Trenle İtalya’dan Almanya’ya

24 Ağustos 2012. Bugün seyahatimdeki en ilginç günlerden biri. Üç ülke toprağından geçen uzun bir yolculuk günü. Sabah İtalya’nın kuzeybatısında, Tigullio Körfezi’nde yer alan Rapallo şehrinden yola çıkarak güneyden kuzeye İsviçre’yi baştanbaşa geçip son varış noktam Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinin Freiburg şehri olacak. İşte bu yazı, üç ülkeye ait demiryollarıyla yaptığım uzun ve zevkli tren yolculuklarımı anlatıyor.

Rapallo-Freiburg haritası

Rapallo’dan bindiğim bölgesel trenle önce Genova Piazza Principe’ye oradan aktarma yaparak İntercity Milano trenine bindim. Kompartımanda benim dışımda, iki küçük çocuğuyla yolculuk eden bir kadın, bir adam ve kucaklarında futbol topuyla uyumaktan çok, sızmış gibi görünen iki genç vardı.  Aktarmayla birlikte yaklaşık üç saat sonra Rapallo’dan Milano’ya vardım. Hala İtalya topraklarındayım. Milano’dan İsviçre’nin Lugano şehrine daha önce internetten aldığım hızlı trenin kalkmasına daha iki saat olduğundan şehirde turlamak üzere merkez istasyondan çıkıp hızlı hızlı sokaklarda yürüdüm. İki saatin sonunda istasyona geri döndüğümde trenin 15 dakika rötarlı olduğunu öğrendim. Bu durum benim planlarımı biraz bozdu; çünkü Lugano’da 16:10’da inip bir saat şehirde dolaşıp 17:12’deki Freiburg trenine binmeyi düşünüyordum; ama yapacak bir şey yok, durumu kabulleniyorum.

Milano-Lugano ve Lugano-Freiburg biletlerim

Benim sadece sırt çantam var; ama bu tren Almanya’ya kadar gittiğinden yolcuların büyük çoğunluğunda bavullar var. Onlar bavullarını belirtilen alanlara üst üste sığdırmaya çalışırlarken ben rahatça koltuğuma oturdum. Rötar nedeniyle 15:25’te kalkan trende kısa bir süre sonra biletleri kontrol etmeye gelen görevli herkese Como’dan sonra Chiasso istasyonunda aktarma yapmamız gerektiğini söylüyordu. Görevli İtalyanca ve İngilizce konuşuyor. Yolcuların büyük çoğunluğu da İtalyan. Hemen telefonumdaki haritadan Chiasso’yu buldum: İtalya-İsviçre sınırında bir İsviçre şehri. Biletimi alırken aktarma görünmüyordu; sonradan bir değişiklik oldu sanırım. Benim için sorun değil; ama daha bavullarını ancak ve zar zor yerleştirmiş olan bu kadar insan yarım saat sonra tekrar bavulları alıp diğer trene binecek, yazık onlara.

Her neyse, bir süre sonra Chiasso’ya vardık ve İtalya demiryollarına ait (Trenitalia) trenden inerek karşı perondan İsviçre demiryollarına ait (SBB CFF FFS) trene bindik. Artık İsviçre topraklarındayım. Bu tren de 7 dakika rötarlı görünüyor. Tren daha hareket etmeden üzerlerinde silahlar, pos makinesi gibi bir cihaz vs. olan ve sırtlarında ‘sınır güvenlik’ yazan lacivert üniformalarıyla üç polis trene binerek yolcuları kontrol etmeye başladı. Polisler özellikle AB vatandaşı olmayanları ve pasaportlarını inceliyordu ve İtalyanca konuşuyorlardı. Sıra bana gelince bir tanesi pasaportumu aldı, sayfaları karıştırdı; kimliğini gösteren yanımda oturan İtalyan’la konuştu. Ona, beni kastederek ‘beraber misiniz’ diye sordu. Yanımdaki ‘hayır, tanımıyorum’ dedi. Başka bir şeyler daha dedi; ama onları anlamadım. Sonra pasaportumu diğer polise verdi. Meğer o cihaz pasaportun çipini okutmak içinmiş. Polis, pasaportumu cihazdan geçirdi. Vizemi dikkatle inceledi. Bu yetmiyormuş gibi bir de büyüteçle baktı. En sonunda teşekkür edip geri verdi. Bu arada yan taraftaki siyahi kadının pasaportunu da -sanırım onda çip yoktu- telefon edip pasaportun numarasını okuyup kontrol ettirdi. Bu uzun kontroller devam ederken tren de hareket etti.

Chiasso, İsviçre’nin İtalyan kantonunda yer aldığı için sanki hala İtalya’da gibiyim. Yolcular, polisler, görevliler herkes İtalyanca konuşuyor, geçtiğimiz istasyonlarda tabelalar İtalyanca…  Bu inmeli binmeli ve polis kontrollü sınır geçme olayına rağmen bir saat yedi dakika sonra tren Lugano’ya varınca ben indim. İstasyon, Lugano Gölü kenarında değil, tepedeydi. Aşağıya iniş için de bir finüküler hattı vardı; ama artık zamanım çok azaldığından (17:12 Freiburg trenine binmem gerekiyor) şehri gezemeyeceğim için üzüldüm. Üstelik bir de bilet kuyruğuna girip Freiburg biletimi almam gerekiyor. Trenin kalkmasına kısa bir süre kala biletimi alıp şehrin tepeden görünen halini fotoğraflayıp trene biniyorum. Güzel bir şehre benziyor!

Tren istasyonundan Lugano'ya bakış

Tren istasyonundan Lugano'ya bakış

Lugano-Freiburg tren yolu

17:12’de Lugano’dan kalkan ICN treniyle, Bellinzona, Arth-Goldau, Luzern, Olten üzerinden önce İsviçre’nin Almanya sınırındaki şehri Basel SBB’ye gidecek, oradan Intercity trenine aktarma yaparak Freiburg im Breisgau trenine bineceğim.

İstasyondaki tabelaların ve etrafımda konuşulan dilin İtalyanca olduğu, İsviçre’nin güneyindeki Lugano’dan yola çıkan çok milliyetli trenin penceresinden, İsviçre manzaraları eşliğinde keyifli bir yolculuğa başladım. Hızla giden trenin penceresinde öyle güzel görüntüler vardı ki kelimelerle tarifi zor! Trenin içinde ise İtalyanca başta olmak üzere, Almanca, İngilizce hatta Fransızca kelimeler geliyor kulağıma… O yüzden çok milliyetli tren dedim zaten, ha bir de Türk var; ama kendi kendine konuşmadığı için trende Türkçe kelime duyulmuyor!

Başları dumanlı yemyeşil dağların arasından, bazen de içinden geçerek İsviçre trenleriyle yapılan yolculuk çok keyifli. Bundan dört yıl önce, Swiss Rail ile kısa kısa yolculuklar yapmış, eşimle birlikte belli başlı şehirleri gezmiştik; ama bu bölgeye gelememiştik ve çok içimde kalmıştı. Şimdi trenden gördüğüm görüntüler öyle güzel ki, insanın buradan ayrılası gelmiyor.

Dağlardan süzülen şelaleler, yemyeşil çimenlerin tadını çıkaran atlar, inekler… Trenin penceresinden hızla akıp giden görüntüler… Günlük güneşlik bir havada bindiğim trende, bir süre sonra gökyüzü kararmaya başladı. Dağların üstünde görülen gri, suslu-puslu hava az ilerde yağmuru da başlatıyor. Pencereden süzülen yağmur damlaları arasında yemyeşil İsviçre’yi izlerken şimdi güzel bir kahve iyi giderdi! Tren sık sık tünellerin içine girip çıkıyor; dağları, gölleri, nehirleri aşıyordu.

Kim bilir kaç kilometre sonra yağmur bitti, güneş açtı. Tren yoluna paralel, taşların arasından mavi-beyaz bir dere akıyor. Bazen kısa bazen upuzun tünellerin içinden geçiyoruz. Kuzeye doğru çıktıkça trende yapılan anonslar önce Almanca olmaya başladı, sonra İtalyanca. Küçük köylerden, büyük şehirlerden geçiyoruz… Hepsi de özenli, bakımlı, birbirinden güzel… Gördüğüm güzellikleri fotoğraflamak istiyorum; ama fotoğraf makinesinin pilleri bittiğinden cep telefonuyla da trenin hızından istediğim görüntüleri yakalayamıyorum. Çekebildiklerim gözümün gördüğünün onda biri bile değil ne yazık ki!

Bazen yanımızdan hızla trenler geçerken, bazen anons yapılıyor diğerinin geçmesi için duruyoruz. Solumuzda güzel bir göl bize eşlik ediyor Arth-Goldau’ya varmak üzereyken. Tren Arth-Goldau’da durunca baktım ki tabelaların dili de değişti. İtalya ve İtalyanca şimdi tamamen geride kaldı. Artık Almanca her şey. İtalyancayı iyi kötü anlıyor, derdimi anlatabiliyorken şimdi dilini hiç bilmediğim bir ülkeye doğru gidiyorum. Tren ilerledikçe göl bir sağımıza, bir solumuza geçiyor. Luzern’e vardığımızda anonslar Almanca, İngilizce ve İtalyanca yapılmaya başlıyor. İşte Luzern, dört yıl önce gezdiğim ve çok beğendiğim bu şehre bu sefer trenden bir selam veriyorum, istasyonda her yazı Almanca. Yolcular inip bindikten sonra tren ters gitmeye başladı. Hava da iyiden iyice kararmaya başladı. Hava karardıkça pencereden mükemmel İsviçre manzaralarını görmeyince yolculuğun da pek tadı kalmıyor. Ve nihayet 3 saat 43 dakika sonra Basel SBB’de iniyorum. Dört yıl sonra güzel Basel’e kavuşmak da çok güzel; ama bu hava da ne böyle? Şakır şakır yağmur yağıyor ve o kadar soğuk ki, nasıl bu kadar iklim değişti anlamadım. Aktarma yapacağım için TV ekranlarından Freiburg treninin peronuna bakıp koşarak oraya gidiyorum. Peronu buldum, orada bir tren bekliyor; ama TV ekranında Freiburg için “D sector” yazıyor, orada hiç tren yok. Kapri pantolonum ve tişörtümle İtalya’da en kalın giyinmiş insan benken şimdi aynı kıyafetimle en ince giyinmiş insan benim. Ayağımda sandaletlerimle, şakır şakır yağmurda ve akşamın dokuzunda treni ararken soğuktan dişlerim takırdıyor. Biletime göre trenin kalkmasına 8-10 dakika kala “D sector” yazan yere bir vagon getirdiler ve önümde duran trene eklediler. Etrafta sorabileceğim kimse de yok, bir-iki yolcu var, onlar da bilmiyor bu benim için doğru tren mi? Eklenen vagonda Freiburg haricinde bir sürü Alman şehri yazıyor; ama etrafta başka tren yok, TV ekranı burayı gösteriyor. Herhalde doğrudur deyip biraz da soğuktan kurtulmak için trene biniyorum. Az sonra kompartımana genç bir kadın ve içinde buz gibi bira şişeleri olan torbasıyla bir genç biniyor. Yolu uzun herhalde, hazırlıklı gelmiş. Bense çantamdaki en kalın kıyafetlerimi (ince bir bolero ve bir şal) çıkarıp giyiyorum. Sandaletlerimin yerine  ayakkabılarımı da giyiyorum. Ve tren 21:12’de hareket ediyor.

İşte yine trenle başka bir ülkeye geçtim. Sabah yola çıktığım İtalya, baştanbaşa geçtiğim İsviçre’den sonra artık Almanya’dayım. Bu sefer trene haki üniformalarıyla -ama silahsız- Alman polisler biniyor. Öylesine biletime ve pasaportuma bakıp geçip gidiyorlar. Acaba doğru trende miyim endişeleriyle birlikte yol almaya devam ederken 21:56’da Freiburg im Breisgau yazan istasyonda “oh be doğruymuş” diyerek iniyorum. Hala şakır şakır yağmur yağıyor.

Gece trenden inince kolaylık olsun diye, istasyonuna yakın bir otel seçmiştim. İstasyondan köprünün üstüne çıkıp hızla yürüyorum. Bir süre gittikten sonra ters yöne gittiğimi fark edip geri dönüyorum. Yağmur yağıyor, sırılsıklam oldum ve üşüyorum. En sonunda -aslında çok yakın olan- oteli buluyorum. Hemen en üst kattaki odama çıkıp yerleşiyorum. Pencereden yağan yağmuru seyredip iki ay önce yağmurda bıraktığım Almanya’nın beni yine yağmurla karşılamasına “hoş bulduk Almanya, kaldığımız yerden tekrar merhaba” diyorum.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
4 Responses
  1. nuri tulum says:

    Soru..bende İtalya üzerinden alamnya ya geçeceğim.. Bir yıllıl İtalyan vizem Milanoda inip Zürih üzerinden almanyaya gçemek istiyorum.. Gerek İZVİÇRE POLİSİ GEREKSE aLMANYA POLİSİ problem çıkarır mı? cevap verirseniz sevinirim

    • derya says:

      Schengen vizenizin süresi dolmadığı takdirde problem çıkacağını sanmam. Her ihtimale karşı, gideceğiniz yerde ne kadar kalacağınızı ve geri dönüşünüzü belgeleyen otel konfirmasyonları ve uçak biletini gümrükten geçerken yanınıza alın.

  2. gölge says:

    merhaba oldukça güzel ve rahat bı tur yapmıssın yanlız bı sorum olacaktı ıtalyan schengen vize ile trenle almanyaya gidişde anlatıgın sınır polısleri problem yaparmı veyahatta geri cevirirlermi.beni aydınlatırsan sevınırım tsk. SAYGILAR

    • derya says:

      Merhaba, trenle yolculuk yapacaksan benim gibi İsviçreyi geçmem gerekecek. Geçerli bir Schengen vizen varsa büyük ihtimal sorun olmayacaktır. Uçakla gideceğini düşünüp e–postayla da bir cevap göndermiştim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>