 dakika) çoğunluğu bahçe içinde villaların olduğu bu yerde, bir türlü şehir merkezini bulamıyorum. Git git villalar, orman…

En sonunda birkaç insan gördüğüm bir yere doğru ilerleyince “ahh, işte nihayet merkez burası” diyorum; ama merkezde de insanlar tek tek, sayılı. Birkaç kafe dışında hemen hemen her yer kapalı. Bugün günlerden pazar…

Şehrin kilisesi ve hemen arkasındaki mezarlık öyle bakımlı, özenli ki… Sanki mezarlık değil, çiçek bahçesi. Kilisenin yanından geçip meydana çıkan sokakları dolaşıyorum.

Ana meydan civarındaki sokaklarda yürüdükten sonra, tren istasyonu tabelasını takip etmeye başlıyorum. Meğer trenden inince dümdüz karşıya yürüyeceğime sağa dönseymişim direk merkeze varacakmışım. Ama o zaman da villalı sokakları, ormana giden dümdüz yeşil alanları göremezdim. Böylesi daha iyi oldu.

Kirchzarten, yan yana sıralı-bahçeli villaları, sevimli meydanıyla Freiburg’a çok yakın bir dinlenme ve huzur mekanı… Sakin, sessiz, orman havası içinde, kendi halinde küçük bir kasaba. Temiz havada yürüyüş yapmak, bisiklete binip dağ-tepe dolaşmak isteyenler için de ideal bir yer.

Benim şehirdeki tüm bu dolaşmalarım için bir saat yetti. 16:55’de geldiğim şehirden 18:04 treniyle Freiburg‘a dönüyorum. Böylece Freiburg ve civarında geçirdiğim uzun uzun yürümeli geçen iki güzel günün sonunda artık eve dönüş vaktim yaklaşıyor. Tren istasyonuna gidince önce yemek yiyip sonra da Basel trenine bineceğim. Oradan da EuroAirport Havaalanı’na giderek 22:30 İstanbul uçağıyla eve döneceğim.

 

Category: ALMANYA  Tags: ,
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
2 Responses
  1. Aysu says:

    Merhaba Derya Hanim,

    Bizde esimlle beraber milanodan baslayip Freiburgda bitirerek sizin rotanizi takip etmek istiyoruz. Notlarinizi cok begeniyorum. Bu rota icin schengen vizesi haricinde Isvicre vizesinede ihtiyacimiz varmi bunu bilmek istiyorum cunku havalani isvicre sinirlari icinde beni aydinlatabilirmisiniz?

    Tesekkurler,

    Aysu.

    • derya says:

      Merhaba Aysu,

      Ne güzel, yorucu ama çok keyifli bir rotaydı benim için. Umarım sizin için de çok güzel olur. İsviçre bir süredir Schengen içinde, dolayısıyla Schengen vizeniz varsa üç ülkede de sorun yok. Aklına takılan bir şey olursa çekinme yaz, elimden geldiğince yardımcı olurum.

      Şimdiden keyifli geziler, sevgiLer

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir