Tuzla’da Kısa Bir Gezinti ve Filizler Köftecisi

Bir hafta boyunca ufaklığın hastalığı ve bize de bulaştırma girişimleri nedeniyle evde kalınca pazar günü tam iyileşmeden de olsa, hava soğuk da olsa en azından arabayla bir dolaşırız deyip kendimizi nihayet sokağa attık. Kafamızda hiçbir plan yokken, sahil boyu ilerlerken kendimizi Tuzla’da bulduk. Tabi aslında Tuzla’ya kadar sahilden gidilmiyor. Pendik’ten sonra yol mecburi olarak sahilden çıkıyor, ee madem buraya kadar  geldik, bari Tuzla’ya gidip köfte yiyelim dedik. İstanbul’un deniz kenarında en doğu ucundaki bu ilçe köftecileriyle meşhur. Daha önceden de birkaç defa gitmişliğimiz var. Pendik’ten sonra Tuzla tabelalarını takip edip en sonunda sahilyolu tabelasından sola dönünce yokuş aşağı inerken başlıyor restoranlar… İTÜ Denizcilik Fakültesi’ne kadar inince denize de tekrar kavuşuluyor. Sahil boyunca yan yana pek çok restoran var.

Köftecileri meşhur dedim; ama deniz kenarı olunca illa ki balık da oluyor. Denizcilik Fakültesi’nden sonra Gourme Burger’den, Mado’ya; Bursa İskender’den, balık restoranlarına ve köftecilere kadar pek çok seçenek var. Arabayı park edip biraz yürüyelim dedik; ama hava çok soğuk; maaile hepimizin burnu akmaya başlayınca Filizler Köfte’nin sıcaklığına kendimizi bıraktık.

Yürüdüğümüz sahil boyunca sondan ikinci restoran olan Filizler Köftecisi ahşap binası, kırmızı pötikareli masa örtüleri olan çok sevimli bir yer. İçerinin dekorasyonunda da tamamen ahşap malzeme kullanılmış. İki katlı restoranın ikinci katına çıkan merdivenler boyunca duvarda daha önceden orada yemek yemiş ünlülerin fotoğrafları çerçevelenmiş. Masalarda ise oraya gidenlerin peçete kağıdına yazdıkları yorumları var. Siparişi verip beklerken örtüyle cam arasına yerleştirilmiş yorumlar okunuyor.

Masaya yerleşip ısınalım diye önce az tavuk çorbası söylüyoruz. Sonra köpüklü ayran, paçanga böreği; ardından köfte ve olmazsa olmaz piyaz. Bizim ufaklık mama sandalyesine nedense bu sefer oturmak isteyince şaşırıp hemen oturtuyoruz, niyeti ayran içmek; yemek yemek değil.

Çorbalar hemen geliyor, gayet lezzetli. Sonra gelen paçanga böreği ise tam olmamıştı sanki. Piyazın fasülyeleri de az daha pişse daha iyi olacaktı galiba. Köfteler ise çok lezzetliydi.

Bizimki 2-3 küçük kaşık pilav yiyip bir çay bardağı ayranı içtikten sonra mama sandalyesinden çıkmak istediği an itibarıyla -ki bu an yemeğin taa başı- masalar arasında dolaşmaya başladı bile. Ve ben her yerde olduğu gibi bir gözüm çocukta yemeğimi alelacele yiyip sonra da masadan uzaklara gitmeye başlayınca peşinde gezmeye başlıyorum. Deniz yürümeye başladıktan sonra zaten hiçbir yerde eşimle aynı anda masada oturamıyoruz. İkimizden biri -ki o biri çoğunlukla ben oluyorum- küçük adamın peşinde geziyoruz, diğerimiz masada tek başına oturuyor. Aslında böylece restoranın farklı yerlerine de gitmiş oluyoruz, fena olmuyor. Babamla, eşim çaylarını içerken biz de merdiven çıkma hevesiyle üst kata çıkıyoruz. Üst katta deniz manzarası daha güzel, mekan daha ferah.

Bir restoranın tuvaletine sadece ihtiyaç için mi gidersiniz ? Gittiğim restoranlarda tuvaletlere hep bakarım ben. Güzel bir restorana gittiysem tuvaletlerinin de temiz olması kadar, şık ve ilginç tasarımlı olmasını da beklerim. Restoranın genel görüntüsü kadar da aklımda kalır hep. Filizler’in tuvaletlerinde yerler ve duvarların bir kısmı doğal taşla kaplı, gayet şık; üst bölümler ise mekanın iç dekorasyonuyla uyumlu silindir ahşap. Tabi ki gayet temiz, pırıl pırıl. Yemekler kadar tuvaletlere de özen göstermelerinden çok memnun oldum.

Tekrar merdivenlerden inip alt kata gelince soğumuş çayımı yudumlayıp hazırlanıp çıkıyoruz. Sahilde restoranların hemen arkasındaki paralel sokak -Cumhuriyet Caddesi- boyunca biraz yürüyelim diye ısrar ediyorum, pek taraftar toplayamıyorum. Neyse zar zor biraz yürümeye ikna oluyorlar. Bu cadde boyunca sağlı sollu restoran, fırın, kasap, balıkçı, manav gibi dükkanlar var; ama asıl ilginci bu caddeye açılan sağ kolda ara sokaklardaki evler. Hürrem, Galip Ağa gibi ara sokaklarda iki katlı, ahşap, son derece perişan da olsa içinde oturulan eski Türk tipi cumbalı evler var. Aralara girip dolaşmak istiyorum; ama hava çok soğuk bizimkiler bir an önce arabaya gitmek istiyorlar. Uzaktan cep telefonuyla birkaç fotoğraf çekip peşlerinden gidiyorum.

Tuzla’nın Marmara Denizi’nde 13 km’lik sahili bulunuyor. Bu sahil, yürüyüş ve bisiklet yolları, futbol sahaları, piknik alanları da içeriyor. Deniz kenarında yürümek, sonra acıkınca pek çok alternatif olan restoranlardan birinde yemek yemek ve bu ilçeyi keşfetmek için baharı bekleyin derim. Böylece daha güzel gezebilir, tadını çıkarabilirsiniz. Tuzla’ya araba dışında yol biraz uzun sürse de Bostancı, Kadıköy hatta Esenler ve Cevizlibağ’dan kalkan otobüsler de gitmekte.

Filizler Köftecisi: Cumhuriyet Caddesi, No:135  Tel: 0216 395 91 06

Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir