Tag-Archive for » yunanistan «

Meteora… Manastırlar Şehri

Meteora… Yunanistan’ın en ilgi çekici yerlerinden biri. Kalambaka bölgesinde birçok manastırın bulunduğu bir yer; ama burayı özel ve benzersiz yapan manastırların her birinin 300 m. kadar yükseklikteki kayaların üzerine yapılmış olması. Yolun başında başımızı kaldırıp manastırlara bakıyoruz, bunları bu kadar yükseğe nasıl yapmışlar düşüncesi herkesin aklında. Bulundukları noktaya çıkmak için virajlı yollardan tepelere doğru ilerliyoruz. İlk Hıristiyanlık döneminde keşişlerin inzivaya çekildikleri, Tanrı’ya yakın olup insanlardan uzaklaştıkları bir yermiş. Aşağıya ulaşım oldukça zor olduğundan ve zamanın 14.yy. civarı olmasından bu hedeflerine ulaşmışlardır diye düşünüyorum. “Meteora”nın sözcük anlamı da “havada asılı” demekmiş. Bir çok manastırın bulunduğu Meteora’dan bugün, içinde hala keşişlerin olduğu [ ... ]

Atina… Binlerce Yıllık Geçmişle Modern Şehir

Atina… binlerce yıllık geçmişin üzerine kurulu, kalabalık, gürültülü, çukurda kalan tam bir metropol. Tanrıça Athena’nın şehri… Dünyadaki ilk demokrasinin merkezi… İstanbul’dan beter bir trafiğe sahip Atina’da ufacık Smart arabalar ve motosikletler en çok rastlanan araçlardan. Şehrin içinde troleybüsler de vızır vızır çalışıyor. Şehirde sürekli bir hareketlilik, insanlarda bir telaş, koşuşturmaca… Meydanlarda gazete kutuları var. İşe giderken herkes bir gazete alıyor eline (ücretsiz) ve hızla uzaklaşıyor. Biz ise, yerel rehber eşliğinde Akropolis’e gidiyoruz. Atina’nın en çok ziyaret edilen turistlik mekanı. Akropolis, tepe üzerine kurulu şehir demek. Tepe noktadan tüm Atina’yı -bir beton yığını- izliyoruz. Akropolis’in çevresi yeşillik bir tek. Her yerde olduğu gibi [ ... ]

Selanik… Atamızın Şehri

Selanik… Atatürk’ün doğduğu, 1911 yılına kadar aralıklarla yaşadığı ve çok sevdiği şehir… Hemen hemen pek çok Türk’ün yaptığı gibi biz de önce Atatürk Evi’ni (“Bir ulusun geleceğinin doğduğu yer” yazıyor tanıtım kitapçığında) görmeye gidiyoruz. Hani o pembe boyalı üç katlı ev… Atatürk’ün “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”nin birçok toplantısını yaptığı ev. Şu anda Selanik’in Aghiou Dimitriou ve Apostolou Pavlou Caddelerinin kesiştiği noktada ve Türk Konsolosluğu’yla aynı bahçe içinde. Selanik Belediyesi, 4 Kasım 1933’te Cumhuriyet’in Onuncu yıl dönümü dolayısıyla, Türk-Yunan dostluğunun bir hatırası olarak bu evin duvarına bir plaka yerleştirmiş. Üzerinde Türkçe, Yunanca ve Fransızca olarak şu yazılı: “Türk milletinin büyük müceddidi (yenilikçisi) ve [ ... ]

Kavala: Küçük Bir Liman Şehri

İskeçe’den sonra Kavala’ya gidiyoruz. Kavala, hoş bir liman şehri. Şehre girerken Osmanlı döneminden kalan bir su kemerinin altındaki Constantinopolis 480 km. yazan bir tabela vardı. Önce Mısır Valiliği yapan ama Kavalalı olan Mehmet Ali Paşa’nın evinin olduğu yere, Panagia mahallesinin tepesine çıkıyoruz. Bu eve çıkan parke taşlı, dar sokaklarda eski cumbalı Türk evleri bize eşlik ediyor. Mehmet Ali Paşa‘nın evine restorasyon olduğu için girmemiştik; ama bahçesinde atının üstünden bize bakan Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın heykelini gördük. Evin genişçe bir bahçesi var Ege Denizi’ne bakan… İlk defa bu şehirde sonra da Yunanistan’ın diğer şehirlerinde de gördüğümüz bir tabela vardı. İki ülke insanı arasında problem [ ... ]

İskeçe’de Yunan Kurabiyesi

İpsala sınır kapısından geçerek Yunanistan’a giriş yaptık. İki ülke arasındaki sınırı oluşturan Meriç Nehri. Nehrin bir tarafı bize, diğer tarafı Yunanistan’a ait. Nehrin üzerindeki uzun bir köprü üstünden geçiyoruz. Pasaport kontrolden sonra Avrupa Birliği’nin yaptırdığı kaymak gibi dümdüz yollardan geçerek İskeçe’ye doğru gidiyoruz. Sınırı geçtikten sonraki bölge, Türklerin yoğun olarak yaşadığı yerlerden. Otobüsle ilerlerken geçtiğimiz köylerin birçoğunda cami minareleri görüyoruz ve Türk köyü olduğunu anlıyoruz. İskeçe, Yunanca adıyla Xanthi, çok şirin, küçük bir kasaba görünümünde. Otelimiz şehrin biraz dışında yeni açılan “Z Palace”. Küçücük bir yer olduğundan şehre yürüme mesafesinde çok şık bir oteldi. İskeçe, tatlıları ve kuruyemişleriyle ünlü. Şehir meydanında birçok [ ... ]