Unutulmaz Córdoba (1.Bölüm)

6.gün (2 Ağustos Salı): Málaga’dan Córdoba’ya gidiş-dönüş

Sabah erken saatlerde arkadaşlarımı mışıl mışıl uykularında bırakıp tek başıma Málaga’dan Córdoba’ya gitmek üzere yola çıkıyorum. Yürüyerek ve hatta arayarak tren istasyonuna ulaşıyorum (Estacion de Málaga Maria Zambrano).  Córdoba için gidiş-dönüş bilet almak istiyorum. Trenle yolculuk bir saat sürdüğü için otobüse göre çok daha rahat; ama bilet fiyatları değişken. Bazı saatler daha ucuz, bazı saatler daha pahalı. Benim aldığım bilet o gün için en uygun fiyatlı olan 09.15 Málaga-Córdoba ve 20:25 Córdoba-Málaga bileti idi ve toplam 44 € ödüyorum (kredi kartı ile ödenebiliyor).

Trene binince bir saat uyuyarak benim için zorlu bir güne hazırlanıyorum. Zira Córdoba olsun Sevilla olsun ülkenin yaz sıcağı en yüksek şehirlerinden. Hatta bu iki şehrin insanları en sıcak hangi şehir diye aralarında karşılaştırma yapmayı pek severlermiş. Córdobalılar arasında 450 ve üstü sıcaklıkları gösteren şehirdeki termometrelerle selfie yapıp paylaşmak da tipik davranışlardanmış.

10.15’de Córdoba İstasyonu’na vardığımda önce istasyonun içindeki turist ofisine uğrayıp harita vb. işime yarayacak belgeleri edinip yürüyüşe başlıyorum. Hedefimde öncelikli olarak tabi ki olmazsa olmaz Mezquita-Katedral ve Alkazar Kalesi var. Geri kalan bu sıcaktaki performansıma bağlı:-)

İstasyondan güneye doğru yürürken “Puerta Sevilla” isimli kapıya kadar gitmişim. Oradan şehir merkezine tatlı bir giriş yapıyorum. İki katlı, sevimli beyaz evler arasında yürüyerek dolanıyorum.

cordoba1

cordoba2

cordoba3

Benim gibi tek tük turist dışında sokaklarda kimsecikler yok. Sokak aralarında yürüyüp ilerlerken karşıma Caballerizas Reales de Cordoba çıkıyor. Atlı gösterilerin yapıldığı yer olduğunu düşünüp şöyle bir bakmak için içeri girdiğim alandan belki bir saat çıkamıyorum. Önce faytonların bekleme yaptığı kapalı binaya bakıyorum.

cordoba4

Dışarı çıktığımda büyük kum bir pist, karşıda izlemek için tribün ve sağ tarafta ise her biri kendilerine özel bölmelerde duran atları görüyorum.

cordoba5

Bakıcıları atları duşa götürüyor, nallarını tamir ediyor, saçlarını örüyor:-), samanlarını taşıyor yani herkes harıl harıl çalışıyor. Ben de çalışan bu insanları ve tatlı mı tatlı atları izliyorum. Sanırım bir gösteri de yapılacak; çünkü atların bazılarını hazırlıyorlar. Bir süre daha durup izlerken atların biriyle oldukça samimi oluyorum. Yanağımı yalıyor, şapkamı kapıyor…

cordoba6

Binicileri, hazır olan atları kum piste götürüp çeşitli gösteriler yapıyorlar; her ne kadar bu konuda pek bilgim olmasa da atların farklı yürüyüş stillerini gösterdiklerini anlıyorum.

cordoba7

Bir süre izledikten sonra sevimli atlara veda edip hemen kapı komşusu olan Alkazar Kalesi’ne (Alcázar de los Reyes Cristianos) giriş için kuyruğa giriyorum. Hava gerçekten çok sıcak, sırada beklerken güneş altında eriyoruz:-(

Giriş ücretini vererek (4,5 €) dolaşmaya başlıyorum. Burası şehrin surları ve bahçeleri olarak kullanılmış. İçeride şehre tepeden bakış sağlayan iki burç ve muhteşem düzenlenmiş havuzlu, çiçekli çok güzel bahçeler var. Önce bahçeleri dolaşıyorum, şırıl şırıl sular akıyor; çeşmelerden biraz ıslanıp ferahlayarak manzaranın tadını çıkarıyorum.

cordoba8

cordoba9

cordoba10

cordoba11

Bu bahçe, Kral Ferdinand ve Kraliçe İsabel’in Kolomb’a Hindistan’a gidiş için izin verdiği yermiş, bunu gösteren bir heykel de bahçede yer alıyor (buna benzer bir heykeli Granada’da görmüştük, hatırlayın:-)

cordoba12

Bu güzel bahçenin tadını çıkardıktan sonra tepedeki burçlara çıkıyorum. Bu noktadan (soldan başlayarak) hem Guadalquivir Nehri, hem bahçeler, hem de  atları sevdiğim Caballerizas  çok güzel görünüyor. İşte size bu noktadan panoramik bir fotoğraf (Panoramik halini görmek için fotoğrafın üzerine tıklayın!).

Panoramik halini görmek için fotoğrafın üzerine tıklayın!

 

cordoba15

Burçların birinden diğerine doğru bir görüntü ve arkada Roma Köprüsü.

Roma Köprüsü

Bu da köprünün daha yakınlaştırılmış hali.

Burçlardan bakınca şehrin en önemli hazinesi Mezquita-Katedral de görünüyor.

cordoba17

Bu güzel kaleden çıktıktan sonra, Mezquita-Katedral’e doğru yürüyorum ki zaten birbirlerine çok yakınlar. İçine girmeden meydanda biraz dolanıp (az önce burçlardan fotoğrafını çektiğim) Roma Köprüsü’nde yürüyorum, inanılmaz bir sıcak var. Upuzun köprünün sonuna kadar gidip dönmeyi gözüm yemiyor, hele sonundaki kuleye hiç çıkasım yok; geri dönüp kapalı bir yere girmem gerekiyor. Zaten şehrin ‘siesta’ vakti. Aşırı sıcaklardan dolayı öğlen saatleri pek çok yer kapalı. Yaz mevsimi hava da 22.00’ye doğru karardığından öğlen saatlerini dinlenerek geçiriyorlar. Bazı kişilerin evlerine gitmek yerine parkların en serin yerlerinde çimenlerin üzerinde yatmalarına özenmedim desem yalan olur; ama benim o kadar vaktim yok, daha gezmem gereken yerler var.

Hızlıca Mezquita’nın girişine ulaşıp 8 €’ya biletimi ve broşürümü alıyorum. Yazının devamı için lütfen buraya tıklayın!

 

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir