Yine, Yeniden Beylerbeyi Sarayı

Anadolu yakasında Boğaz Köprüsü’nün hemen altında, deniz kenarında muhteşem manzaralı, kendisi de muhteşem olan Beylerbeyi Sarayı’na kaç defa gitsem de yine de ilk gidişim gibi seviniyorum. Son gidişim bulutlu, rüzgarlı ve ilkbahara yakışmayacak kadar soğuk bir nisan günü ve üç yaşındaki oğlumla oldu. Önceki yazım için buraya bakabilirsin.

Beylerbeyi Sarayı Tarihi Tünel

Beylerbeyi Sarayı Tarihi Tünel

Sarayın giriş kapısının yeri değişmiş, bilet aldıktan sonra Tarihi Tünel‘den geçilip haremlik bahçesine giriliyor. Bahçeyi geçince ana saray binası karşımıza çıkıyor. Saray sadece rehberli olarak gezilebiliyor ve anlatımlar gruplar halinde alınan ziyaretçilere göre Türkçe ya da İngilizce olarak yapılıyor ve 30 dakika kadar sürüyor. Bu kısa bilgiden sonra sarayın tarihine ve bugününe bir bakalım.

Beylerbeyi ve civarı çok eski zamanlardan beri yerleşim yeri olarak kullanılmış; çeşitli yapılar yapılmış, yıkılmış. Günümüze kalan bölümler de içeren son yapılaşmanın ana sarayı, II. Mahmut (1808-1839) zamanında ahşap olarak yapılmış. Eski Beylerbeyi Sarayı’ndan günümüze kalan bölümler ise, set bahçelerinde yer alan ve bugün ziyarete kapalı olan Mermer Köşk, Büyük Havuz ve az önce giriş yaptığımız Tarihi Tünel (1829-1832). Bu tünelin yapılması ise tamamen ulaşım amaçlı. Sarayın en önemli özelliklerinden biri, sahilden başlayarak Çamlıca’ya doğru setler halinde yükselen bahçelerden oluşması yani set bahçeleri. Fakat bu durum, sahil boyunca ulaşımı sağlayan yolun sarayın bahçesinin içinde kalmasına neden olmuş. Böylece, sahil yolu bir tünelle kapatılarak set bahçelerinin tünelin üstünden başlatılmasıyla hem yol işlevini sürdürmüş hem de bahçeler setler halinde yapılmış. Hatta 1973 yılına kadar bu tünel Üsküdar’ı Beylerbeyi’ne bağlayan karayolu olarak kullanılmış. Günümüzde ise, tarihi taş tünel çeşitli kültürel ve sanatsal aktiviteler için kullanılıyor (Bizim gittiğimiz gün, çini sergisi ve satışı vardı).

Sultan Abdülaziz tahta çıktığında, 1851’de yangın geçiren ahşap sarayı yıktırıp bugün gördüğümüz son Beylerbeyi Sarayı’nı yaptırmış (1863-1865). Deniz kenarındaki 24 odalı ve 6 salonlu yeni saray, dış görünümüyle “batılı” iç görünümüyle “doğulu” olarak mimar Sarkis Balyan tarafından tasarlanmış.

1-20130417_150602

Mabeyn Bölümü Girişi

Harem tarafından Görünüm

Harem tarafından Görünüm

Sultan, sarayın iç süslemelerine çok önem vermiş, ağır yaldızlı kalem işleriyle süslenmesini istemiş. Bu ana saray dışında, günümüze kadar gelebilen, set bahçelerinin en üstündeki Sarı Köşk (ziyarete kapalı), saltanat atlarının bakıldığı Ahır Köşk (ziyarete kapalı), selamlık ve haremlik bahçelerinde, tam deniz kenarında bulunan Deniz Köşkleri de aynı zamanlarda yapılmış.

Deniz Köşkü (Harem)

Deniz Köşkü (Harem)

Yazlık saray olarak tasarlandığından herhangi bir ısıtma sisteminin bulunmadığı saraya genellikle deniz tarafından ulaşım sağlanırmış. Yaldızlı, görkemli Deniz Kapıları bugün de yerlerinde duruyor.

Deniz Kapısı

Deniz Kapısı

Gelelim sarayın içine… (sarayın içinde görüntü ve ses kaydı yasak) Rehberli turun başladığı Mabeyn Bölümü, üst kata çıkan çift kollu muhteşem merdivenler, tam ortada dev porselen vazo ve heybetli avizeyle dikkat çekiyor. Biz soldan Selamlık bölümünü dolaşmaya başlıyoruz. Odaların içine girilmiyor, sadece kapısından bakılabiliyor. Her odanın kendine has, tavan ve duvar süslemeleri; koltuk kumaşları ve perdeleri var. Sarayın tam ortasında ise Havuzlu Salon var. Yazlık saray olarak yapıldığından bu havuz, doğal serinlik sağlıyormuş. Havuzun arka tarafında sarayı yaptıran Sultan Abdülaziz’in atlı bir heykeli var! Havuzlu salon aynı zamanda Selamlık bölümünü Harem‘e bağlıyor yani tam ikisinin arasında. Sultanın annesinin kaldığı odalara baktıktan sonra havuzun karşısındaki merdivenlerden üst kata çıkınca çok büyük ve çok görkemli olan Kabul Salonu karşımıza çıkıyor. Sütunlarının mavi (taklit) mermer olmasından dolayı Mavi Salon da deniyor. Yerde tek parça bir Hereke halısı, avizeler, tavan süslemeleri, perdeler, sedefli koltuklar… daha neler neler var bu salonda… Görkemli salonun dört bir köşesinde yine birbirinden farklı süslemeleri olan odalar var (bir tanesi namaz odası, duvar ve tavanlarında ayetler hatla yazılmış). Rehberli turun sonunda Mabeyn bölümüne (başladığımız yer) giden merdivenlerden iniyoruz.

Sultan Abdülaziz, Osmanlı padişahları içinde yurt dışına gezi amaçlı giden ilk padişah. Daha öncekiler çok gitmiş; ama hepsi sefer amaçlı… Sultan Abdülaziz , “Uluslararası Paris Sergisi”nin açılışına davet edilmiş ve davete icabet etmiş (1867). Bu ziyaretten iki sene sonra İmparatoriçe Eugénie de İstanbul’a iade-i ziyarete gelmiş ve Beylerbeyi Sarayı’nda kalarak sarayda kalan ilk yabancı konuk olmuş. Daha sonraları yine yabancı devlet adamları, diplomatlar da sarayda konuk olmuş; ama içlerinde bu muhteşem sarayda kalıp da en mutsuz olan herhalde II. Abdülhamit’tir. 1909 yılında tahtan indirilen ve devrik padişah olarak sürgün hayatı başlayan II. Abdülhamit 1912 yılından ölümüne kadar (1918) geçen sürede sarayın harem bölümünde göz hapsinde tutulmuş (ısıtma sisteminin olmadığı yazlık sarayda kışları da kalan devrik sultan veremden ölmüş). Sarayın bahçesindeki dev manolya ağaçlarının onun döneminde ekildiği düşünülüyor; sarayın bahçesinde ve selamlık kapısının girişinde yer alan aslan heykelleri ise Sultan Abdülaziz’in aslanlara ilgisinden dolayı yapılmış.

Sarayın Bahçesinde Manolya Ağaçları

Sarayın bahçesindeki manolya ağaçları Haziran başında çiçek açıyor.

Bahçede küçük bir bambu ormanı da var, saksıda yetiştirilen bambuların kalın dallı ve çok çok uzunu.

1-20130417_1458391-20130417_145727

Cumhuriyetle birlikte sultanların evi sayılan saraylar ulus malı olarak görüldüğünden TBMM korumasına alınmış. Halen de TBMM Milli Saraylar’a bağlı olan Beylerbeyi sarayı müze-saray olarak Pazartesi ve Perşembe hariç her gün, ziyarete açık. Yabancıların da oldukça fazla ilgisini çekiyor. Biz ordayken gördüğüm ziyaretçilerin büyük çoğunluğu yabancı turistti.

Set bahçelerindeki köşklerin restorasyonu bittiğinde tekrar gelmek üzere bu güzel saraya veda ediyorum. O zamana dek, köprüden geçerken gözüm üstünde!

Çıkış Kapısından Saraya Son Bakış

Çıkış Kapısından Saraya Son Bakış

 

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir